16 Nisan 2016 Cumartesi

Japonya Seyahati Hakkında - Tokyo Giriş

Arkadaşlar merhaba,

Sonunda yıllardır hayalini kurduğum ve en büyük hayallerimden birisi olan Japonya'ya gittim. Bir süre boyunca bu seyahatim hakkında yazacağım. Sizlere önceden Japonya hakkında ufak tefek bilgiler vermek istiyorum. Japonya'da 2 hafta kaldım. Tokyo, Gekkouji, Nagoya, Kyoto, Nara, Himeji, Okayama, Hiroshima, Miyajima Adası ve Osaka şehirlerini gezdim.

Öncelikle Japonya'ya direkt uçuş ile gittim ve 12 saat sürdü. Uçakta sıkılmadım mı? Pek sıkıldığımı söyleyemem. Çünkü; 3 tane film izledim ve biraz uyukladım. Bir baktım ki Japonya semalarında uçuyoruz. Sigara içen insanlar için zor bir yolculuk olacağını düşünüyorum... Ben zaten içmiyorum keh keh keh :D :D

İstanbul'dan gece 01:00 'de havalanan uçağımız aynı gün 20:00'da Tokyo Narita Havalimanına indi. Uçuş boyunca yaşadığım en tuhaf şey; yanımdaki Japon kızın bütün uçuş boyunca omzumda uyumasıydı. Uyanmaması için elimi bile kıpırdatamadım :) Centilmeniz yani ona göre! :D :D Zaten uyandığında ufak bir sohbet etme fırsatı bulduk. İtalya gezisinden dönüyormuş ve Narita şehrinde yaşıyormuş. İsmi Yuki'ymiş. Çoğu Japon gibi o da çok şeker bir insandı.

Havalimanı'na indiğimde ilk iş Japan Rail Pass'imi aktif hale getirmek oldu. Ben ofisi kolay bulabileceğimi zannetmiyordum ama tabelalar filan Latin alfabesi ile yazılı olduğu için sıkıntı yaşamıyorsunuz. Bazılarınızın aklına Japan Rail Pass ne yahu? sorusu gelecektir. Sadece turist olarak gidenlerin alabildiği, JR firmasının tüm tren ve bazı feribot hatlarında geçen 7 / 14 / 21 günlük tren biletidir. Detaylara buradan ulaşabilirsiniz. Aslında Interrail'in, Japon versiyonu diyebiliriz. Bu arada hatlar gerçekten efsane büyüklükte ve JR hattının bulunduğu bazı şehirlerin (Tokyo ve Osaka) içinde de bu bileti kullanabiliyorsunuz. Yazılarımda uzun uzun bu konudaki tecrübelerimi de paylaşıyor olacağım.

Tren hatları konusunda şöyle bir uyarıda bulunayım. Öncelikle bir çok hat var ve ulaşım cidden pahalıydı. İyi ki Japan Rail Pass almışım dedim. Hatlar bizdeki gibi sadece devlet eli ile işletilmiyor. Özel hatlar da mevcut ve bütün hatlar birbirine bağlı. Fakat korkmanıza gerek yok, ulaşım çok basit ve insanlar çok yardımsever. Muhakkak yardımcı olacak birilerini buluyorsunuz. Zaten 1. günün sonunda kendinizi metro gurusu ilan edebilirsiniz. Metro içinde de durak isimleri filan Latin harfleri ile yazılıydı. Neredeyse her yerde Japon alfabesinin yanında Latin alfabesi ile yazılmış yazıları da göreceksiniz.

Bu arada pasaport kontrolünden geçerken, fotoğrafınızı çekiyorlar ve parmak izlerinizi alıyorlar. Daha önce herhangi bir ülkede bu tip bir uygulamaya rastlamamıştım.

Saat 22:00 civarında Asakusa da bulunan Khaosan Asakusa World Hostel'e varmıştım. Hostelin gerçekten çok güzel olduğunu belirtmeliyim. Düzenli, temiz ve ulaşımı kolay bir yerdeydi. Gecelik fiyatı 3000 Yen ( 75 TL ) gibi bir rakama denk geldi. Burada kalmanızı tavsiye edebilirim. Şahsen memnun kaldım.

Khaosan Asakusa World Hostel



Japonya'ya 3 arkadaş gittik ama ayrı ayrı uçaklarla gittik. Bir tanesi Paris aktarmalı geldi, diğerinin uçağı Osaka'ya indi. Paris aktarmalı gelen arkadaş ertesi gün saat 15:00'de gelecekti, fakat Osaka aktarmalı gelen arkadaşım gece saat 24:00 olmasına rağmen ortalarda yoktu. Haliyle beni bir telaş aldı. Bu telaş ile yollarda avare avare dolanırken bir dönerciye denk geldim. O telaşla girdim içeriye döner yedim :D :D Saray Kebab adında bir yer ve sahibi de Türk çıktı. Hemen muhabbet kurduk. Wifi şifresini istedim ve internetimi açtım. Arkadaşım mesaj atmış. Ben onun için meraklanıp, kendimi yollara vurup, biçare şekilde onu sokaklarda ararken ve üzüntüden döner yerken; o hostele varmış uyuyormuş. İşte o anda Japonya seyahatimin başladığını anladım.

Saray Kebab


Hostele doğru giderken, kaldırımda onarım çalışması olduğunu gördüm. Şimdi bazılarınız diyecektir ki; ''bunu da mı anlatacaksın pes yani... '' Evet anlatacağım arkadaşım, bak dinle... Adamlar yola ışıklı neon tabelalar ile ne tarafa gideceğini gösterir koca bir ok koymuşlar, yetmemiş o yolu bir güzel yine ışıklı dubalar ile doldurmuşlar ve yol bitip kaldırıma döneceğini de yine kocaman bir yön tabelası ile göstermişler. Buraya kadar normal değil zaten de; asıl normal olmayan şey hem ilk giriş tabelasının oraya hem de çıkış tabelasının oraya birer tane adam yerleştirmişler ve bu adamların görevi yolu kullandığın için sana teşekkür etmek!!!

Aptal olmuş bir şekilde hostele vardım ve yatağıma uzandım, ertesi günü çok merak ediyordum...

Bu seyahat normal geçmeyecekti, bu sefer ki diğerlerinden farklıydı... İçimdeki huzur duygusunu tarif etmemin imkanı yok. Markette bile insanlar para alıp verirken kibarlıkları ve saygıları ile sizi şaşırtıyorlar. Ahh ahh anlatacak ne çok şey var. Sonra ki yazılarda hepsinden bahsedeceğim. Benim için yazmak çok eğlenceli olacak, umuyorum ki sizler için de okumanın eğlenceli olacağı bir yazı dizisi olur.

İçinizdeki keşfetme arzusunun ve umudun asla tükenmemesi dileğiyle hoşça, umutla ve sağlıcakla kalın.


GEZGİN ŞİŞKO

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sahra Çölü

Herkese Merhaba, Ertesi gün erkenden kalktık. Kahvaltımızı ettik, yollara düştük. İlk durağımız Berberi köyünün ve bahçelerinin bulunduğu ...