9 Ekim 2016 Pazar

Oslo Gezisi - 1

Herkese merhaba,

Yazmayalı uzun bir zaman oldu. Bu süre içerisinde Norveç seyahatimi tamamladım. Yazılarım için gerekli notları aldım ve artık yazmaya başlayabilirim.

Bu seyahate 5 arkadaşımla birlikte gittik. Öğleden önce bindiğimiz uçak saat 13:30 sularında Oslo semalarından havalimanına doğru süzüldü ve iniş yaptı. Oslo Havalimanı şehrin kuzeyinde yer alıyor ve şehir merkezine en kolay ulaşımın, tren yoluyla olduğunu daha önceki araştırmalarımdan öğrenmiştim. Tren bileti 92 Kron ( 30 TL civarı )... Aslında ülkede her şey pahalı. Yazılarımda hepsinden tek tek bahsedeceğim. Trenden Oslo S durağında indik. Seyahat yaklaşık olarak 30 dk sürdü.

Rezervasyon yaptırdığım hostel, tren istasyonuna ve şehir merkezine çok yakındı. Fakat, muhit olarak pek güzel bir yer olduğunu söyleyemeyeceğim. Anker Hostel'de konakladık ve hostelin bulunuyor olduğu bölge Grönland olarak geçiyor. Bölgede göçmenler yaşıyor. Onun için pek hoşuma gitmedi diyebilirim. Her neyse, otele ulaştık ve odamıza eşyalarımızı bıraktık. Bu arada hostelde havlu ve çarşaf için sizden 50 Kron kira bedeli istiyorlar. Hostelde 2 gece konakladık ve kişi başı 494 Kron ödedik. Konaklama çok pahalı değildi. Standart bir rakamdı diyebilirim. Oslo'daki fiyatlara göre ucuzdu bile...

Hostele çantalarımızı bıraktık ve kendimizi sokaklara attık. Caddelerde yürürken, yiyecek içecek panayırına denk geldik. Burada küçük bir mola verdik. Daha yürümeye başlayalı 5 dk olmuştu! Evet, mola verdik! Evet :D :D :D Çabuk yoruluyoruz... Her neyse burada Balık Burger yedim ve Geyik Burger'in de tadına baktım. Karınlarımız tok bir şekilde yolumuza devam ettik.

Panayırdan Görüntüler



Ben yürürken; bir arkadaşımız markete bir şeyler almak için girdi, diğer 3'ü arkadan yürüyorlardı ve yanımda olan arkadaşım da: ''aaa Oslo Katedrali'' nidaları ile fotoğraf çekmeye başladı. Ben de fotoğraf çektim ve başımı bir döndüm. Kimsecikler yok!

Oslo Katedrali


Bulunduğum noktada 1 saat kadar bekledikten sonra, markete giren arkadaşım beni buldu. Fotoğraf çeken arkadaşım İngilizce bilmediği için onu aramaya koyulduk. Fakat bulamadık. En sonunda, polise sığınacağını umarak yolumuza 2 kişi olarak devam ettik. Katedrale girecektik ki, katedral kapanmıştı.  :D :D :D

İkinci durağımız Kraliyet Sarayıydı. Kraliyet Sarayına, Karl Johans Caddesinden yürüyerek gittik. Karl Johans Caddesi, şehrin en ünlü caddesi ve her şehrin en ünlü caddesi gibi bunun da görülmesi gerekiyor. Zaten her yol buraya çıkıyor. Görmemeniz mümkün değil. Kraliyet Sarayı çok ihtişamlı filan değil. Harika veya mükemmel diyemeyeceğim. Alçak gönüllülüğün bir simgesi misali, Oslo'ya tepeden bakıyor! Sarayın arkasında bir park var ve hoşuma gitti. Sessiz sakin bir yer. Aslında sarayın bahçesi fakat, halka açmışlar. İçeride dolaşabiliyor veya dinlenebiliyorsunuz. Burayı beğendim ve ertesi gün kahvaltı etmek üzere hafızamın bir köşesine kazıdım!

Kraliyet Sarayı



Ara sokaklardan yürüyerek, Vigeland Park'a doğru giderken bir pizzacı gördük. ''Aaaa ne kadarda lokal bir yer, pizza yiyelim'' dedik. İçeride oturacak herhangi bir yer yoktu ve kapıda 2 tane bank vardı. Pizza siparişi verip, bankta pizzanın pişmesini bekliyorsun. Pişince de pizzanı alıp yoluna devam ediyorsun. Çevrede hiç turist yoktu. Bizde kapıda pizza menüsüne bakarken; ''Şu mu olsun? Bu mu olsun?'' diye kendi aramızda konuşuyorduk. Bankta oturan adam; '' Bence 19'u yiyin...'' dedi. Bir kaç saniye şok oldum... Sonra adamla biraz muhabbet ettik. İçeriye sipariş vermeye girince herkesin Türk olduğunu gördük. :D:D:D Kraliyet Sarayından, Vigeland Park'a yürürken karnınız acıkır ve bir şeyler yemek isterseniz BURAYA tıklayın. Pizzaları gerçekten çok lezzetli, muhakkak uğrayın derim.

Mevzu Bahis Pizzamız


Yolumuza devam ettik ve Vigeland Park'a vardık. Park gerçekten harika, sırf burayı görmek için bile Oslo'ya gelinebilir. İçeride 200'den fazla heykel var ve bir de gül bahçesi mevcut. Park gerçekten çok güzel ve giriş ücretsiz. Böyle mükemmel bir yere girişin ücretsiz olması beni gerçekten şaşırttı ve çok mutlu etti. Heykellerin olduğu bölge yoğun. Fakat park oldukça büyük, sessiz sakin bir şekilde çimenlere uzanıp, keyifli bir şekilde bir şeyler atıştırabileceğiniz bölgeleri de var. Yapılacaklar listeniz varsa, gerçekten değişik ve etkileyici olan bu parkı listenize eklemenizi öneririm.

Vigeland Park







Parktan akşam saatlerinde çıktık ve ara sokaklardan farklı rotadan hostele doğru yürüyerek gittik. Bir ara internet bulduk ve diğer arkadaşların birlikte olduğunu öğrendik. Böylece, sallana sallana hostele yürüme merasimine başladık. Hostele vardığımızda akşam saat 22:00 civarındaydı ve usulca yatağımıza uzanıp, uykuya daldık.

İlk gün izlenimi olarak; insanlar gerçekten çok güzeller, güler yüzlüler, yardımseverler ve ne zaman göz göze gelseniz muhakkak selam veriyorlar. Yani hiç de soğuk değiller. Aklınızda böyle bir şeyler varsa, lütfen bunları düşünmeyin.

Kuzey Işıklarını görmek amacıyla çıktığım bu seyahatin ilk günü, umulmadık sürprizler ve tuhaflıklara gebeydi. İlerleyen günler, her biri bir önceki günden daha güzel olacak şekilde su gibi akıp gidecekti. Hepsini yazacağım :)

Bu arada; Kuzey Işıklarını görüp görmediğimi belki merak ediyorsunuzdur. Evet gördüm. Fotoğraflarını ve hikayesini ilerleyen yazılarımda paylaşacağım.

Şimdilik hoşça, mutlulukla, huzurla ve sağlıcakla kalın


GEZGİN ŞİŞKO

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sahra Çölü

Herkese Merhaba, Ertesi gün erkenden kalktık. Kahvaltımızı ettik, yollara düştük. İlk durağımız Berberi köyünün ve bahçelerinin bulunduğu ...