6 Ocak 2016 Çarşamba

Moskova Gezisi - 1

Herkese merhaba,

Uzun bir süredir yazamıyordum. Japonya ve Sırbistan seyahatlerimi programlamakla uğraşıyordum. Şubat ayında Sırbistan, Mart ayında Japonya seyahatine çıkacağım. Çok heyecanlıyım... Yine Eylül ayında Çin'e gitmeyi planlıyorum. Detayları ilerleyen zamanlarda paylaşacağım.

Her neyse konumuza geri dönelim. Haziran ayında gerçekleştirmiş olduğum Rusya seyahatimle ilgili yazımıza başlayabiliriz. İyi ki de bu yıl gerçekleştirmişim. Bazen farkında olmadan akıllıca davrandığım oluyor :) :) Şu saatten sonra gitmek, neredeyse imkansız... Olaylar hepinizin malumudur!

Haziran ayında, tam da beyaz gecelerin olduğu dönemde Rusya'ya seyahat ettim. Bu gezimi yalnız planladım ve sırt çantamla düştüm yollara. Aslında Japonya için para biriktiriyordum fakat; Pegasus'un kredi kartını alanlara o dönemde bedava bilet veriliyordu. Ben de hemen aldım. Gidiş bileti ücretsiz oldu. Dönüş biletini ise; St. Petersburg'dan aldım. Böylece Rusya da istediğim 2 şehri de görmüş olacaktım.

Seyahatlerde en çok sevdiğim bölüm; sabah sırt çantanızı alıp, yola koyulduğunuz bölümdür. Başınıza ne geleceği dahi belli olmadığı bu yola çıkış, bence duyguların en güzelini yaşatır insana diyebilirim. Havaalanına gittim ve uçağa bindim. 3 saat gibi bir süre içerisinde Moskova'ya ayak basmış oldum. Suratsız pasaport memurunun bir kaç sorusundan sonra ülkeye giriş yaptım.

Aeroexpress'in Kalktığı Yer


Domodedovo Havalimanı


Havaalanından şehir merkezine Aeroexpress ile gittim. 370 Ruble veriyorsunuz ve sizi Paveletskaya metro istasyonuna kadar götürüyor. Buradan kendinize bir metro bileti alıyorsunuz ve yola devam ediyorsunuz. Rus metrosu gerçekten harika diyebilirim. Her durak farklı bir şekilde dizayn edilmiş ve birbirinden güzel eserlerle dolu. 20 adet bilet için 520 Ruble ödedim. Bu biletlerin hepsini tabii ki kullanamadım. Metro ile Arbatskaya durağına gittim ve hostele yerleştim. Çantamı hostele bırakır bırakmaz, meşhur Arbat caddesine gittim. 2 tane Arbat caddesi var. Birisi bizim İstiklal caddesi gibi olan, diğeri ise uzun bir bulvar diyebiliriz. Gitmeden önce biraz Kiril Alfabesi öğrenseniz iyi edersiniz. Metro da herhangi bir latin alfabesi göremeyeceksiniz. Ben gitmeden önce öğrenmiştim ve hiç sıkıntı yaşamadım. Arbat caddesinde biraz dolaşıp yemek yedikten sonra, akşam 10 gibi hostele geçtim ve uykuya daldım.

Arbat Caddesi


Sabah erkenden kalktım ve yola koyuldum. Gezeceğim yerlerin hepsine yürüdüm. Kızıl Meydan, GUM Alışveriş Merkezi, Lenin Mozolesi, St. Basil Katedrali, Kremlin Sarayı ve Kurtarıcı İsa Katedralini ilk gün gezeceğim yerler olarak belirlemiştim. Sabah kahvaltı olayı cidden sıkıntı... Ben Rusya da kahvaltı için yiyecek hiçbir şey bulamadım! Ayrıca Moskova da market bile bulamadım :D Çok acayip bir durumdu. Neyse ki Arbat caddesinde La Pain Quotidien vardı ve yumurta yiyebildim. Ardından Kızıl Meydana doğru attım kendimi. Yukarıda gezmeyi planladığım yerlerin 1 tanesi hariç hepsi Kızıl Meydan çevresinde olduğu için, gezmek umduğumdan çok daha kısa sürdü. Uzak olan Kurtarıcı İsa Katedraline ise 15 dk da yürüdüm! Katedralin önünden Moskova nehrini turlayan tekneler kalkıyor. Muhakkak tura katılmanızı tavsiye ederim. Şehri yapısını biraz daha anlamanızı sağlıyor. Tur bittiğinde saat 15:00 civarıydı. Hiç durmadan Gorki Park'a gittim. Tekneyle yanından geçerken parka aşık olduğumu söyleyebilirim. Hayatımda gördüğüm en güzel parklardan birisiydi. Parkın içerisinde ne ararsanız var. Her köşesinde bir etkinlik! Bir tarafta konser veriliyor, diğer tarafta 200-300 kişi aynı anda jimnastik yapıyor, başka bir tarafta 15-20 pinpon masası kurulu ve hepsi dolu, öte yerde nefir bir müzik eşliğinde su gösterisi yapılıyor. Ömrümü o parkta geçirebilirdim.

Kızıl Meydan


Lenin Mozolesi ( İçeride fotoğraf çekmek yasak :(     )


St. Basil Katedrali


Kremlin Sarayı


GUM Alışveriş Merkezi


Kurtarıcı İsa Katedrali


Akşama doğru tekrar hostele doğru yürümeye halim kalmadığı için metroyu kullandım. Hostel çevresine vardığımda saat 8 civarındaydı. İlk izlenim olarak edindiğim görüş, rusların belli bir kısmının çok zengin olduğuydu. Yolda yürürken dikkatimi en çok çeken şey, neredeyse bütün arabaların lüks arabalar olmasıydı. Metroya her binişimde Kiril alfabesini öğrenmiş olmama tekrar tekrar sevindim :D Lenin Kütüphanesinin önünde karşılaştığım ve bana Gorki Park'a nasıl gideceklerini soran çifte, ''Metro ile gidebilirsiniz'' dediğimde, gözlerinde oluşan korkuyu anlatamam. Söylediklerine göre metrodan bıkmışlar ve mümkünse her yere yürüyeceklermiş :D :D Halbuki her metro kullanışımda biraz daha sevdim. Her durak farklı bir güzellikte ve ölmeden muhakkak görülmesi gereken yerler listemde üst sıralarda yer alıyordu.

Rus Gelin Arabaları



Gorki Park








Hostele gitmeden önce, Arbat üzerinde bir rus restoranına girdim ve bir kaç adını bilmediğim rus yemeği yedim. Zaten fazla aç değildim, Gorki Parkta gezerken Pelmeni ( Rus Mantısı) yemiştim. Bu arada değinmeden geçemeyeceğim; Arbat caddesinin sonuna doğru Mc Donalds'ın önündeki kuyruğu görmeniz gerekiyor. Ruslar fast food için deliriyorlar :D :D

Saat 22:00 civarında hostele gitmiştim. Ortak salonda bir kaç arkadaşla tanıştık. Koreli bir kız piyano çaldı. Evet hostelin salonunda piyano vardı, çok güzel ve eğlenceliydi. Hava saat 22:30 gibi karardı ve gece 04:30 da uyandığımda aydınlanmıştı. Küçük çaplı bir şok yaşadıktan sonra uykuma devam ettim. Bu konuda, St. Petersburg beni daha çok şaşırtacaktı...

İlk gün harikaydı. Ertesi gün Nazım Hikmet'i ziyaret edecektim ve harita üzerinden küçük zannettiğim Kolomenskoye parkını yürümeye cesaret edecektim...

Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle, sağlıcakla kalın :)

Not: Bir daha bu kadar uzun bir ara olmayacak, Japonya ve Sırbistan seyahatlerimi planladım. Her şeycikler tamamdır :) :)


GEZGİN ŞİŞKO

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sahra Çölü

Herkese Merhaba, Ertesi gün erkenden kalktık. Kahvaltımızı ettik, yollara düştük. İlk durağımız Berberi köyünün ve bahçelerinin bulunduğu ...