17 Şubat 2016 Çarşamba

Belgrad Gezisi - 1

Yazıya nasıl başlayacağımı gerçekten bilmiyorum. Belgrad hakkında ne yazsam, ne söylesem az kalır... Daha güzel şehirler yok mu? Elbette vardır. Lakin bu şehrin bende acı tatlı hatıraları var. Uzun zamandır bu kadar eğlenmemiştim. :)

Geçen hafta 4 günlüğüne Sırbistan'ın başkenti Belgrad'a gittik. Gitme sebebimiz, İspanya'ya gitme sebebimiz ile aynıydı; arkadaşımın doğum günü! Bu sefer 15 kişilik bir grup ile yola çıktık. 3 - 4 ay önceden hangi şehre gideceğimizin kararını vermiştik. Gezi programını ve konaklama için oteli ayarladıktan sonra, ilgili gün geldi çattı. 

Uçak biletini 350 tl gibi bir rakama aldım. Konaklama için 3 gece 4 gün kişi başı 150 tl tuttu. Şahsi harcamalar ise; 100 - 120 Euro tuttu diyebilirim. Belgrad yeme-içme ve market fiyatları açısından gerçekten oldukça ucuz bir şehir diyebilirim. Ayrıca porsiyonlar gerçekten devasa boyutlardaydı :D

Bu ufak bilgilerin ardından seyahat ile ilgili bilgileri paylaşmaya başlayabiliriz. Öncelikle Sırbistan'ı seçme sebebimiz, hem yakın olması hem de vizesiz olmasıydı. Sabiha Gökçen Havalimanı ile Belgrad Nikola Tesla Havalimanı arası 1 saat 30 dakika sürüyor. Uçak indi ve kapılar açıldığında karşımızda 2 polis vardı. Pasaportları kontrol ettiler, ne sebeple geldiğimizi sordular ve havalimanına girmemize müsaade ettiler. Ardından tekrar pasaport kontrolünden geçtik, ülkeye giriş yaptık. Şehir beklediğimizden çok daha sıcaktı. Hani hava durumu sunan kişiler sürekli ''Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası...'' diyorlar ya. O koca bir yalanmış! Balkanlar soğuk değil arkadaşlar. Bildiğin bahar havası vardı ve İstanbul'dan sıcaktı.

Nikola Tesla Havalimanı



Şehirde kalacağımız süre boyunca Atlas City Center Suites isimli yerde konakladık. Otelin sahibi Niko, havalimanından otele ulaşım için taksi ayarlamıştı. Taksi ücreti 16 Euro / 2000 Sırp Dinarı tuttu. Şehre vardığımızda ilk iş olarak çantaları otele bırakıp, Belgrad'ın İstiklal Caddesi olan Knez Mihailova'ya girdik. Zaten otelimiz bu caddenin üzerindeydi. Knez Mihailova'yı baştan aşağı yürüdük, oradan da Skadarska Caddesine yürüdük. Skadarska Caddesi, restoran ve kafelerin bulunduğu sevimli bir yer. 

Knez Mihailova Caddesi




Skadarska Caddesi



Seşir Moj isimli mekana oturduk. Sırpların meşhur yemeği olan Cevapcici yedim. Bizim İnegöl köftemize benziyor diyebilirim. Tadı güzel ve söylediğim gibi porsiyon olarak da doyurucu. Karnımızı doyurmuş olmanın vermiş olduğu rahatlıkla, sallana sallana Knez Mihailova'ya tekrar yürüdük ve Boutique Cafe'ya oturduk. Sırp insanları sıcak kanlı ve güleryüzlü lakin, buranın garsonları acayip suratsızlardı. Kahvelerimizi yudumladıktan sonra otele gidip akşam için hazırlanmaya başladık. 

Doğum günü çocuğu şerefine, akşam yemeği yiyeceğimiz mekana geçtik. Mekan gerçekten çok güzel bir yerdi. Lorenzo&Kakalamba isimli mekanda yemeğimizi yedik. Eğer Belgrad'a gidecekseniz, muhakkak uğramanızı ve bir akşam yemeği yemenizi öneririm. Fiyatlar 750 ile 1500 Sırp Dinarı arasında, yani çok pahalı değil. Restoran konsepti, yemekler, garsonlar dahil her şey çok eğlenceliydi. Bu güzel yemeğin ardından, arkadaşlarımız aracılığıyla adresi verilen Bar'ı aradık, taradık, bulamadık. Biz de az ileride müzik sesinin geldiği yere doğru yöneldik ve bulduğumuz bar'a girdik. Benim hoşuma gitmediği için, 10 dk içinde kalktım, otelin yolunu tuttum. Saat 01:00 civarı olmasına rağmen Knez Mihailova bomboştu. Sahi, o ünlü Belgrad geceleri yalan mıydı? Ülkenin İstiklal Caddesi olarak anılan yer nasıl olur da bu saatte, bu kadar boş olabilirdi? Kafamda deli sorular, yastığa başımı koydum ve ertesi güne doğru yol aldım.

Lorenzo&Kakalamba




İlk gün izlenimi olarak; Sırplar gerçekten sıcakkanlı insanlar, bize benzediklerini söyleyebilirim. Taksicilere sakın güvenmeyin. Ülkede bir çok taksi şirketi var ve bazıları dolandırıcı. Mesela giderken 500 Sırp Dinarı tutan yere, dönüştü 6000 Sırp Dinarı ödemek durumunda kaldık! 2. yazıda bunu detaylıca anlatacağım. Siz siz olun, Pink Taxi ve Lux Taxi firmalarından şaşmayın. Taksi olayını saymazsak hiçbir sıkıntı yaşamadık, şehir güvenli bir yer ve Türkleri seviyorlar. Şehri gezerken herhangi bir ulaşım aracını kullanmanıza gerek yok. Her yer yürüme mesafesindeydi ve biz her yere yürüdük. Bu kadar yakın bir yere haftasonu için bile gidebilirsiniz. Atın valizinize cesaretinizi, yollara çıkın. Yol sizi muhakkak bir yere götürecektir. Korkmayın, merak edin...

Gelecek yazıda görüşmek dileğiyle, hoşça ve sağlıcakla kalın.


GEZGİN ŞİŞKO

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kazablanka Gezisi

Herkese Merhaba, En son seyahatimde Fas Krallığına gittim ve muhteşem bir gezi oldu diyebilirim. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanından, Ca...