10 Eylül 2017 Pazar

Singapur Gezisi - 3

Herkese merhaba,

Singapur'da ki bu son günümüzde, eğlenceden ziyade biraz da şehri gezmek gerektiğine karar vermiştim. Bu gece uçağımız kalkacak ve İstanbul'a doğru yola çıkacaktık.

Sabah kahvaltımızı ettik ve metro ile şehrin kurucusu olan Sir Thomas Stamford Raffles'in anıtına gittik. Bu güzel şehir için kendisine bir teşekkür etmeden şehri terk edemezdim... Ardından şehrin simgesi olan Merlion'a gittik ve Singapur fotoğraflarında gördüğümüz ünlü Marina Bay Sands Hotel'ini gördük. Arkadaşlarımızın bir kısmı Sentosa adasına giderek güneşlenmek istediler, ben ve bir arkadaşım China Town'a geçtik.

Sir Raflles Anıtı ve Merlion




China Town şehirde ucuza hediyelik eşya bulabileceğiniz ve fiyatların en uygun olduğu yerlerden birisi diyebilirim. İsminden de anlaşılacağı üzere, bu bölgede Çinliler yaşıyor ve mimari yapısı biraz farklı. Yemek yerleri fiyat olarak daha uygun ve her ne kadar Çin mahallesi olsa da dünya mutfağından  bir şeyler bulmak mümkün. Singapur'a giderseniz burayı es geçmeyin.

China Town'da biraz dolaştıktan sonra, Little India'ya gittik yani Küçük Hindistan. Metronun çıkışında başlayan Hint esintileri, sokağa çıkmamız ile birlikte Hint rüzgarına dönüştü. Burası da şehrin Hintlilerin yaşadığı bölümü olması sebebiyle Little India olarak isimlendirilmiş. Hindistan'a gitme şerefine daha nail olmadım fakat şehrin diğer yerlerinden o kadar farklı ki, Hindistan'ı anlatan belgeseller ve yazılardan okuduğum kadarıyla burası Hindistanlaştırılmış bir bölge diyebilirim. Şehrin diğer kısımlarından çok farklı, beklenmedik bambaşka bir dünya. Öğle yemeğimizi buradaki restoranlardan birinde yedik. Tabii ki de et yoktu :) :) Hatta yemeklerin fotoğraflarını da aşağıda görebilirsiniz. Heykellerin bulunduğu muhteşem bir dükkana girdik. El işçiliğinin bu denli güzel işlendiği bunca figürü bir arada görmemiştim. Üzerlerindeki fiyatlar haliyle pahalıydı. Birgün çok zengin olursam, geri dönüp muhakkak bayıldığım figürlerden bir kaçını alacağım ve dostlarıma hediye edeceğim.

Little India











Little India'nın ardından şehrin lüks bölgesi olan Orchard yoluna gittik. Evet evet, bir gün içerisinde bu kadar farklı kültüre ait oluşum, kültür şoku benzeri bir etki yaratıp beni şoka sokacak mı diye test ediyordum... Ama sonuç hüsran, hiçbir şey olmadı. Orchard yolunda dünyaca ünlü markaların mağazaları ve pahalı restoranlar bulmanız mümkün. ''Arkadaş ben rahatıma düşkünüm, hiç uğraşamam küçük Hindistan'mış, yok orta ölçekli Çin'miş, yandan çarklı İtalya'ymış.'' diyorsanız buyurun buraya. Diğer bir deyişle burası şehrin Nişantaşı'sı, Avrupai yüzü ve görülmesinde fayda var. Çok da şık bir yer ama benim mideme bir süre sonra, bu kadar düzenden ötürü ağrılar giriyor... Belki de ağrılar yediğim Hint yemeklerinden ötürü olabilir. :D :D Bilemiyorum. :D :D :D

Orchard Road



Orchard Road'dan ayrıldık ve hostelimize doğru yola çıktık. Arkadaşlarımızla hostel'de buluştuk. Ortak alana bıraktığımız çantalarımızı aldık ve havaalanına doğru yollara düştük. Uçağımız 1 saat kadar rötar yedi. Uzun bir yolculuğun ardından memlekete döndük.

Şimdi bu muhteşem seyahatten geriye anılar kaldı. Geriye dönüp baktığımda yüzümü gülümseten ve hatırladığımda mutlu olmamı sağlayan onlarca anım oldu. Seyahat etmek; yalnızken ayrı güzel, dostlarınla bir başka güzel oluyor. Her seferinde yalnız gitmeyi planladığım seyahatlerime muhakkak arkadaşlarım da katılıyor. İnsan arkadaşını gerçekten seyahat ederken tanıyor ve en azından kendim için söyleyebilirim ki; ne kadar doğru kararlar verdiğimi görmek beni mutlu ediyor. Sevdiğim dostlarımla seyahat etmek, onlarla anılar biriktirebilmek ve geçmişe beraber dönüp baktığımızda aynı duyguları paylaşabilmek dostluğu güçlendiren önemli ögeler diyebilirim. Seyahat etmek, insana bir çok şey kattığı gibi aynı zamanda bir mihenk taşıdır.

Seyahat etmekten korkmayın, Dünya sandığınızdan çok daha güzel bir yer. Haberler insanlara her zaman daha kötüyü gösterir ki, sistemin çarkları dönmeye devam etsin. Seyahat etmek sadece bir yerden başka bir yere gitmek değildir. Gittiğiniz ülkedeki insanları tanımak, kültürü biraz olsun anlamak ve milyarlarca insanın hem ne kadar farklı hem de ne kadar birbirinin aynı olduğunun farkına varmaktır. Güvenli alanlarınızdan çıkın. Belki de güvenli alan olarak gördüğümüz bu yerler, kendi düşüncelerimizle yarattığımız hapishanelerimizdir. Kendimizi hapsettiğimiz bu karanlıklara, bir uçak bileti alarak ışık yakabiliriz. Bir kere uçmayı öğrendiğinde, uçmaya cesaret etmediğin her gün için pişmanlık yaşamamak adına seyahat edin!

Bir sonra ki durağım Mağrip'in güzel ülkesi Fas. Bakalım ne maceralara mazhar olacağım. :) :)

Hoşça, mutlulukla, huzurla ve sağlıcakla kalın.


GEZGİN ŞİŞKO


4 Eylül 2017 Pazartesi

Singapur Gezisi - 2

Herkese merhaba ve iyi bayramlar,

İlgili sabah çok erken kalkmadık. Çünkü, acelemiz yoktu ve gün boyu eğleneceğimiz için tüm rahatlığımızla kahvaltımızı ettik. Ardından otobüse bindik ve Sentosa Adasına doğru yola koyulduk.

Tüm günü Universal Stuidos Singapore için ayırmıştım. Giriş ücreti 70 Singapur Doları ( 175 TL civarı ) Ücret biraz yüksek olabilir! Yine verdiğiniz her kuruşa değeceğine sizi temin ederim. Hayatımda geçirdiğim en eğlenceli günlerden birisiydi. Universal Studios'a Japonya gezimde de gitmiştim ve yine çok eğlenmiştik. Bu sefer arkadaş grubumla gittim ve tabiri caizse; ''bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik...''. Biz tabii ki de o gün dev gibi bir orduyu yenmedik. Lakin, çok eğlendik :D :D Singapur'a giderseniz, sakın burayı es geçmeyin.

Giriş ücretinin yanı sıra, içerisi gerçekten pahalı. Hem de gereksiz denecek kadar pahalı. Ben çantamda içeriye yiyecek bir şeyler sokmuştum. Girişte zaten kimse çantanızı aramıyor. Dışarıdan bir şeyler getirmekte fayda olduğunu belirtmek isterim. İçeriye girmeden önce, bir harita edinin. İçerisi çok büyük ve küçük atraksiyonlardan, büyüklerine doğru gitmeniz yararınıza olacaktır. Bizim gittiğimiz gün, Cuma günüydü ve hiç de kalabalık değildi. Bekleme süreleri gayet insaniydi. En uzun süre beklediğimiz sıra, 1,5 saat ile Antik Mısır bölümündeki trendi.

Universal Studios Singapore








İçerisinin nasıl gezildiği hususunda uzun uzun laf kalabalığı yapmayacağım. Sadece gözünüzden kaçabilecek ve önemsiz gözüken bir kaç atraksiyon yazacağım. Zaten hız trenlerini hepiniz girer girmez göreceksiniz ve her ikisine de bineceksinizdir diye düşünüyorum. Sakın binmemezlik etmeyin!!!

Gelelim önemli konulara, öncelikle Water World bölümüne kesinlikle gidin. Burası belli saatlerde tiyatro gösterisi sunan bir bölüm. Water World filmini bir çoğumuz hatırlar... Aslına bakarsanız tiyatro demek, ilgili gösteri için yetersiz bir kelime oluyor. Efsane bir gösteri. Kendinizi bir anda patlamaların, kocaman uçakların, botların, aksiyonun ve bir komedinin içinde buluyorsunuz. Gösteri biraz sulu, ıslanmak istemiyorsanız ön sıralara oturmamanız gerekiyor. :D :D Söyleyeceğim tek şey, kesinlikle ama kesinlikle bu gösteriyi kaçırmayın! Aşağıda link var, bir göz atın derim;




Diğer bir önemli konu ise; bizim dışarıdan anlamadığımız Revenge Of The Mummy... İlk gördüğümde, bu bölümü 7D (8D/9D/120D ne deniyorsa artık) gibi bir gösteri zannettim. Pek istemeyerek içeriye adımımızı attık ve piramit içinde 1,5 saat kadar sıra bekledik. Sıranın başına geldiğimizde, karşımıza bir tren çıktı. Trene bindik ve kapkaranlık bir alanda; mumyanın kahkahaları ve silueti eşliğinde, tren bir sağa, bir sola, bir yukarıya, bir aşağıya gitmeye başladı. Yukarı aşağı derken, hızlı gitmesinden bahsetmiyorum. Bildiğin tren 90 derecelik bir açı ile yukarı uçtu :D :D Göz gözü görmüyor ve deli gibi bir hızla hareket ediyor. Karanlık bir ortamda hız trenine binmek, gerçekten farklı bir deneyimdi. Bunu da kesinlikle kaçırmayın! Çıkışta hepimiz büyülenmiştik. Mumya intikamını, bizi eğlendirerek almıştı. Bütün intikamlar kötülükle alınmayacak ya! Biraz farklı düşünün :D :D 





Akşam saat 20:00 gibi mekandan ayrıldık ve hostelimize doğru yola koyulduk. Hayatımda geçirdiğim en güzel günler sıralamasında, ilk 10'a girecek bir gün daha yaşamış olmanın verdiği mutlulukla yastığa başımı koydum. Ertesi gün gezimizin son günüydü. Fakat, hiç üzülmüyordum. Muhteşem bir gezi planlamış ve gerçekleştirmiştim. Bazen nerede duracağını bilmek gerekir. Bu gezi için, doyuma ulaşmıştık. Ertesi gün için daha sakin ve dingin planlarım vardı. 

Bir sonra ki yazıda görüşmek dileğiyle hoşça, mutlulukla, huzurla ve sağlıcakla kalın.


GEZGİN ŞİŞKO

27 Ağustos 2017 Pazar

Singapur Gezisi - 1

Herkese merhaba,

Kuala Lumpur'dan sabah saatlerinde Singapur'a doğru harekete geçtik ve kısa bir yolculuğun ardından Singapur Changi Havaalanına indik. Hayatımda ilk defa havaalanında, pasaport kontrolünde kenara çekildim. Nerede kalacağımızı, ne zaman döneceğimizi filan sordular. Ben her zaman yanımda biletleri ve konaklama kağıtlarını çıktı olarak taşırım. Kağıtları verdim ve o sırada diğer erkek arkadaşımızı da kenara çektiler. Kızları kenara çekmeyip, sadece erkekleri çekmeleri de enteresandı. Bir kaç gezgin arkadaşımdan daha Türk erkeklerini sorguya çekip, öyle ülkeye aldıklarını duymuştum. 5 kişilik gruptan sadece 2 erkeği kenara çekmeleri de bu iddiaları doğrulamış oldu. Tavsiyem, Singapur'a giderken muhakkak konaklama ve uçak biletlerinizi bastırmanız. :) Telefonumda kaydı var gibi zekice bir öneri ile gelmeyin. Telefon kırılabilir, şarjı bitebilir v.b bir çok şey olabilir. Basılı olarak taşımak, bence en iyisi. Evrakları inceledikten kısa bir süre sonra bizi ülkeye aldılar.

Metro ile otelimizin olduğu bölgeye gittik. Singapur'da 3 günlük turist kartı aldık. Otobüs ve metro hatlarını 3 gün boyunca sınırsızca kullanabilecektik. Fiyatı 20 Singapur Doları S$. Fiyat yüksek gibi gelebilir fakat, şehir çok küçük değil ve gideceğiniz her yere metro ile ulaşıyorsunuz. Her seferinde para vermek yerine, bu kart çok işinize yarıyor ve inanın ulaşım kartsız çok pahalı!

Hostelimiz güzeldi, ulaşım kolaydı ve fiyatları da iyiydi. Hostel için tıklayın. Metro ve otobüs ile ulaşım mümkün. Hostele çantalarımızı bırakıp yerleştikten sonra, ilk günün planını uygulamaya başladık. Tatilin eğlence ayağını tamamen Singapur'a ayırmıştım ve ilk günde Mega Adventure Park ile Night Safari vardı. Night Safari biletlerini internetten almamıştım, iyi ki de almamışım. İnternette 45S$ olan bilet, hostel'de 38 S$'ydı. Hostel'den akşam için biletlerimizi aldık ve tekrar yollara düştük.

İlk rotamız Sentosa adasıydı. Bu ada komple eğlence için ayrılmış ve her köşesinde eğlence parkları var. Bizim ilk hedefimiz Mega Adventure için tıklayın. Biz Mega Climb ve Mega Zip'a katıldık. Fiyatı 75 S$ (190 TL civarında ) 'dı. Değer mi? Hiç şüpheniz olmasın! Ben yükseklik korkusu olan bir insandım. Fakat şuan korku filan kalmadı. Mega Climb'de 3 parkur var ve 10-20-30 metrelerde bu parkurları geçiyorsunuz. Yorucu ve çok eğlenceliydi. Hepimiz bu parkurları başarı ile geçtikten sonra, sıra Mega Jump'a geldi. Eller ayaklar boşlukta, tepenizden asılı özel bir ekipman ile Sentosa adasının tepesinden sahile doğru uçar gibi iniyorsunuz ve muhteşem bir deneyim. Sadece Mega Zip isterseniz, 45 S$. Bence her ikisine de katılın derim. Climb bir hayli yorucu ama çok eğlenceli.

Mega Adventure




Mega Zip Videosu ( Bizim çektiğimiz videoda bazı aksaklıklar oldu!!!  Nasıl bir şey olduğunu anlamanız için aşağıdaki videoyu paylaşıyorum)



Sahile indikten sonra ekipmanları teslim ettik ve sahilde biraz dinlendik. Ardından Night Safariye katılmak üzere yolculuğumuz başladı. Night Safari, Singapur Hayvanat Bahçesinde serbest bir şekilde dolaşan hayvanların arasında, gece saatlerinde golf arabasının uzun versiyonu ile size safari tadında bir eğlence yaşatıyor. Çok farklı bir deneyim ve hayvanların kafesler içinde olmaması da çok hoşuma gitti diyebilirim. Buradaki hayvanların hepsi, Singapur şirketleri tarafından evlat edinilmiş ve masraflarını ilgili şirketler karşılıyor. Singapur'a giderseniz, kesinlikle kaçırmamanız gereken bir olay. İçerisi çok karanlık ve aydınlatma az olduğu için video ve fotoğraf çekemedim. Zaten hayvanlar rahatsız olmasınlar diye, flaş açmamanızı belirtiyorlar. Gece ,sessiz ve çıt çıkarmadan ormanın içinde hayvanların arasından geçiyorsunuz. Hayvanlar ile aranızda hiçbir tel örgü v.b şey yok. Etkileyici ve çok hoş bir deneyimdi. Gitmeden önce haritadan yerine baktığımda, şehrin bir hayli dışında görmüştüm ve ulaşım konusunda endişeler yaşamıştım. Fakat ulaşım çok kolay. Kırmızı hat üzerinde Ang Mo Kio durağında iniyorsunuz ve metrodan çıkınca karşıda bulunan otobüs terminalinden 138 nolu otobüse binip, en son durakta iniyorsunuz. Gece geç saatlere kadar otobüs var. Oradan nasıl döneceğim gibi bir telaşınız da olmasın. Bu muhteşem günün ardından, hostelimize geri döndük ve huzurlu bir uykuya daldık.

Night Safari ( Gece olduğu için video çekemedim. Aşağıdaki video durumun anlaşılması için. )




Singapur, şimdiye kadar gördüğüm şehirler arasında, şehirciliğin geldiği en son noktalardan birinde diyebilirim. Belki de şehir devlet olması nedeniyle, bu kadar temiz ve bakımlı olabilir. Ne de olsa, koca ülke tek şehirden oluşuyor. Hem para birimi nedeniyle, hem de milli gelirleri sebebiyle şehir bize göre çok pahalıydı. Her şeye rağmen yeşili korumaları, şehrin düzeni, ulaşım ağı ile yaşanabilirlik seviyesi gerçekten  yüksekti. Ben normalde şehir sevmem lakin, burası olmuş :D :D :D Bir de yasakları var ki, hiç sormayın :D :D En çok hoşuma giden, sakız çiğnemenin ve satmanın yasak olmasıydı. (Not: şeker emmiklemek yasak değil! ) Diğer yasaklar, bir çok ülkede bulunan yasaklardı. Fakat para cezaları gerçekten çok ağır. Sakız çiğnemenin cezası 2000 tl civarında. Tükürmek, asansöre işemek, yere çöp atmak gibi eylemlerin cezaları da yine bu dolaylarda. Hayır bir insan neden asansöre işeme ihtiyacı duyar? onu da anlayamadım açıkçası :D :D :D Eğer yasakları delmek istiyorsanız, cebinizde yüklü miktarda para ile gitmenizde fayda var. :D :D :D

Gelecek bölümde 2. günümüzün maceraları ve eğlence dolu bir yazı ile karşınızda olacağım. :D :D Oya Başar'ın söylediği gibi; ''Beni özleyin anacım, byeeee''

Bir sonra ki yazıda görüşmek dileğiyle hoşça, mutlulukla, huzurla ve sağlıcakla kalın.


GEZGİN ŞİŞKO

20 Ağustos 2017 Pazar

Kuala Lumpur Gezisi

Herkese merhaba,

Tayland'da son kez uyandık ve Phuket Havaalanına doğru yola çıktık. Kısa bir uçuşun arından Kuala Lumpur Havaalanına indik. Ayağını kesen arkadaşımızı, Türkiye'ye göndermek için Türk Hava Yollarının bürosunu bulduk. Fakat kapalıydı. Havaalanında, danışmadaki görevliler o kadar yardımcı oldular ki, sayelerinde bilet alma işlemini tamamlayabildik.

Arkadaşımızı ilk uçak ile İstanbul'a gönderecektik. İlk uçak gece saat 23:00'den sonraydı. Check-in işlemlerini hallettik, biniş kartını aldık, ayağının pansumanını yaptırdık ve havaalanında alışveriş yapabilmesi için parasını bozdurduk. Saat 14:30 gibi arkadaşımızı bırakarak, şehir merkezine doğru hızlı trenle yola çıktık. Hızlı tren fiyatları gidiş-dönüş 100 Ringit (80 TL civarı). Biraz pahalı olabilir... Taksi veya başka bir ulaşım aracı kullanmak isterseniz, 1,5 saatte şehir merkezine ulaşıyorsunuz. Hızlı tren ise sadece yarım saat sürüyor. Zaman, paradan daha değerlidir. :D :D

Şehir merkezinde trenden indik. Otelin bulunduğu bölgeye, Monorail ile geçtik. Çantalarımızı bıraktık ve Patronas İkiz Kulelerinin olduğu bölgeye geçtik. Şehrin bende bıraktığı ilk etki, beklediğimden daha fazla gelişmiş olması nedeniyle şaşkınlıktı. Sanırım bu seyahat boyunca, bir çok şehirde aynı duyguyu yaşadım diyebilirim. Yola çıkmadan önce beklentilerimi çok düşük tutmuşum sanırım. :D :D :D

Patronas Twin Tower



Kulelerin altındaki mekanlardan birinde oturduk bir şeyler yedik. Biz yemek yerken, bir fırtına patlak verdi ve 1 saat kadar sürdü. Yemeğimizi yediğimizde, fırtına bitmişti. Kulelerin yanındaki KLCC Parkta biraz yürüdük. Ardından yürüyerek, Kuala Lumpur Kulesinin olduğu bölgeye gittik. Kuleye çıkmadık, her yerin gökdelen olduğu bir yerde kuleye çıkmanın pek bir anlamı olduğunu zannetmiyorum. Kuala Lumpur Kulesinin olduğu bölge gerçekten cıvıl cıvıldı. Çok güzel kafeler ve yemek yerleri vardı. Biraz takıldıktan sonra, otele geri döndük ve uyuduk.

Yorucu ve üzücü bir gündü. Arkadaşımız seyahati yarım kaldığı için üzgündü. Bizler de o üzüldüğü için ve arkadaşımızın erken ayrılmasından dolayı üzgündük. Keşke, böyle şanssız bir olay başına gelmeseydi ve seyahati hep birlikte tamamlayabilseydik. Daha kötü bir şey olmadan durumu atlatmış olması hepimizi teskin etti. En azından yanında bizler vardık ve elimizden geldiğince yardımcı olabildik. Hepimiz için gezi programlarında izlediğimiz bu gibi bir olaya şahit olmamız, tuhaf bir deneyim olmuştu.

Ertesi gün kahvaltımızı ettik ve şehre gelme amacımız olan Batu Mağaralarına gittik. Batu Mağaralarına şehir merkezinden trenle gidiliyor. Gerçekten çok basit ve ulaşım kolay. Batu Mağaraları, dünyadaki en büyük tapınak mağarası ve Hindu tanrılarından Lord Murugan'a adanmış. Mağaranın önünde Lord Murugan'ın dev bir heykeli bulunuyor. Çevrede onlarca maymun var ve sakın yiyecek ile gitmeyin! İnsanların üstüne atlayıp, çantalarını filan karıştırıyorlar. Eğer kovalamaya çalışırsanız, pek istenmeyen şeyler yaşanabilir. En güzeli hiç yiyecek götürmemek.

Batu Caves





Maymun vs Ben ( Birazdan silahlar çekilecek. Vahşi Doğu! ) :D :D :D


Mağaralardan çıktığımızda, şehir merkezinde bulunan Bird Park'a gittik ve çevresinde biraz dolaştık. Burası kuşların serbestçe uçtuğu, dünyanın en büyük kuş parkıymış. Giriş ücreti 65 Ringit'ti. Arkadaşlarla girmemeye karar verdik ve dün gördüğümüz, Kuala Lumpur Kulesinin çevresindeki mekanlardan birine gittik. Hoş bir mekana oturduk, bir şeyler yedik.

Ardından China Town'a geçtik. Zaten kaldığımız yer China Town'daydı fakat, yan tarafta kocaman bir alışveriş pazarı vardı. Oraya girdik ve alışveriş yaptık. Alışveriş bittiğinde otelimize geçtik ve bir şeyler içtik. Seyahatimizin şimdiye kadar olan kısmını kültür, mimari yapıları ziyaret ve biraz eğlence ile süslemiştim. Bundan sonra ki kısmı ise, tamamen eğlenceye ayrılmıştı. Singapur'da deliler gibi eğlenecektik.

Kuala Lumpur hoş ve güzel bir şehir. Gelmeden önce 2 günün yeteceğini düşünmüştüm. Gerçekten de öyle oldu. Hatta, seyahat planınız çok sıkışık ise 1 gün dahi geçirebilirsiniz. Ertesi sabah Singapur'a doğru yola çıkacaktık. Sakız çiğnemenin bile yasak olduğu bu ülkenin, yasaklar ülkesi olduğunu okumuştum. Fakat yasaklar çiğnenmek için vardır. :D :D :D

Singapur maceramız, planladığımdan ve hayal ettiğimden de güzel geçecekti. Her gün bir önceki günden daha eğlenceli olacaktı. Singapur'da nasıl eğlenilir? sorusunun cevabı gelecek yazılarımda olacak. Biiiizz eğlenmeyi de biliriz :P :P Şimdi birisi çıkıp sorar; Eyyy Gezgin Şişko, Siz kimsiniz yaaaaa! :D :D :D

Bir sonra ki yazıda görüşmek dileğiyle hoşça, mutlulukla, huzurla ve sağlıcakla kalın.


GEZGİN ŞİŞKO


11 Ağustos 2017 Cuma

Phuket Gezisi - 2

Herkese Merhaba,

İstanbul'dan gelecek son ekip elemanımız, tur şirketi bizi otelden almadan yanımıza ulaştı ve ekibimiz böylece tamamlanmış oldu. Saat 09:00'da tur için, otelimizin kapısından bizi aldılar. Bir minivan dolusu insan ile birlikte teknenin kalkacağı yere doğru harekete geçtik. Tur alırken 2 seçenek sunuyorlar, hızlı tekne veya Yalova'ya giden gemilere benzer bir tekne ile olan tur. Biz adalarda daha fazla zaman geçirmek ve teknede zaman kaybetmemek adına, hızlı olanını seçmiştik. 30-35 kişiyle birlikte tekneye bindik ve harekete geçtik.

Teknede bizimle birlikte 10 kişilik bir Türk grubu da vardı. Hepsi erkek olan grubu görünce haliyle şaşırdık. Seyahatin başından beri hiç Türk görmemiştik. Türk gören masum köylüler modunda gezimiz başladı.

İlk durağımız Koh Rang Yai adası oldu. Burada 2 saatlik bir mola verdik ve denize girebileceğimiz güzel bir plajı vardı. Denizin rengi harika ve su da gayet ılıktı. Ben pek denize girme meraklısı değilimdir. Arkadaşlarım hemen girdiler ve ben o arada gölgelik bir yerde dinlendim. Etraf çok huzurlu ve sakindi. Tur rehberimiz biraz deli bir adamdı. Tekneden inmeden önce hepimize iyice tembih etti; ''Ben ne zaman Yallllaaaahhh Merrrrrrkap diye bağırırsam, zaman doldu ve tekne hareket edecek demektir. Acilen tekneye gelin.'' Zaten normali beni bulmaz :D :D Aşağıda bu güzel adadan bir kaç fotoğraf görebilirsiniz.

Koh Rang Yai




Koh Rang Yai adasının ardından, The Beach filminin çekildiği yer olan Maya Beach'e geçtik. Sanırım bu adada bulunan kadar Türk, Türkiye'de yoktur. :D :D :D Neyse, ada çok güzeldi ve acayip kalabalıktı. Burada da 1-2 saat takıldık. Yallah Merkap çığlıklarıyla tekneye gittik ve Koh Phi Phi adasına doğru yola çıktık. Bu ada, çevredeki adalar içinde en gelişmiş yer diyebilirim. Yerleşim yeri ve konaklayacak tesisler mevcut. Tur fiyatına dahil olan yemeğimizi yedik ve adada biraz dinlendik. Yemek pek güzel değildi. Açık büfe yapmışlar fakat 7-8 çeşit yemek vardı. Yani yemek konusunda pek umutlu olmayın. Ben yemek konusuna takılmadığım için yedim geçtim.

Maya Beach







Adadan ayrıldık ve snorkeling yapacağımız yere gittik. Deniz cam gibiydi ve etrafta onlarca balık vardı. Arkadaşlarım hemen snorkellerini taktılar ve suya atladılar. Kaç kişinin ağzına girdiği belli olmayan bir snorkel'i ağzıma alma konusunda tereddütlerim olduğu için tekneden izlemek ile yetiniyordum ki; yüzme bilmeyen bir arkadaşımız can yeleğini giydi, snorkelini taktı ve suya atladı. Atladığı yer tam olarak motorların olduğu bölümdü ve bir kaç saniye sonra canının yandığını, balık ısırdığını söyledi. Sudan çıkardık ve ayağının üstünde 8-10 cm büyüklüğünde bir kesik vardı. Tekneden atlarken ayağını pervaneye çarpmış ve ayağını kesmişti.

Bizim Türk abilerden bir tanesi doktor çıktı ve kanı durdurmak için havlu gibi bir şeyle ayağını sardık, sıkıca bastırdık. Yemek yediğimiz adaya gittik ve arkadaşımızı hastaneye götürdük. Ayağına 5 dikiş atıldı. Üzerine basmamasını ve her gün yaraya pansuman yapılması gerektiğini söylediler. Kesik fazla derin olmadığı için ucuz atlatmıştık. Daha derin bir kesik olsaydı veya ayağı 5-10 cm sola/sağa doğru kaymış olsaydı belki parmakları bile kopabilirdi... Neyse ki daha büyük bir olay olmamıştı.

Ardından arkadaşımızı tekneye taşıdık ve en son rotamız olan Khai adasına gittik. Hani, ıssız bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız 3 şey nedir? sorusu var ya, işte o sorudaki ada burasıydı. Adada güneşin batışını izledik ve başımızdan geçen olaydan sonra biraz sakinleştik. Fotoğrafları yine aşağıda bulabilirsiniz.

Khai Adası





Ardından tekne ile Phuket merkeze gittik ve otelimize geçtik. Arkadaşım ile konuştuk ve yola devam edemeyeceğine karar verdik. Kuala Lumpur'dan İstanbul'a dönmesinin en mantıklı karar olacağını düşündük. Ertesi sabah Kuala Lumpur'a geçecek ve dönüş biletini alacaktık. Hepimiz odalarımıza çekildik ve sabah yeni bir yolculuğa çıkmak üzere rüyalar aleminin yolunu tuttuk.

Ertesi gün bilet alma maceramız, yardımsever havaalanı görevlisi, vedalaşmamız, fırtınalı bir Kuala Lumpur günü bizi bekliyordu.


Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle hoşça, mutlulukla, huzurla ve sağlıcakla kalın.


GEZGİN ŞİŞKO


30 Temmuz 2017 Pazar

Phuket Gezisi - 1

Herkese merhaba,

Bir önceki gün yaşadığımız müthiş maceraların ardından, yeni bir günün daha sakin olmasını umarak, yataktan kalktık ve sırt çantalarımızı alarak yollara düştük. Taksi ile havaalanına geçtik ve Phuket'e uçtuk.

Havaalanından şehir merkezine 1 saatte ulaşabiliyorsunuz. Bizim kalacağımız otel Phuket merkezdeydi. Bir çok farklı plajları var ve merkezden diğer yerlere ulaşmak için en az yarım saat yolculuk yapmanız gerekiyor. Bizim merkezde konaklamamızın sebebi; ertesi gün tura katılacaktık ve sabah uçak ile Phuket'e gelecek arkadaşımızın bize en kısa sürede ulaşması gerekiyordu.

Havaalanından şehir merkezine otobüs ile gidebiliyorsunuz. Ulaşım kolay. Biz 5 kişi olduğumuz için, 7 kişilik taksi tuttuk. Sıkışırız filan dedik ama normal taksi veremeyeceklerini ilettiler. :D :D :D Büyük bir jip ile şehir merkezine 1 saatte ulaştık. Fiyat 900 Baht. Normal taksi fiyatı 500 Baht olmasına rağmen, jip ile ulaşım için de gayet uygundu diyebilirim.

Otelimize yerleştik ve ertesi gün katılacağımız Phuket turu için, hemen otelin karşısında bulunan turizm acentesine girdik. Tüm gün Phi Phi Adası turu için, kişi başı 3200 baht fiyat verdiler. Uzun pazarlıklar sonucunda turu 1400 Baht'a aldık. Ayrıca döneceğimiz gün için ücretsiz ulaşım sözü de aldık :D :D Evet Evet çok iyi pazarlık yapıyorum.... Bu günümüzün boş geçmemesi için Fil çiftliğine gidebileceğimiz ve file binebileceğimiz bir tur önerdiler. Kişi başı 600 Baht'a bu turu satın aldık.

Phuket'de kalacağınız yeri iyi belirlemeniz gerekiyor. Eğer eğlence istiyorsanız, kalacağınız yer kesinlikle Patong olmalı, şehir merkezine ulaşım var. Lakin 30 dk ile 45 dk arasında bir süre yolculuk yapmanızın ardından merkeze ulaşabilirsiniz. Onun için Phuket merkez'de bulunan otellerin ucuzluğuna aldanmayın ve aynı fiyata Patong'dan bir otel bulun derim. Hem denize girmeyi filan düşünüyorsanız, rahatça girebilirsiniz. Akşamları da eğlenmek için Bangla Road'a gidebilirsiniz. Gündüzleri normal bir cadde olan burası, akşamları trafiğin kapandığı ve eğlencenin sokaklara taştığı bir yer haline dönüşüyor. Eğlence arıyorsanız, Patong'da bulacaksınız...

Fil Turundan Kareler



Uzun pazarlıkların ardından, uygun fiyata aldığımız turlarımıza katılmak için arkadaşlarımızı odalarından aldık ve fil'e binmek için düştük yollara. Ulaşımı kendi minivanları ile sağlıyorlar. Sizi otel'den alıp, geri otelinize bırakıyorlar. Çiftliğe gittiğimizde etraf fil kaynıyordu ve ormanın içinde bir yerdeydik. Pek güzel bir yere benzemiyordu. Zaten yarım saat fil'e binip mekandan ayrılacaktık. Filleri görünce binmek istemediğime karar verdim. Sonra oradakilerin de ikna çabalarıyla bindim. Acayip sarsıntılı bir yolculuktu. Eğer binecekseniz sıkıca tutunmayı unutmayın! Etrafta sizi şöyle bir gezdiriyorlar. Zaten 30 dk değil de, 15 dk bindik ve inmek istedik. Her şeye rağmen çok farklı bir deneyimdi ve fillere çok acıdım diyebilirim. Göreceğim şeylere hazırlıklı bir şekilde gittim ama yine de üzüldüğümü belirtmeliyim. İnsanın başına ne geliyorsa meraktan geliyor işte...

Dönüşte, otele değil de Patong'a bırakmasını istedik. Sağolsun, şoförümüz bizi Patong'a bıraktı. Hem de hiçbir ücret almadan :D :D Patong'da kocaman bir plaj var ve denize girebilirsiniz. Bildiğiniz tatil beldeleri gibi bir yer ama çok curcunalı olanını düşünün. :D :D Her şey ingilizce ve bazı yerleri var ki, ingilizce dahi yok. Bazı sokakların hepsi Rusça tabelalar ile kaplıydı. Anlaşılan o ki, Rusların da fazlaca tercih ettiği bir yer burası.  Patong'da biraz dolaştık, oturduk bir şeyler yedik. Ardından Bangla Road'a geçtik ve arkadaşlarım biraz içtiler. Saat 19:00 - 20:00 gibi ben otele geçmek istedim. 2 arkadaşımız ''biz geceye kadar kalmak istiyoruz'' dediler. Diğer 2 arkadaşımla merkeze gitmek üzere, bir tuk tuk tuttuk. Buradaki tuk tuklar, Bangkok ve Siem Reap'takilerden farklıydı. Küçük kamyonetlerin arka kısmını oturma yeri yapmışlar. Çok da güzel olmuş. Patong'dan, Phuket şehir merkezine 500 Baht'a gittik ve odalarımıza geçtik.

Ertesi sabah 09:00'da, tur için otelin kapısından alınacaktık ve Phi Phi adası turuna katılmak üzere teknelere doğru harekete geçecektik. Sabah, ekibimizin son üyesi de 06:30'da Phuket'e inecek, maceralı bir yolculuğun ardından aramıza katılacak ve asıl eğlence başlayacaktı. Muhteşem geçeceğini düşündüğümüz bu turun, bazılarımız için acı dolu geçeceğini kim bilebilirdi ki? Bir sonra ki yazıda, tur içeriği ve Tayland hastaneleri hakkında da bilgi paylaşıyor olacağım.

Her Şeyin Güzel Başladığı Turdan Kareler



Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle hoşça, mutlulukla, huzurla, sağlıcakla ve takipte kalın...


GEZGİN ŞİŞKO

Singapur Gezisi - 3

Herkese merhaba, Singapur'da ki bu son günümüzde, eğlenceden ziyade biraz da şehri gezmek gerektiğine karar vermiştim. Bu gece uçağımı...