1 Mayıs 2016 Pazar

Tokyo Gezisi - 2

Yeni bir maceradan merhaba sevgili dostlar,

Eğlenceli ilk günün ardından, Tokyo'da yeni bir güne uyanmanın vermiş olduğu heyecan ile kendimizi sokaklara attık. Hava yağmurluydu. Tabii ki de bu yağmurun bizi durdurması imkansızdı. İlk önce Japon kahvaltısının tadına bakmak için bir Japon restoranına girdik. Kahvaltısında da pirinç yedik. Ben zaten pirinci seviyorum, onun için asla mızmızlanmadım :D Soya sosunu ve baharatlarını ekledikten sonra Japon bile yiyebilirim...


Bugün ilk durağımız Kraliyet Sarayı ( Imperial Palace).  Tokyo tren istasyonundan çıkmadan yer altı çarşısından sarayın yakınlarına kadar gelebiliyorsunuz. Bu arada yerin altında bambaşka bir dünya olduğunu belirtmeliyim. Yer altında uzunca bir çarşı var. Bu çarşının içinden onlarca plaza ve iş kulesine çıkış bulunuyor. Gerçi, İstanbul'da da bazı avm'lerin içerisine metro ile giriş var ama o metrodan çıkmadan uzunca bir çarşıya girdiğiniz ve bir sürü binaya bu avm'nin içerisinden çıkış olduğunu hayal edin. Bu çarşıya girmeden önce Tokyo tren istasyonu beni çok şaşırtmıştı. 5-6 katlı bir istasyon içinde hızlı tren, metro ve tramvay hatları bulunuyor. Gerçekten çok büyük ve kalabalık...

Kraliyet Sarayı 



Kraliyet Sarayına giremedik... Çünkü giriş yasakmış. Sadece uzaklardan bir yerlerden sarayı görüyorsunuz ve ''ohh be sarayı da gördük'' diyerek uzaklaşıyorsunuz! Bu hayal kırıklığı ve gözlerimizden akan yaşları gizleyen yağmur damlaları ile metroya doğru harekete geçtik. Çevre de kraliyet müzesi var fakat o da kapalıydı!

Tokyo İstasyon Çevresi


Bu hayal kırıklığının ardından Akihabara'ya geçtik. Akihabara, anime karakterleri ile ilgili figürler ve çeşitli hediyelik eşyalar, pachinkolar, elektronik eşyalar ve onlarca oyun salonu bulabileceğiniz bir yer. Gerçekten efsane figürler var. Aklınıza gelecek bütün anime karakterinin figürleri bu çevrede mevcut. Naruto izlediğim günlerden beri merak ettiğim Ramen isimli Japon yemeğini tatma fırsatını da burada buldum. Şahsen tadına bayıldığımı belirtmek isterim. Bir öğünde almanız gereken bütün besinler bu yemekte bulunuyor. Sebze, et, karbonhidrat... Çok lezzetliydi. Bu ilkti ama son olmayacaktı. Bu arada AKB48 isimli bir Japon müzik grubu var. Bu grubun hemen metro çıkışında, hayranları tarafından kurulmuş bir cafe'si bulunuyor. Bizimle gezmekten sıkılan arkadaşımızı da o mekana gönderdim :D Çok tuhaf bir yer, en son çıkarken bana bir kamyon laf ediyordu :D :D :D

Akihabara






Bitmek tükenmek bilmeyen yağmur hala devam ediyordu. Bir sonra ki durağımız olan Ginza Caddesine geçtik. Burası, bir sürü lüks markanın yan yana sıralandığı Tokyo'nun Nişantaşı'sı diyebilirim. Çok gezilecek bir yeri yok fakat gidip görmenizde fayda var. İnsanların giyimleri filan bir anda değişiveriyor!

Ginza Caddesi



Ginza'da bir kahve içmenin ardından hostelimize gittik. Bitti mi? Hayır... Akşam Womb isimli bir mekana gittik. eğlendik filan ama müzikler berbattı ve hafta içi olması sebebiyle mekan çok dolu değildi. Ama konumuz bu değil. Saat 01:30 gibi mekandan ayrıldık, metroya gittik ve bir baktık bizim Yamanote Line bitmiş! Ring seferler gece saat 00:00'dan sonra duruyormuş ve çok kısıtlı bir mesafede uzun aralıklarla sefer yapılıyormuş. Bulunduğumuz yerden hostele olan uzaklığımız 12 km'ydi, biz de hemen hesaplama yaptık. Taksi'nin daha az yazacağı 10 km'lik bir metro istasyonuna son tren ile geçtik. Herhangi bir taksi hikayesi olmadan seyahati tamamlayacağımı filan mı zannettiniz? Yanılıyorsunuz!

Başlıyoruz; metrodan indik, görevlinin birine Asakusa'ya gideceğimizi söyledik. Adam öyle bir şaşırdı ki, gözleri benimle aynı boyuta ulaştı! Godzilla gelse daha az şaşırır! 200 kere filan Asakusa, Asakusa? Taksi? diye teyit etti. Çok para ödeyeceksiniz filan dedi. Tahmini kaç para yazar diye sorduk 5000 Yen ( 125 TL) gibi bir rakamdan bahsettiler... Artık yapacak bir şey yoktu. Her yerde olduğu gibi taksi beklenen yerde de sıra vardı. Sıranın en arkasına girdik. Arkamıza da sallana sallana bir Japon vatandaş geldi. Bunlar çok soğuklar demiştim ya; sarhoş Japonlar için o sözü unutun! Acayip derecede konuşkan oluyorlar. Geldi bana Japonca bir şeyler söyledi. Ben '' Watashi wa nihon go wo hanashimasen / Japonca konuşamıyorum '' dediğimde ise; iş iyice koptu. Japonca bildiğim kelimeler var, bazı cümleler de var. Lakin konuşamıyorum arkadaş, konuşamıyorum! Adam bana '' e konuşuyorsun ya '' gibisinden bir şeyler söyledi. Ardından Asakusa'ya gideceğimizi İngilizce olarak anlattık. '' Kaç para yazar'' diye de ekledik. Kafasının güzelliği ve İngilizcesinin yetersizliği ile 1.000.000 Yen ( 25.000 TL ... ) dedi. Tabii biz koptuk. ''Emin misin?'' diye sorduğumuzda, ''Biraz daha aşağısı'' olabilir dedi. Biz bu sefer daha şiddetli gülmeye başladık. Tabii o da gülüyor :D :D :D Her neyse taksiye bindik. Tokyo'da taksilerin açılış ücreti 730 Yen ( 20 TL)... Asakusa'ya geldiğimizde 5000 Yen'cik ( 125 TL'cik ) bir para ödedik.

Tokyo Taksi Tarifesi



Hostel'e girdik. Yatağıma uzandım ve yeni bir taksi macerası yaşamış olmanın vermiş olduğu gururla uykuya daldım.

Yağmur bütün gün devam etti! 1 dk bile durmadı. Japonya çok insafsızdı :D :D :D Olsun yağmuru bile güzel be hahahaha...



Bir sonra ki yazıda görüşmek dileğiyle; huzur, mutluluk ve sağlıcakla kalın...


GEZGİN ŞİŞKO

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sahra Çölü

Herkese Merhaba, Ertesi gün erkenden kalktık. Kahvaltımızı ettik, yollara düştük. İlk durağımız Berberi köyünün ve bahçelerinin bulunduğu ...