26 Kasım 2016 Cumartesi

Bergen Gezisi

Merhabalar,

Planlarımı yaparken, Bergen için 1 gün ayırmıştım. Sabah saatlerinde kalkıp, finiküler ile Floien Dağına çıkarak kahvaltı yapmayı planlamıştık. Planımızı uyguladık. Lakin bir aksaklık vardı. Sis! Umduğum gibi, manzaraya karşı bir kahvaltı olmadığını belirtmeliyim ama olsun kahvaltımızı yaptıktan sonra, dağda bulunan parkı gezmeye başladık. 

Çok güzel manzaralarla karşılaştık ve kendimi bir Elf ormanında yürüyormuş gibi hissettim. Aşağıdaki fotoğraflara bakarsanız, siz de hak vereceksiniz...

Floien Dağı ve Elf Ormanları






Bu arada yukarıya Floibanen füniküleri ile çıkıyorsunuz ve gidiş dönüş fiyatı 90 NOK ( 36 TL ). Yukarıya çıktıktan sonra hemen aşağıya inmeyin. Ormanın derinliklerine doğru yürüyün. Göller ve muhteşem güzellikte bir bitki örtüsü var. Ağaçlar o kadar ulu ve büyüleyici ki, birisinin ardından Elfler belirse hiç şaşırmazdım. O sessizlik ve huzur dolu ortamı anlatmak için, sayfalar dolusu yazı yazmam gerekir... Özet geçiyorum; gidin :D :D 

Sisli ve puslu bir havanın ardından Füniküler ile aşağı tekrar indik ve Hansa Evlerine gittik. Hansa Evlerine gitmeden önce hostele gidip, çıkış yaptık ve eşyalarımızı emanet ettik. O gece tren ile Oslo'ya tekrar dönecek, ardından da Tromso'ye uçacaktık. 

Hansa Evlerine giderken, balık pazarına uğradık ve balina etinin tadına baktım. Kuzu ciğerine benziyor. Muhteşem ötesi bir tadı var diyemeyeceğim ama muhakkak tadına bakmanızı öneririm. Başka nerede balina eti yiyebilirsiniz ki? Farklı bir deneyim oluyor.

Balık Pazarı ve Hansa Evleri





Hansa Evleri, şu meşhur Norveç fotoğraflarında olan renkli ahşap evler oluyor. Bölgeye yerleşen Almanlar vakt-i zamanında burada yaşıyorlarmış. Hoş ve farklı bir deneyim oldu. Sokaklar bile ahşaptan yapılmış. Fotoğraflarda görünen, evleri sadece ön tarafı. Arkaya doğru uzanıyor ve bir kaç sokaktan ibaret. Sokak dediysem, öyle geniş geniş sokaklar düşünmeyin...

Hansa evlerinin arka bölgesinde, Bergen halkının yaşadığı sokaklar vardı. Dağa doğru uzanıyordu. Vakit olduğu için bu sokakların arasında kaybolmak istedim ve yürümeye başladım. Yavaş yavaş yürüyerek, yukarıya doğru tırmandık ve ormanın kıyısına ulaştık. Yürüyüş parkuruna girerek, dağın etrafını dolanarak tepesine çıktık. 

Orman Yolu







Dağın tepesinde pek kimselerin uğramadığı seyir terasımsı bir yer vardı. 2 tane bank koyulmuş. Oturduk burada biraz dinlendik. Ardından tekrar yürümeye başladık ve Floibanen fünikülerinin olduğu yere ulaştık. Demek ki, buraya füniküler ile çıkmak zorunda değilmişiz. Yürüyerek de çıkılabiliyormuş. İnanın bir hayli yürüdük. Yaklaşık olarak 1-1,5 saat filan sürmüştür. Bu sefer tepeye ulaştığımızda sis yoktu ve tüm Bergen ayaklarımızın altında seriliydi. Muhteşem bir manzaraydı. 

Aşağıya inerken, yorgunluktan ayaklarımız ağrıyordu. Tabii ki de yürümedik. Füniküler ile aşağı indik ve inmeden önce yukarıda bir süre uzandık. 

Güzel Bergen'in şerefine bir akşam yemeği yedik. Hayatımda yediğim en güzel ev yapımı hamburger'i burada yediğimi belirtmeliyim. Gerçekten çok lezzetliydi. Mekanın ismi, Anne Madam... Zaten füniküler yolu üzerinde sağda, Mc Donald's karşısında bulunuyor. Muhakkak görürsünüz. 

Güneş Batarken Ardında Tepelerin




Trenimiz gece saat 23:00'te kalkacaktı. Bu sebepten ötürü zaman öldürmeye çalışıyorduk. Ardından, bir şeyler içmek için sahil kısmında bulunan mekanlardan birisine girdik. Garsonlardan birisi Türkçe biliyordu. Özbekmiş ve Türkiye'de okumuş. Türkçesi çok hoştu. 

Zaman su gibi akıp geçti. Hostele gittik, çantalarımızı aldık ve tren istasyonuna doğru yola çıktık. Yola çıktık dediğim, hostel ile istasyon arası yürüyerek 3 dk filan sürüyor... Trenimize bindik ve koltuklarımıza yerleştik. 

Bergen, gerçekten gönlümü çaldı ve Norveç'te en beğendiğim şehir oldu. Muhakkak gidip görmelisiniz. Sizi, sizden başka seyahat etmekten alıkoyacak hiçbir şey yok. İçinizdeki meraklı çocuğu asla öldürmeyin. Seyahat edin, gezin görün ve mutlu olun. Dünya çok güzel bir yer. Her köşesinde farklı bir macera sizi bekliyor olacak. Onlarca kültür var. Her kültür, sizin bu güzel gezegeni tanıma yolunuzda bir adım daha atmanızı sağlayacak. Sevmediğinizi düşündüğünüz bir toplum mu var? Gidin bakalım, ne kadar çok ortak noktanız var. İnanın şaşıracaksınız... 

Dünya hepimizin ve mutlu olmak için çok kısa bir süremiz var. Ben mutluluk diyarına, umut kapısından girildiğine inanıyorum. Eğer umudunuzu kaybederseniz; Dünyanın altını üstüne getirin, muhakkak bir yerlerde bulacaksınız...



Bir daha ki yazıda görüşmek dileğiyle hoşça, mutlulukla, huzurla ve sağlıcakla kalın.


GEZGİN ŞİŞKO



 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kazablanka Gezisi

Herkese Merhaba, En son seyahatimde Fas Krallığına gittim ve muhteşem bir gezi oldu diyebilirim. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanından, Ca...