4 Temmuz 2016 Pazartesi

Kyoto Gezisi - 1

Merhaba,

Kyoto, Kyoto, Kyoto!!!

Sabah 06:30 gibi yola çıktık. Yine tren ile başlayacak yolculuk, bir sonraki durak olan Kyoto'da son bulacaktı. Gitmeden önce, en çok heyecan yaşadığım şehirdi Kyoto. Trenden iner inmez değişik bir şehir olduğunu anlıyorsunuz. Şehrin üzerine yüzyılların yaşanmışlığı sinmiş. Küf kokulu eski gardırop tadında bir şehir... Çok değerli olduğu şüphe götürmez. Binalar çok yüksek değil, eski japon evleri çoğunluklu ve gerçekten çok hoş, dinlendirici bir yer olduğunu belirmeliyim. Hostele ulaştığımızda içeride kimse yoktu. Kapıyı filan çaldık, diğer konuklar kapıyı açtılar bizde çantaları içeri bıraktık ve üzerine notlar yazarak, kendimizi Kyoto sokaklarında attık. Kaldığımız yer hem ucuz, hem de eski Japon evi tarzında bir yerdi. İsmi; Guesthouse Maika... Dileyen arkadaşlar internetten araştırabilirler.

Kyoto da ilk gideceğimiz yer, Sanjusangendo Tapınağı. İçerisinde 1000 tane buda heykelinin bulunduğu bir tapınak ve gerçekten çok etkileyici bir yer. Burada hayatımda ilk defa bir Budist rahibin dua edişini duydum. Değişik bir deneyim olduğunu belirtmeliyim. Kesinlikle ama kesinlikle uğramalısınız. İçeriye giriş 900 Yen (25 TL) ama her kuruşuna değer. Bizim gittiğimiz Mart ayında 09:00'da açılıp 16:00'da kapanıyordu.

Sanjusangendo Tapınağı




Ardından Kodai-ji Tapınağına gittik. Burası ülkenin en önemli Zen Budizmi tapınaklarından birisi ve muhakkak görmelisiniz. Huzur dolu bir yer. Sanjusangendo'dan buraya yürüyerek 30 dk gibi bir sürede ulaşıyorsunuz. Kodai-ji'ye giderken, eski Kyoto sokaklarına girdiğinizi anlayacaksınız ve bir sürü kimono giymiş insan ile karşılaşacaksınız. Fotoğraf çektirmek istediğinizde sevecenlikle karşılıyorlar. Sakın utanmayın :) :) Kodai-ji Tapınağı içerisinde küçük bir de bambu ormanı mevcut. Bambuları ilk defa burada canlı olarak gördüm.

Kodai-ji Tapınağı







Entokuinteien, hemen Kodai-ji Tapınağının karşısında ve hayatımda gördüğüm en huzur verici mekanlardan birisi olduğunu belirtmeliyim. Burada eski Japon kültürüne ilişkin ufak tefek şeyler sergileniyor ama asıl mesele; Japon Bahçesi... Öyle güzel ve huzurlu bir yer yapmışlar ki, içeride 1,5 saat filan bağdaş kurup oturdum. Acayip dinlendirici bir yerdi, kesinlikle girin. Sessizliği ve huzuru seven birisiyseniz muhakkak uğramanızı tavsiye ediyorum.

Entokuinteien





Bitti mi? Hayır!!! Kyoto öyle güzel bir yer ki binlerce tapınak var ve hepsini bitirmeniz bir kaç ayınızı alır! Ben araştırdığım ve en çok ilgimi çeken yerleri listeme ekledim, sırasıyla gezdim. Yukarıdaki ilk 3 yer birbirine yakın yerlerdi. Giriş ücretleri 500 Yen ile 900 Yen arasında değişiyor. Tapınaklara girmek maalesef ki ücretli... Hatta bazı yerlere para verseniz dahi giremiyorsunuz. Japonlar tarihlerine karşı acayip saygılılar. Bizdeki gibi binlerce yıllık antik kentlere dozerle girmeyi bırak, tarihi 1000 yılı geçmeyen yerlere yürüyerek dahi giremiyorsunuz! Neyse...

Ardından tren ile Fushimi İnari Tapınağına gittik. Trenden indik ve tapınağa yürürken yol üzerinde; küçük tezgahlarda kızartılmış yiyecekler ve atıştırmalıklar satıldığını gördük. Tuhaf gözüken bir kaç tanesinin tadına bakabilirsiniz. Mesela, kurbağa kızartması filan var. :D :D Fushimi İnari Tapınağı, en önemli Şintoizm tapınaklarından birisidir. Yani burası da görmeniz gereken bir yer ve tapınağa çıkarken binlerce turuncu renkli kapıdan geçiyorsunuz. Bu görüntü gerçekten çok etkileyiciydi. Evet, evet her şey etkileyici arkadaşlar! İnanın her köşebaşında karşınıza büyüleyici bir şeyler çıkabiliyor. Çünkü, burası Kyoto!!! Harika bir şehir, çok beğeneceksiniz. Bu güzel tapınağın da yarı yoluna kadar tırmandıktan sonra aşağıya doğru geri döndük. Tapınak en tepede ve tırmanarak çıkıyorsunuz. Burası rahatlıkla 1 tam gününüzü harcayabileceğiniz bir yer.

Fushimi İnari Tapınağı






Imperial Palace'a gittik fakat giremedik. Çünkü, randevu ile büyük turist grupları için açılıyormuş. Özel izin alınması gerekiyormuş. Zaten gün de yavaş yavaş bitmeye başlamıştı. Haliyle bizim de enerjimiz tükenmek üzereydi :D :D Imperial Palace'ın olduğu parkta biraz oturup dinlendik ve koşturarak Nishiki Market'e gittik. Burası en ucuz hediyelik eşyaları bulabileceğiniz yer! Dışarıdaki dükkanlarda 400 Yen ( 10 TL ) olan magnetler, burada 200 Yen ( 5 TL ) gibi bir rakama alınabiliyor. Diğer ürünlerde de neredeyse yarı yarıya fiyat farkı var. Hediyeleri buradan almanızı öneririm. Ayrıca içeride tuhaf tuhaf Japon şekerlemeleri ve yiyecekleri de bulabilirsiniz. Akşam çok geçe kalmadan uğrayın çünkü 7-8 gibi kapanıyor.

Imperial Palace ve Nishiki Market







Hostelimize doğru yola koyulduk. Gün boyu aralıklarla yağmur yağması sebebiyle üzerimde yağmurluk vardı. Koşarken yağmurluğun pelerin gibi olduğunu fark edince, bir süre sonra kafayı yedim... Superman taklidi filan yapmaya başladım! Önümüzde 5 tane kimonolu kız yürüyordu. Önce arkadaki 2 tanesi beni gördü ve hızlı hızlı yürümeye başladılar. Sonra koşmaya... Öndeki 3 arkadaşlarını da alarak benden kaçtılar. Hayır, nedir yani; hayatınızda hiç mi superman taklidi yapan kimse yok ? Baktım ki superman taklidim çok gerçekçi, bu işe hemen son verdim ve sakince hostele doğru yürüdüm. YALAN!  Yürümedim tabii ki de. 5 Japon kız benden kaçtı diye, supermanlikten vazgeçecek değiliz.

Superman, uçarak hosteline gitti ve yatağına yattı. Pelerinini çıkarmayı unutmuştu. Çünkü, çok yorgundu. Süper kahramanlar da yorulurdu. O gün bunu öğrenmişti. Huzur ve huşu içerisinde uykuya daldı. Ertesi gün Nara'ya yolculuk vardı. Günün yarısı Nara'da diğer yarısı ise, Kyoto'da olacaktı. Uçacak çok yer vardı. Çok çalışması gerekiyordu, çoook...

Hoşça, mutlulukla ve sağlıcakla kalın.


GEZGİN ŞİŞKO

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sahra Çölü

Herkese Merhaba, Ertesi gün erkenden kalktık. Kahvaltımızı ettik, yollara düştük. İlk durağımız Berberi köyünün ve bahçelerinin bulunduğu ...