9 Temmuz 2016 Cumartesi

Nara ve Kyoto Gezisi

Herkese tekrar merhaba,

Bu yazıda Kyoto'ya yakın olan Nara şehri gezimiz hakkında bilgi vereceğim. Günün ilk yarısını Nara'da diğer yarısını ise, Kyoto'da geçirdik. 

Sabah yine erkenden kalkarak tren yolculuğu ile Nara şehrine gittik. Tren yaklaşık olarak 45 dk / 1 saat gibi bir sürede Nara şehrine varıyor. Trenden indiğinizde otobüs ile şehre geliş amacımız olan Todai-ji Tapınağına gittik. Şuana kadar gördüğüm en etkileyici ve büyük tapınaklardan birisiydi. Ama asıl tuhaf olan şey, şehrin her bir yanında geyiklerin olmasıydı. Bizim sokaklarda nasıl kedi, köpek geziyorsa, aynı şekilde Nara şehrinin sokaklarında da geyikler geziyor. İnsanlardan da hiç korkmuyorlar. Hatta yüzsüzlüğü iyice ele almışlar :D :D Yemek filan vermeye kalktığınızda 10-15 tane geyik peşinize takılıyor. Gerçekten çok eğlenceli ve enteresan bir ortam olduğunu belirtmeliyim. Tapınak ise, tek kelimeyle mükemmeldi. Japonya'daki en eski Budist tapınaklarından birisi ve artık tahtaları filan kararmıştı. Harika bir yapıydı. Ben çok etkilendim. 

Todai-ji Tapınağı




Günün ilk yarısını Nara'da geçirdikten sonra Kyoto'ya geri döndük. İlk durağımız Tenryu-ji Tapınağı ve hemen yanında bulunan bambu ormanıydı. Tenryu-ji Tapınağına, Kyoto merkez istasyonundan trene binip Saga Arashiyama da inerek ulaşabiliyorsunuz. Tapınağa giriş yine ücretliydi fakat bambu ormanına giriş ücretsiz... Buraya asıl gelmemizdeki amaç bambu ormanıydı. Gelmişken tapınağı da görmeden gitmek olmazdı, zaten çok yakınlar. Buradaki bambu ormanı diğer bambu ormanlarına nazaran çok büyüktü. Zamanımızın az kalması sebebiyle Tenryu-ji Tapınağından, Ninna-ji Tapınağına taksiyle gittik. Taksi ücreti 1200 Yen tuttu. Bu arada taksici tam bir Türk hayranı çıktı. 40 yıldır taksicilik yapıyormuş ve en sevdiği millet Türklermiş. Hatta o kadar çok seviyordu ki, tapınağa varmamıza 5 dk kala taksimetreyi kapattı! Ben böyle insanları görünce çok mutlu oluyorum. Hala yüreği güzel insanların yaşıyor olması ve yardımsever olmaları beni çok duygulandırıyor. 9000 km yol gidiyorsunuz ve böyle bir hareketle karşılaşınca koca bir milleti seviveriyorsunuz... 

Tenryu-ji Tapınağı


Bambu Ormanı




Ninna-ji Tapınağı




Ninna-ji Tapınağının ardından Kinkaku-ji Tapınağına yani nam-ı diğer Golden Pavilion'a gittik... Buraya giderken çok büyük beklentilerim vardı. Fakat içeride aradığım huzuru bulamadığımı belirtmem gerekiyor. Gölün ortasında altından yapılma bir Budizm mabedi bulunuyor ve o kadar çok ilgi var ki, kalabalıktan adım atamıyorsunuz. Nerede bu huzur diye araya araya yoruluyorsunuz. Daha sakin bir yer olsaydı, güzel olabilirdi... Bu arada, buraya da taksi ile geldik ve 900 Yen tuttu. Sürekli taksi ile gezdik ama haklı sebeplerimiz vardı. Son gündü ve bu yerleri muhakkak görmek istiyordum...

Kinkaku-ji Tapınağı ( Golden Pavilion )



Velhasıl kelam; bugün tapınakların içerisinde en çok beğendiğim tapınak Todai-ji Tapınağı'ydı. Muazzam bir yerdi. Evet orası da kalabalıktı ama değdi. Yaptığımız yolculuğa, ıslanmamıza, geyikler arası savaşa yol açmamıza, kalabalığa... Her şeye değdi. İçeride dev gibi bir Buda heykeli bulunuyor. Etkilenmemek mümkün değil. Böyle güzel bir şehri Dünya mirası olarak bizlere bıraktığı için sevgili Japonlarıma tekrar tekrar saygı duyduğumu belirtmeliyim. Eğer buradan kalkıp 9000 km yol gidip, Kyoto ve Nara'ya uğramadan geri dönerseniz hakkımı helal etmem :D :D Ne olursa olsun, gitmelisiniz. Havasını içinize çekin yeter. O küflü, eskimiş, köhne ve tarih kokan sokakların havası bile içinizi huzurla dolduracaktır. 

Bu arada Lawros marketler var; ne alırsanız 100 Yen... İçeride makarna, cips, içecekler v.b şeyler bulunuyor. Günlük yiyecek ihtiyacını ucuza kapatmak isterseniz aklınızın bir köşesinde bulunsun.

Akşama doğru sessiz Kyoto sokaklarında yavaşça hostelimize doğru ilerledik. Yarın yine erkenden yollara çıkmak gerekiyordu. Himeji ve Okayama bizi bekliyordu. Himeji'de bir arkadaşımızı, Osaka'ya uğurlayacaktık ve yolumuza devam edecektik. Bir sonra ki yazıda, o kocaman Himeji Kalesini (Beyaz Balıkçı Kalesi), Okayama'nın güzel bahçelerini ve küçük bir Japon şehrinin ne kadar yaşanılabilir bir yer olduğunu göreceğiz. 

Huzurla, mutlulukla, hoşça ve sağlıcakla kalın.


GEZGİN ŞİŞKO



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sahra Çölü

Herkese Merhaba, Ertesi gün erkenden kalktık. Kahvaltımızı ettik, yollara düştük. İlk durağımız Berberi köyünün ve bahçelerinin bulunduğu ...