24 Ocak 2016 Pazar

St. Petersburg Gezisi - 1

Yeniden Merhaba,

Nerede kalmıştık?

Moskova metrosunda tren istasyonuna doğru yol alıyordum...

Leningrad Tren İstasyonuna geldiğimde, açıkçası treni biraz zor buldum. Bölgede çok fazla tren istasyonu var. Tek kelime İngilizce bilmeyen insanlara ''Sapsan, Leningrad'' dediğinizde veya elinizdeki bileti gösterdiğinizde, sizi doğru yere yönlendiriyorlar.

Benimle St. Petersburg'a gelmeye karar veren arkadaşıma da tren bileti almak için gişelere gittik. 2000 rubleye aldığım tren biletine, 4000 ruble gibi bir fiyat ödedi... Plansız seyahat etmenin bazı masrafları olabiliyor! Onun için; planlarımı her zaman önceden yaparım ve gezi rotamı oluştururum.

Sapsan, Rusya'nın en hızlı treni ve gerçekten konforlu diyebilirim. İnternetten aldığınız biletin çıktısını alıyorsunuz ve elinizdeki kağıt ile trenin kapısında bulunan görevliye pasaportunuzu göstererek koltuğunuza oturuyorsunuz. Tren çok hızlı mı? İçindeyken anlaşılmıyor ama çok uzun olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. En az 15 tane vagon saydım. 15:40 da bindiğim tren 19:40 da St. Petersburg şehrine ulaştı.

Çantamı aldım ve Nevsky Prospect'e adımımı attım. Burası, şehrin en ünlü caddesi ve görmeniz gereken yerlerin bir çoğu bu cadde üzerinde / yan yollarda yer alıyor. İlk dikkatimi çeken şey, şehir gerçekten yaşıyor ve bunu hissedebiliyorsunuz. Yazının başında söyleyeyim; burada hiç metro veya otobüs kullanmadım. Yürüyerek neredeyse her yere ulaşabiliyorsunuz. Sallana sallana hostelime doğru yürürken, bir yandan da şehri gözlemliyordum. St. Petersburg'u çok sevdim ve çok eğlendim. Yazıyla bunu anlatabilmek gerçekten zor ve yazarken uzaklara dalıp dalıp gitmem sebebiyle yazı muhtemelen çok uzayacak. Bu uzama; kelime veya cümle bazında bir uzama değil, tamamen benim hayallere dalıp dalıp, yazıyı bitirememem sebepli bir uzama olacak... :D :D

Nevsky Prospect



Her neyse, sonunda hostele vardığımda, saat 21:30 civarındaydı. Hostel çok güzel bir yerdi ve çantamı bırakıp, salona geçtim. Bir grup yemek yiyordu, bende aralarına katıldım. Muhabbet ederken, bir tanesi gözüme çarptı ve ''Türk müsün?'' diye sordum. Tabii ki de Türk çıktı... Masada muhabbet ederken, bir ara kafamı kaldırdım ve fıkra gibi bir durumun içindeydik. 1 Japon, 1 Çinli, 1 Fransız, 2 Rus ve 2 Türk bir masada otururken, diye başlayan bir fıkra gibiydi ortam! O akşam çok eğlendik ve gece 01:00'a kadar muhabbet ettik. Ama bir tuhaflık vardı, hava karanlık değildi... Bizim buralardaki tan vakti gibi, koyu mavi bir tondaydı. Şaşkınlık ve heyecanla yatağıma uzandım ve uyuya kalmışım.

Sabah erkenden kalktım ve saat 10:00 gibi arkadaşım geldi. Önce kahvaltı etmeye gittik, ardından Ermitaj Müzesine doğru yola koyulduk. Müzenin içerisinde, bütün gününüzü harcasanız bitiremeyeceğiniz derecede fazla eser var. Biz yarım gün burada zaman geçirdik. Çünkü; gezmemiz gereken yerler bizi bekliyordu. İlk önce, saray meydanına yakın olan Saint Isaac Katedraline gittik. İçeriye giriş maalesef ki yasaktı. Fakat, Katedralin üst kısmına ücret karşılığı çıkabiliyorsunuz. Katedralin tepesinden bütün şehri görebiliyorsunuz. Saint Isaac Katedralinin ardından, Kazan Katedraline gittik. Katedral, bir zamanlar Din ve Ateizm Tarihi Müzesi olarak kullanılmış ve sonra yine katedral olarak hizmet vermeye başlamış. Katedralin içine girebiliyorsunuz, herhangi bir ücret ödemenize de gerek yok. Ardından son durağımız olan ve yine bu katedralin yakınında bulunan, Yeniden Diriliş Kilisesinde ilk gün gezimizi sonlandırdık. Kilisenin yanında Mikhailovsky Bahçesi/Parkı var, biraz oturup dinlendikten sonra kendimizi ara sokaklara attık. Ara sokaklardan birinde Raskolnikov'un yaşadığı tasvir edilen binayı gördük. Bizim için enteresan bir anı oldu. Bir romanın içinde yer alan; hayali bir karakterin yaşadığı, gerçek bir mekan! St. Petersburg, bizi daha çok mutlu edeceğe benziyordu.

Saray Meydanı


Saint Isaac Katedrali


Kazan Katedral,


Yeniden Diriliş Kilisesi


Nevsky Prospect'e çıktığımızda, önce bir Özbek lokantasında yemek yedik. Ardından, hostelin olduğu sokağın başında bir grup konserine denk geldik ve biraz dinledik. Rusların, ilk defa coşkuyla bir şarkıya katılmalarına burada şahit oldum. St. Petersburg sokaklarındaki insanlar, Moskova sokaklarındaki insanlara nazaran çok daha güleryüzlülerdi. Hostele vardığımızda saat 23:00 civarındaydı ve o kadar çok yürümüştük ki; hemen uyuduk!

Özbek Lokantası ( Bu kapıyı gördüğünüzde girin içeriye :D )


Ertesi sabah rotamızda; 2 müze,1 kale ve 1 cami bulunuyordu. Erkenden kalkıp yollara düştük. Beni en çok heyecanlandıran, Zooloji Müzesi'ydi. Bir çok hayvanı gerçek boyutları ile görebilecek olmak ve bu hayvanların içinde bir de Mamut'un yer alması heyecanımı daha da arttırıyordu. Hostele yakın olan bir markete girdik ve yiyecek 1-2 çörek aldıktan sonra yola koyulduk. Zooloji Müzesine vardığımızda, girişin ücretsiz olduğunu öğrendik. O güne özel bir durummuş. Halk günü gibi bir şeydi. Nedenini fazla sorgulamaya gerek yok, bedava müze gezmek çok eğlenceli :D Müze ile ilgili ne kadar şey anlatsam, neler yazsam yetmez. Muhteşem bir müzeydi. İçeride, binlerce hayvan çeşidi var. Maymundan tutun, balinaya, kutup ayısına, ren geyiğine, kaplana, çitaya, aslana, file ve hatta mamuta kadar her türlü hayvan içeride dondurulmuş halde bulunuyor. Benim için inanılmaz bir deneyimdi. İçeride uzun bir süre gezdikten sonra, Askeri müzeye doğru yola koyulduk, fakat müzede tadilat çalışması vardı ve kapalıydı. Müzeyi es geçmek zorunda kaldık ve St. Petersburg Cami'ne doğru yola koyulduk. Cami de kapalıydı... Biz de caminin önündeki parkta oturduk ve bir şeyler atıştırdık. Sonra Peter and Paul Kalesine doğru yola koyulduk. Kale de kapalıydı :D :D Şaka şaka! Kale açıktı. Kalenin içini gezmemiz 30 dakika gibi bir zaman aldı.

Zooloji Müzesi







Askeri Müze :(



St. Petersburg Cami


Peter and Paul Kalesi



Tekrar yollara düştüğümüzde saat 17:00 civarındaydı. Köprüler belli bir saat sonra kaldırılıyor ve hangi adadaysanız, orada kalıyorsunuz! Onun için ana adaya geçmek için elinizi çabuk tutun! Saray Meydanının yakınlarında bir çok yerde kanal turu mevcut ve şehir içindeki kanallar, şehir yapısını anlamanıza çok yardımcı olacaktır. Muhakkak bir tura katılın derim. Kanal turu için 25 tl civarında bir rakam ödedik. Tur, 1 saat sürüyor. Haziran'ın sonlarında gittiğimizi düşünürsek, havanın soğuk olmaması gerekiyor değil mi? Pek umutlanmayın ve hangi vakit giderseniz gidin, yanınıza muhakkak bir mont alın derim. Tur bittiğinde yine aynı Özbek lokantasına yemek yemeye gittik. Yemekleri çok güzeldi. Evet, ertesi günde buraya gidecektik :D Bizim lokantalar tarzında bir yer, istediğiniz yemeği alıyorsunuz ve fiyatları da çok uygun. Her gün farklı yemekler çıktığını düşünürsek, gitmemek için hiçbir neden yok.

Hostele doğru yol alırken; yarının son gün olduğu, Peterhof Sarayına nasıl gideceğimiz, bu şehri ne kadar beğendiğim ve tekrar gelmek isteyeceğim şehirler listesine eklemem gerektiğim gibi düşünceler ile boğuşuyordum. Saat yine 23:00 civarındaydı ve hava hiç de karanlık değildi. Ne kadar karanlık olmadığını görebilmeniz için aşağıya bir resim ekleyeceğim ;)

Tam olarak saat 22:55


Bir sonraki yazımızda görüşmek dileğiyle, hoşça ve sağlıcakla kalın.



GEZGİN ŞİŞKO


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sahra Çölü

Herkese Merhaba, Ertesi gün erkenden kalktık. Kahvaltımızı ettik, yollara düştük. İlk durağımız Berberi köyünün ve bahçelerinin bulunduğu ...