12 Kasım 2017 Pazar

Sahra Çölüne Giden Yollar

Herkese Merhaba,

Sabah erkenden kalktım. 80 euro ödediğim 3 gün 2 gecelik tur için riad'dan alınmayı beklemeye başladım. Saat 07:30 civarında geleceklerdi. Riad'da kahvaltı saati 08:00 ile 10:00 arasındaydı fakat saatin erken olmasına rağmen kahvaltı hazırladılar. Bu hareketleriyle benden 10 puanı kaptılar diyebilirim.

Riad çalışanlarından Mehdi ve Mathilda geleneksel bir fas kahvaltısı hazırladılar. Riad'da kalan 2 kişi daha tura katılacaktı. Beraber kahvaltı eşliğinde muhabbet ettik ve İspanya'nın Bilbao şehrinden geldiklerini öğrendim. Onlar dönüşte Marakeş'e değil de Fes şehrine geçeceklermiş ve tur'u bu şekilde satın almışlar. Tur'u satın alırken böyle bir seçeneğinizin de bulunduğunu bilmeniz iyi olacaktır. Planlarınızı buna göre yapabilirsiniz. Fes şehrinden de Kazablanka'ya tren bulunuyor. Yani ulaşım her şekilde kolay.

Kahvaltımızı yapıp muhabbet ederken, bizi almaya geldiler ve yola koyulduk. Satın aldığım tur'a 3 gün 2 gece konaklama, sabah / akşam yemekleri ve ulaşım dahildi. Önce hepimizi Kutubiye Cami yakınlarında bir yerde topladılar. Tur'a katılacak diğer kişiler de yavaş yavaş gelmeye başladı ve 08:30 gibi yola çıkabildik. Tur'da ben dahil 3 kişi yalnız gezgindi. Diğer herkes çift olarak gelmişti :D :D :D 2 çiftimiz İspanyol, 1 çiftimiz İngiliz, 1 çiftimiz Letonyalı, 1 çiftimiz Sri Lankalı, 1 çiftimiz ise yarı Fransız yarı Faslıydı. Yalnız gezginler takımında ise; 1 Avusturyalı, 1 İspanyol ve şahsım yolculuk ediyorduk. Fıkra gibi bir durum yani :D :D :D Araçta bulunanlardan da anlaşılacağı üzere Fas'ta çok fazla İspanyol var. Her yerde İspanyolca ve Fransızca duyabiliyorsunuz. Eğer bu 2 dilden birisinde veya ikisinde de pratik yapmak istiyorsanız, rotanız Fas olmalı...

İlk durağımız Atlas Dağlarıydı. Coğrafya derslerinden aşina olduğumuz Atlas Dağlarının zirve noktasını gördük. Dağları geçmeniz, ilk tırmanışa başlamanızdan itibaren yaklaşık olarak 4-4,5 saatinizi filan alıyor. Araçla dağa tırmanmanın ardından iniş, yolu bilmeyenler için tehlikeli ve baş döndürücü olabilir. Zaten bu 4 saat süre yolu bilenler için geçerli. Yolu bilmiyorsanız ve kendi aracınızla gitmeyi planlıyorsanız, 5-6 saati gözden çıkarmanız gerekebilir.

Atlas Dağları




Atlas Dağlarından indikten sonra vadilerden geçmeye başlıyorsunuz ve gerçekten mükemmel manzaralar ile karşılaşıyorsunuz. Fas'ın bu kadar yeşil bir yer olabileceğini tahmin etmiyordum. Bu güzel manzaralar eşliğinde yolculuk etmenin ardından bir çok filmin çekildiği, Aid Benhaddou isimli bir kasabaya ulaştık. Burası çok güzel ve hoş bir kasabaydı. Unesco tarafından koruma altına alınmış bu kasaba, eski kervan yollarının üzerinde bulunuyormuş. Tuz madeni bulunan bir dağın yamacına kurulmuş. Tarihi dokusu neredeyse hiç bozulmadığı için de bir çok film ve dizi burada çekilmiş. Arabistanlı Lawrance, Indiana Jones, Gladyatör, Cennetin Krallığı, Prince Of Persia ve Taht Oyunları ( Game Of Thrones ) en bilinenleri diyebilirim. Bu arada köyü gezmek için rehber ile takılmanıza gerek yok, rehber ücret olarak 35 Dirhem para alıyor. Bu tutar tura dahil değil. Çok büyük bir rakam olmadığı ve gruptakilerle de kaynaştığımız için ayrı takılmak istemedim, ücreti ödedim. Siz isterseniz bu tutarı ödemeyerek, kasabayı kendiniz gezebilirsiniz.

Aid Benhaddou Kasabası






Burada bir öğle yemeği yedik. Aşağıdaki manzarayı görüp fotoğraflamamaya da içim elvermedi :D :D :D Bim her yerde arkadaşlar. Bim bir dünya markası, kabul edin artık şunu :D :D :D İlk defa bu fotoğrafı çektiğim yerin az ilerisinde Türkçe konuşan insanlar ile karşılaştım. 1 çift gördüm ve selam verdim. Onlarda selam verdiler ancak muhabbeti fazla uzatmadan ayrıldılar. Öyle soğuk bir selamlaşma oldu yani...

Bim Forever :D


Ardından araçlara tekrar bindik ve konaklayacağımız yere doğru yola çıktık. Konakladığımız yer dağın tepesinde, bir vadi içerisindeydi. Dades Gorges denilen vadi çok etkileyici manzaralara sahip, bölgede onlarca otel bulunuyor. Bizim kaldığımız otel, pek güzel bir otel değildi fakat daha kötü yerlerde görmüştüm. Odalarımıza yerleştik, Bard isminde İspanyol arkadaş ile aynı odayı paylaştık. Akşam olunca vadide hiç ışık olmaması sebebiyle ve şehir merkezlerinden de uzak olmamız sebebiyle gökyüzü yıldız doluydu. Çok hoş ve etkileyici bir manzaraydı.

Dades Gorges 



Otel Balkonundan Manzaramız


Akşam yemeğimizi yedik. Faslı ve Fransız olan çiftimiz ile aynı masadaydık. Faslı olan çocuğun ismi Ahmet'ti ve kız arkadaşı da Fransa'dan gelmişti. Kız arkadaşı ismini söyledi ama şimdi buraya anladığım ismi yazmaya kalkarsam ortaya çok komik şeyler çıkar... Şokomel filan gibi bir şey anladım ben... Zaten 4. veya 5. telaffuz çabamda, kız artık bıkmış bir surat ifadesiyle; tamam aq sen söyleme modunda bir bakış attı :D :D :D Ahmet'le çok iyi anlaştık, bir süre muhabbet ettik. Ardından odama geri döndüm. Yemekte ne mi vardı? Tabii ki Tajin!

Geç saatlere kadar balkonda uzanıp, yıldızları izleyerek müzik dinledim. Yıldızlar buradan böyle güzel gözüküyorsa, kim bilir çölde ne kadar güzeldir diye düşünüyordum. Neyse ki sorularımın cevaplarını 24 saat sonra öğrenebilecektim. Bugün bir sürü yeni arkadaş edinmiştim. Hepsi de çok iyi insanlardı. Yolculuğa da hem yeni insanlar tanımak hem de yeni yerler görmek için çıkmıyor muydum? Yattığım yatak çok rahat değildi ama ne önemi vardı ki? Kendi güvenli alanını terk etmedikten sonra ve kendini zor durumlara sokup, bu zor durumlardan çıkmaya çalışırken edineceğin tecrübelerle egonu törpülemedikten sonra ne anlamı vardı seyahat etmenin? İnsanların gözlerindeki mutluluğu, hüznü, çaresizliği, umudu göremiyorsanız eğer, yeterince göze bakmamışsınızdır. Seyahat etmek sadece gezmek ve yapılması gereken şeyleri gerçekleştirmek değildir. Kendi içinizde de bir yolculuğa çıkmak için, konfor alanınızı terk edin ve zor durumlara girin. Başınızı belaya sokun demiyorum. Mesela seyahat ederken lüksü tercih etmeyin, varsın restorandan değil de halkın yemek yediği köhne bir dükkandan yemek yiyin, rahat yataklarda yatmayıverin, hostellerde kalmayı deneyin, Taksiye binmeyin otobüse ve trene binin. Yolculuk süresince ne kadar çok insanın hayatına dokunabilecekseniz, o kadar iyidir. Söylediklerim zor mu? Sen gerçekten istedikten sonra ne kadar zor olabilir ki? Cesaret etmek için kimseden bir şey beklemeyin. Sadece gidin ve hayallerinizi gerçekleştirin. Hayatı biraz da kendiniz için yaşayın ve mutlu olun. Zaten siz mutlu olunca, çevrenizdekiler de mutlu olacaktır. Mutluluk ve kahkaha bulaşıcıdır :) :)

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle hoşça, mutlulukla, huzurla ve sağlıcakla kalın...


GEZGİN ŞİŞKO

22 Ekim 2017 Pazar

Marakeş Gezisi -1

Herkese Merhaba,

Bu yazımda Marakeş şehrini ne kadar çok beğendiğimi, tehlikeli olup olmadığını, tek başınıza ve aile ile gezenler için nasıl bir şehir olduğunu, gezilecek yerleri ve Fas toplumu hakkında genel görüşlerimi paylaşacağım.

Öncelikle Marakeş'i ben çok beğendim. Eğer keşmekeş hoşunuza gitmiyor ise bu şehir pek içinizi açmayabilir ama tabular yıkılmak içindir ve her seyahat insana bir şeyler katar. Tabularınızı yıkmak ve yarınlara başka birisi olarak uyanmak için çaba göstermeniz sizin yararınıza olacaktır.

İlk olarak belirtmek istediğim bir şey var ki; Marakeş güvenilir bir şehir. Ben hiçbir sıkıntı yaşamadım. Yolda size bir şeyler satmaya çalışanlar oluyor, adres göstermek ve biraz para almak için yanınıza yaklaşanlar oluyor, dilenciler de geliyor. Fakat bunların hiçbirisi sorun değil. Cevap vermeyin yürüyün gidin, peşinizi bırakıyorlar. Bu tipler bir çok ülkede ve turistik bölgelerde bulunuyorlar. Bizim ülkemizde bile mevcuttur! Güvenlik açısından aklınızda herhangi bir şüphe ve soru işareti kalmasın. Harika ve fantastik bir macera yaşayacağınıza sizi temin ederim. Ailenizle ve tek başınıza güven içerisinde gezebileceğiniz bir şehir burası. En başta insanların tipleri çok güvenilir gelmiyor ama inanın hiçbir sıkıntı yok. İçiniz rahat olsun, en az İstanbul'da olduğunuz kadar güvendesiniz. ;)

Sabah erkenden kalktım ve güzel bir kahvaltı ettim. Fas kahvaltı kültürü, bir çok ülkede olduğu gibi yine ülkemizin kahvaltısının yanında çok sönük kalıyor. Kahvaltıda; sade gözleme, krep benzeri bir şey, bal, marmelat, tereyağı ve ekmek vardı. Kahvaltı dahil geceliği için 10 Euro ödediğim bir riad düşünüldüğünde, kahvaltı mükemmeldi bile diyebilirim. Kahvaltının ardından Jemaa El Fna'ya doğru yürüdüm. Zaten konakladığım yer ile meydan, yürüyerek 5 dk bile değildi. Sabah saatleri olması nedeniyle meydan sakindi ve temizleniyordu. Bu meydan yüzyıllardır aynı kalmış ve yapısında herhangi bir değişiklik olmamış. Akşam saatlerinde tekrar uğramak üzere, yürüyerek Kutubiye Cami'ne gittim. Cami meydandan görülebiliyor. Cami 13. yy'dan kalma ve hoş bir yapı diyebilirim.

Sabah Saatlerinde Jemaa El Fna ve Kutubiye Cami




Cami'nin ardından Saadian Tombs'u yani Saadian Mezarlarını ziyarete gittim. Burası estetik açıdan dikkat çekici detaylara sahip, Saadian Hanedanına ait bir mezarlık. Giriş ücreti olarak 10 Dirhem ödüyorsunuz. 10 Dirhem = 1 Euro'ya denk geliyor ve tarihi bir mekan için alınan, gördüğüm en düşük ücretlerden birisi diyebilirim.

Saadian Mezarları





Mezarlık ziyaretinin arından El Badi Sarayına yürüdüm. Burası 16, yy'dan kalma ve Osmanlı mimarisinde yapılmış bir saray. Maalesef ki fazlaca tahrip edilmiş ve günümüze duvarlardan başka bir şey kaldığı söylenemez. Lakin yine de bahçelerini ziyaret etmek, güzel bir tecrübe oluyor. Giriş ücreti olarak yine 10 Dirhem ödedim ve tarihi yapılara giriş ücretlerinin bu kadar düşük olduğunu görünce fiyat politikaları çok hoşuma gitti. Bu yönüyle ülke benden bir puan daha kaptı diyebilirim. Fas kralı 6. Muhammed'e ve yetkililere buradan selamlarımı ve hürmetlerimi iletiyorum. :D :D

El Badi Sarayı




El Badi Sarayının ardından yine yürüyerek Bahia Sarayına geçtim. İslam mimarinin estetik açıdan, şimdiye kadar hayatımda gördüğüm en güzel yapısı burasıydı. Giriş ücreti yine 10 Dirhem... İçerideki o işlemeler, oymalar, tavan süslemeleri ve bahçe mükemmeldi. Saray çok kalabalıktı lakin, bu kalabalıktan şikayet edemeyeceğim. Gerçekten herkesin burayı görmesi gerekiyor. Bu estetiği ve inceliği görmek, beni çok huzurlu ve mutlu etti. Ağzım açık bir şekilde sarayı gezdiğimi belirtmeliyim. Saray'dan çıkarken rehber bir amca ile tanıştık. Türk olduğumu duyunca, bütün Faslılar gibi ilgi gösterdi ve oturup tatlı bir sohbet ettik. Faslılar çok cana yakın ve güzel insanlar diyebilirim. Ülkeye gitmeden önce, ben de bir çok blog okumuştum ve yazılarda halk hakkında pek güzel şeyler görmemiştim. Fas'a gidince hiç de öyle şeylerle karşılaştığımı söyleyemeyeceğim. Her ülkenin turistik bölgelerinde görebileceğiniz uyanıklıklar mevcut. Çok abartılacak bir durum yok. Zaten Fas insanları, bizim insanlarımıza benziyor. Yolda yürürken ve sohbet ettiğinizde çok büyük bir fark olmadığını siz de göreceksiniz.

Bahia Sarayı







Bahia Sarayından çıktım ve yine yürüyerek Jemaa El Fna'ya doğru giderken bir pastanede mola verdim. Churros ( İspanyolların bir çeşit tatlısı ) benzeri tatlılarından atıştırdım. Tadı güzeldi ve bizim damak tadımıza da uyuyor. Bu arada gördüğüm en uygun ücretli hediyelikler El Badi Sarayının etrafındaki dükkanlardaydı. O çevreden alışveriş yapabilirsiniz.

Meydana döndüğümde, sabah ki sakinlikten eser kalmadığını gördüm ve 700-800 yıldır değişmediği söylenen dokusuna şahit olma fırsatını yakaladım. Etraf tam bir karnaval havasındaydı. Yılan oynatıcılar, kınacılar, falcılar, maymun oynatanlar, dans edenler, masal anlatanlar, türlü türlü oyunlar, meyve suyu satıcıları ve yemek satıcıları ile doluydu. Bu kadar cümbüşün yanında, bir de at arabaları, otomobiller, eşek arabaları, motorlar ve bisikletli insanların aralardan geçmeleri ile olay iyice çığırından çıkmış gibi gözüküyordu. Bu kıyamet ortamı gibi gözüken meydan, o kadar eğlenceli ve otantik ki anlatmak ile bunu hayal edebilmeniz pek mümkün değil. Orada olmanız ve cümbüş halini deneyimlemeniz gerekiyor. Zaten bizden vize istemeyen bir ülke olması sebebiyle, pasaportunuzu aldığınız gibi basın gidin... Sırf bu deneyimi yaşamak için bile Fas'a gidilebilir. Meydanın etrafında bulunan kafelerden birisine oturdum ve meşhur nane çaylarından içtim. İlk kez içmem sebebiyle, ''şekersiz olsun'' demek aklıma gelmedi... Siz unutmayın lütfen! Yoksa bu kadar şeker yüklediğiniz bedeniniz, küçük bir koma haline girebilir :D :D :D Ben tatlı şeylerden pek hoşlanmadığım için, nane çayı aşırı şekerli geldi ama şekersizinin tadı güzeldi.

Jemaa El Fna




İlerleyen saatlerde kaldığım riad'a geri döndüm ve ertesi gün için Sahra Çölüne 3 gün 2 gecelik bir tur aldım. Tur alırken özellikle kumul tepelerini görmek istediğimi ve 1 gece çölde konaklamak istediğimi belirttim. Okuduğum bir çok blog'da, arkadaşların çölün % 90'ını oluşturan kurak arazide kaldıklarını görmüştüm. Bizim hayal ettiğimiz anlamda bir çöl görmek istiyorsanız; kaldığım riad'a giderek, sadece tur da satın alabilirsiniz. Ben tur ücreti olarak 80 Euro ödedim. Tur detaylarını bir sonra ki yazımda paylaşacağım.

Akşam aynı odada kaldığım John isimli birisiyle tanıştım. John 68 yaşında ve hayatı boyunca İngilizce öğretmenliği yaparak, dünyayı gezmiş bir gezgin ve hala da gezmeye devam ediyor. Akşam yemeğine beraber çıktık ve Fas'ın geleneksel yemeklerinden olan kuskus'u tatma fırsatı buldum. Aslında bizim bildiğimiz anlamda, makarna olan kuskus değil. Kuskus, ince bulgur ile yapılmış bir çeşit pilava verilen ad. Sebzeli, etli, tavuklu ve deniz mahsullü çeşitleri mevcut. Damak tadımıza da uyuyor diyebilirim. Yani Fas'da aç kalmazsınız :) :)

Yemek boyunca John'un hayat hikayesini dinlemek, beni çok mutlu etti. Hayatı boyunca hiç sürekli bir evi olmamış ve seyahat halindeymiş. Yolu ülkemize 3 kez düşmüş. Burada da bir çok dil okulunda çalışmış. Babasının diplomat olması sebebiyle kendisi Kenya'da, ortanca kardeşi Sri Lanka'da, en küçük kardeşleri ise Nepal'de doğmuşlar. Okullarını yine farklı ülkelerde bitirmişler. 2 kardeşi yerleşik hayata geçmiş ama kendisi bir türlü geçmek istememiş ve evlenmemiş. Kendi deyişiyle; '' Ben yollarda doğdum ve sanırım yine yollarda öleceğim...''. Hayat hikayesi beni derinden etkiledi. Artık asla unutmayacağım bir arkadaşım olarak hatıralarımda yaşayacak. Kim bilir; belki bir gün başka bir ülkede, yine yollarımız kesişir.

Bu güzel gecenin ardından yatağıma döndüm ve uykuya daldım. Ertesi gün çok heyecanlı bir maceraya çıkacaktım ve hayallerimden birisi olan Sahra Çölünü ziyaret etmek üzere yollara düşecektim. Bu yolculukta da onlarca arkadaş edinecek ve doğa harikası yerler görecektim.

Bir sonra ki yazıda görüşmek dileğiyle hoşça, mutlulukla, huzurla ve sağlıcakla kalın...


GEZGİN ŞİŞKO

15 Ekim 2017 Pazar

Kazablanka Gezisi

Herkese Merhaba,

En son seyahatimde Fas Krallığına gittim ve muhteşem bir gezi oldu diyebilirim. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanından, Casablanka Mohammed V Havaalanına ulaştım. Uçuşu Air Arabia ile gerçekleştirdim. Hani şu kalkıştan önce uçuş duası okuyan firma varya, işte o firma. İnişi gerçekleştirirken acayip bir sis vardı ve pilotun inemeyeceğini düşündüğüm yere neredeyse kusursuz bir şekilde inmesi, firma ile ilgili düşüncelerimi pozitif yönde daha da arttırdı diyebilirim.

Pasaport kuyruğuna girmemle birlikte gerçekten Afrika'ya indiğimi anlamaya başladım. Kuyrukta benimle birlikte onlarca geleneksel kıyafetli siyahi vardı. Pasaport kontrolünden geçtikten sonra trene gittim. Tren ile şehir merkezine gitmek en ucuz yöntem diyebilirim. Şehir merkezinde bulunan Casa Voyageurs tren istasyonuna ulaşım için 43 Dirhem ödedim. İstasyondan çıktım ve taksi ile 2. Hasan Cami'ne gittim. Taksi'ye binerken muhakkak taksimetre açtırın. Taksimetre açmayan taksiye binmeyin. Ben taksimetre açtırmadım ve 30 Dirhem gibi bir ücret ödedim. Çünkü genelde kendilerinin verdikleri fiyatlar, taksimetre fiyatlarının en az 3 - 4 katı oluyor. Bu konuda dikkatli olun. Ben pek dikkatli olduğumu söyleyemeyeceğim... Zaten taksiyi de çok kullanmadım. Gece uçuşuyla gelmem sebebiyle uykusuzdum ve 15-20 TL gibi bir para için milletle kapışacak gücü kendimde bulamadım. Adamın verdiği fiyatın yarısını söyledim ve kabul etti!

2. Hasan Cami'nin özelliği dünyanın en uzun minareli cami olması, minare uzunluğu tam olarak 210 metre... Minareler bizim minarelerden tamamen farklı. Aşağıdaki fotoğrafta da göreceğiniz minare stili tüm camilerde aynı ve farklı bir minare göremedim. Cami çok büyük ve etkileyiciydi. İçeride 20.000 dışarıda 80.000 olmak üzere toplamda 100.000 kişi aynı anda ibadet edebiliyormuş. İçine girmek ücretli olduğu için ve 30 USD gibi yüksek bir rakama tekabül etmesi sebebiyle girmedim.

Hasan 2 Cami





Caminin avlusunda bir şeyler yedim ve tekrar taksi ile Korniş bölgesine gittim. Normalde taksiye binmem ama tramvay maalesef ki cami'ye gitmiyor ve cami ile korniş bölgesi arasında da tramvay yok. Açıkçası otobüs seferlerine de bakmadım. Taksi ücreti olarak 40 Dirhem de Korniş'e gitmek için ödedim. Korniş bölgesi Atlantik Okyanusu'nu izleyebileceğiniz, Kazablanka'nın en güzel manzarasına sahip yer diyebilirim. Bölgede oturup, meşhur nane çaylarından içebilirsiniz. Okyanus dalgalarının sesini dinlemek, kokusunu duyumsamak ve seyretmek insanı rahatlatıyor.

Korniş



Korniş bölgesinde zaman geçirdikten sonra tramvay ile Marakeş'e geçmek üzere Casa Voyageurs tren istasyonuna geri döndüm. Tren saatim 14:55'teydi. Tren seferleri 2 saatte 1 gerçekleşiyor. Saatleri kontrol etmek için Tıklayın. Tramvay ücreti 8 Dirhem ve bozuk para ile çalışan makinelerden biletinizi alabiliyorsunuz. Bilet ile trene bindiğinizde, bileti sakın atmayın. Çünkü çıkış için tekrar bileti kullanmanız gerekiyor. Ben Casa Voyageurs'a gelmeden, Medina bölgesinde indim. Burası şehrin en eski bölgesi ve surlar ile çevrili. Biraz ara sokaklarda gezdikten sonra şehrin istiklal caddesi olan 5. Muhammed Bulvarı üzerinden yürüyerek istasyona döndüm. Tren tabii ki de tam zamanında gelmedi ve 1 saat istasyonda bekledim.

Casa Voyageurs



Tren bilet ücreti 95 Dirhem. 1. sınıf ve 2. sınıf biletler bulunuyor. Ben 2. sınıfta gittim. Lokal insanlarla birlikte trene binmeyi seviyorum. 1. sınıfta gitmek de bana göre değil. Hangisi ucuzsa ve lokal insanlarla birlikte seyahat edeceksem o yöntemi tercih ederim. Tren'de Hasan isimli birisiyle tanıştım. Marakeş'te Jandarma'ymış. Bayağı bir muhabbet ettik. Çok işe yarar bilgiler verdi ve yiyecekler hakkında içimi rahatlattı diyebilirim. İnternet sitesinde tren yolculuğu 3,5 saat gibi gözüküyor ama 4 saat sürüyor. Malumunuz, durumu pek iyi olmayan ülkelerde trenler asla zamanında gelmez ve varacakları yere zamanında varamazlar. Hatta yolda bozulurlar bile! ( Bknz; Tıklayınız ) Akşam saat 8 civarında Marakeş'e ulaştım ve kalacağım Riad'a yerleştim. Bu arada Riad, geleneksel Fas evlerine verilen ad.

Marakeş sokakları çok kalabalıktı ve dardı. İnsanlar, eşek arabaları, at arabaları, bisikletler, motorlar, arabalar daracık yollarda aynı anda ilerlemeye çalışıyordu. Acayip bir şehirdi bu Marakeş... Duyacağım onlarca hikayenin, kuracağım arkadaşlıkların habercisi misali içimi ısıtmıştı sokakları ve kendimi kaybolmuş hissediyordum artık, her seyahatte aradığım duygu da bu değil miydi? Şehir merkezine çok yakın olan, kalacağım yere ulaştım ve hemen uyudum. 8 kişilik odada konakladım ve kahvaltı dahil 2 gece için 21 Euro ödedim. Kaldığım riad için tıklayınız. Riad çalışanları ve sahibi Türkiye'den gelenleri çok seviyorlar ve çok sıcak karşılıyorlar. Gerçekten hoşsohbet ve yardımsever insanlar.

Gelecek yazılarda hem şehir ile ilgili, hem konakladığım yer ile ilgili tüm detayları paylaşacağım. Fas harika bir ülke ve çok otantik. Hayatımdaki en eğlenceli seyahatlerden birisini bu ülkeye yaptığımı özellikle belirtmek isterim.

İçinizdeki gezme sevdasının asla tükenmeyeceği ve günden güne artacağı umuduyla; bir sonra ki yazıda görüşmek üzere hoşça, mutlulukla, huzurla ve sağlıcakla kalın.


GEZGİN ŞİŞKO

10 Eylül 2017 Pazar

Singapur Gezisi - 3

Herkese merhaba,

Singapur'da ki bu son günümüzde, eğlenceden ziyade biraz da şehri gezmek gerektiğine karar vermiştim. Bu gece uçağımız kalkacak ve İstanbul'a doğru yola çıkacaktık.

Sabah kahvaltımızı ettik ve metro ile şehrin kurucusu olan Sir Thomas Stamford Raffles'in anıtına gittik. Bu güzel şehir için kendisine bir teşekkür etmeden şehri terk edemezdim... Ardından şehrin simgesi olan Merlion'a gittik ve Singapur fotoğraflarında gördüğümüz ünlü Marina Bay Sands Hotel'ini gördük. Arkadaşlarımızın bir kısmı Sentosa adasına giderek güneşlenmek istediler, ben ve bir arkadaşım China Town'a geçtik.

Sir Raflles Anıtı ve Merlion




China Town şehirde ucuza hediyelik eşya bulabileceğiniz ve fiyatların en uygun olduğu yerlerden birisi diyebilirim. İsminden de anlaşılacağı üzere, bu bölgede Çinliler yaşıyor ve mimari yapısı biraz farklı. Yemek yerleri fiyat olarak daha uygun ve her ne kadar Çin mahallesi olsa da dünya mutfağından  bir şeyler bulmak mümkün. Singapur'a giderseniz burayı es geçmeyin.

China Town'da biraz dolaştıktan sonra, Little India'ya gittik yani Küçük Hindistan. Metronun çıkışında başlayan Hint esintileri, sokağa çıkmamız ile birlikte Hint rüzgarına dönüştü. Burası da şehrin Hintlilerin yaşadığı bölümü olması sebebiyle Little India olarak isimlendirilmiş. Hindistan'a gitme şerefine daha nail olmadım fakat şehrin diğer yerlerinden o kadar farklı ki, Hindistan'ı anlatan belgeseller ve yazılardan okuduğum kadarıyla burası Hindistanlaştırılmış bir bölge diyebilirim. Şehrin diğer kısımlarından çok farklı, beklenmedik bambaşka bir dünya. Öğle yemeğimizi buradaki restoranlardan birinde yedik. Tabii ki de et yoktu :) :) Hatta yemeklerin fotoğraflarını da aşağıda görebilirsiniz. Heykellerin bulunduğu muhteşem bir dükkana girdik. El işçiliğinin bu denli güzel işlendiği bunca figürü bir arada görmemiştim. Üzerlerindeki fiyatlar haliyle pahalıydı. Birgün çok zengin olursam, geri dönüp muhakkak bayıldığım figürlerden bir kaçını alacağım ve dostlarıma hediye edeceğim.

Little India











Little India'nın ardından şehrin lüks bölgesi olan Orchard yoluna gittik. Evet evet, bir gün içerisinde bu kadar farklı kültüre ait oluşum, kültür şoku benzeri bir etki yaratıp beni şoka sokacak mı diye test ediyordum... Ama sonuç hüsran, hiçbir şey olmadı. Orchard yolunda dünyaca ünlü markaların mağazaları ve pahalı restoranlar bulmanız mümkün. ''Arkadaş ben rahatıma düşkünüm, hiç uğraşamam küçük Hindistan'mış, yok orta ölçekli Çin'miş, yandan çarklı İtalya'ymış.'' diyorsanız buyurun buraya. Diğer bir deyişle burası şehrin Nişantaşı'sı, Avrupai yüzü ve görülmesinde fayda var. Çok da şık bir yer ama benim mideme bir süre sonra, bu kadar düzenden ötürü ağrılar giriyor... Belki de ağrılar yediğim Hint yemeklerinden ötürü olabilir. :D :D Bilemiyorum. :D :D :D

Orchard Road



Orchard Road'dan ayrıldık ve hostelimize doğru yola çıktık. Arkadaşlarımızla hostel'de buluştuk. Ortak alana bıraktığımız çantalarımızı aldık ve havaalanına doğru yollara düştük. Uçağımız 1 saat kadar rötar yedi. Uzun bir yolculuğun ardından memlekete döndük.

Şimdi bu muhteşem seyahatten geriye anılar kaldı. Geriye dönüp baktığımda yüzümü gülümseten ve hatırladığımda mutlu olmamı sağlayan onlarca anım oldu. Seyahat etmek; yalnızken ayrı güzel, dostlarınla bir başka güzel oluyor. Her seferinde yalnız gitmeyi planladığım seyahatlerime muhakkak arkadaşlarım da katılıyor. İnsan arkadaşını gerçekten seyahat ederken tanıyor ve en azından kendim için söyleyebilirim ki; ne kadar doğru kararlar verdiğimi görmek beni mutlu ediyor. Sevdiğim dostlarımla seyahat etmek, onlarla anılar biriktirebilmek ve geçmişe beraber dönüp baktığımızda aynı duyguları paylaşabilmek dostluğu güçlendiren önemli ögeler diyebilirim. Seyahat etmek, insana bir çok şey kattığı gibi aynı zamanda bir mihenk taşıdır.

Seyahat etmekten korkmayın, Dünya sandığınızdan çok daha güzel bir yer. Haberler insanlara her zaman daha kötüyü gösterir ki, sistemin çarkları dönmeye devam etsin. Seyahat etmek sadece bir yerden başka bir yere gitmek değildir. Gittiğiniz ülkedeki insanları tanımak, kültürü biraz olsun anlamak ve milyarlarca insanın hem ne kadar farklı hem de ne kadar birbirinin aynı olduğunun farkına varmaktır. Güvenli alanlarınızdan çıkın. Belki de güvenli alan olarak gördüğümüz bu yerler, kendi düşüncelerimizle yarattığımız hapishanelerimizdir. Kendimizi hapsettiğimiz bu karanlıklara, bir uçak bileti alarak ışık yakabiliriz. Bir kere uçmayı öğrendiğinde, uçmaya cesaret etmediğin her gün için pişmanlık yaşamamak adına seyahat edin!

Bir sonra ki durağım Mağrip'in güzel ülkesi Fas. Bakalım ne maceralara mazhar olacağım. :) :)

Hoşça, mutlulukla, huzurla ve sağlıcakla kalın.


GEZGİN ŞİŞKO


Sahra Çölüne Giden Yollar

Herkese Merhaba, Sabah erkenden kalktım. 80 euro ödediğim 3 gün 2 gecelik tur için riad'dan alınmayı beklemeye başladım. Saat 07:30 ci...