17 Aralık 2016 Cumartesi

Kuzey Işıkları ve Tromso Şehri

Merhabalar,

Öncelikle, neden yazılarım bu kadar uzun aralıkla geliyor onun açıklamasını yapmak isterim. Ülkede her hafta bir bombalı saldırı meydana geliyor. Böyle bir ortamda yazı yazmak istemiyorum açıkçası...
Baktım ki, neredeyse 3 haftadır yazı yazmamışım. Aldım kalemi elime, daha doğrusu aldım klavyeyi elimin altına. Bakalım neler çıkacak!

Trenimiz, Oslo'ya vardığında sabah olmuştu. Hızlı bir şekilde havaalanına gitmek için başka bir trene bindik. Sonra anladık ki, yanlış trene binmişiz. Yanlış dediğim; normal tren yerine pahalı olan, hızlı trene binmişiz. Ben de düşünüyordum; ''neden bu kadar kısa sürdü yolculuk'' diye... Neyse, anlayışla karşıladılar ve ses etmediler.

Uçak ile Oslo Tromso arası yaklaşık olarak 1 saat 50 dakika sürüyor. İnerken uçağın kanatları, dağlara çarpacakmış gibi oluyor ve harika bir görüntü ile karşılaşıyorsunuz. Tromso, Bergen gibi yeşillik değil. Soğuk olduğu için pek fazla ağaç yok. Dağlar filan çok etkileyici görünüyor. Havaalanından şehir merkezine otobüs ile gittik. 90 Kron verdik. Eğer siz giderseniz vermeyin. Gelen yolcu çıkışının azcık ilerisinde, yolun karşısında otobüs durağı var. Oradan, belediye otobüsüne binin. Daha ucuza gidersiniz.

Otele yerleştik ve herkes uykuya daldı. Benim uyumam pek mümkün değildi. Şehri keşfetmem gerekiyordu. Hemen kendimi sokaklara attım. Şehrin ana caddesi olan, Storgata Caddesini gezdim. Caddenin sonunda sağ tarafta Polarmusset bulunuyor. Adından da anlaşılacağı üzere, kutuplarda yaşam ve Tromso şehrine ilk gelen insanlar hakkında bilgiler veriliyor. Giriş ücreti 60 Kron. Vaktiniz olursa muhakkak girmenizi öneririm. Çok güzel ve faydalı bilgiler ediniyorsunuz. O zor koşullarda, insanların nasıl hayatta kaldığını görmek şaşırtıcı oluyor.

Storgata Caddesi



Polarmusset






Müzeyi gezdikten sonra otele doğru yol aldım. Akşam saat 19:40 civarında, tur şirketimiz bizi otelin kapısından alacaktı. Biz 3 arkadaş tur satın aldık. Diğer 3 arkadaşımız ise araba kiralayarak, kendileri ışıkları kovalamak istediler. Normalde tur satın almam ama bu özel bir durumdu. Sebeplerini birazdan detaylıca açıklayacağım. Bu arada firmanın internet adresi için; Tık Tık 

Turumuz bizi tam saatinde otelin kapısından aldı. Ardından tur şirketinin deposuna giderek, soğuktan koruyacak özel tulumlarımızı, eldivenlerimizi ve ayakkabılarımızı giyindik. Ben biraz abarttıklarını düşünüyordum ama yanıldığımı anlamam uzun sürmeyecekti...

Şansımıza o gün hava kapalıydı ve yağmur yağıyordu. Tur rehberimiz, tecrübeli ve güler yüzlü birisiydi. Bulutlar sebebiyle, kuzey ışıklarını burada göremeyeceğimizi söyledi. Işıkları görmek için, İsveç sınırına yakın olan, Signadalen diye bir bölgeye götüreceğini söyledi. Yaklaşık olarak 2 saat yolculuk yaptık. Gittiğimiz yerde hava açıktı. Dağın tepesine çıktık. Hemen ateş yaktılar, yere oturmamız için mat verdiler. Hava buz gibiydi... Sadece yüzüm açıkta kalıyordu ve donuyordu. Aslında, kıyafet konusunda abartmadıklarını o anda anlayıverdim. Saat 23:00 gibi gökyüzünde beyaz bulutumsu şeyler oluşup yok olmaya başladı. Meğer bunlar kuzey ışığıymış! Kuzey ışıklarını böyle hayal etmemiştim. Biraz moralim bozuldu açıkçası. 10-15 dakika içerisinde bu görüntü yok oldu... Biraz hüzünlü, biraz da istediğimi elde etmiş olmanın vermiş olduğu karmaşık duygular içerisinde, aklım allak bullak olmuştu. O sırada sıcak çikolata, kahve, çay filan ikram ettiler. Ben bir şey almadım.

Uzandım, gökyüzünü izlemeye başladım. Hayatımda, hiç bu kadar yıldızı bir arada görmemiştim. Gökyüzü yıldızlarla kaplıydı. Bunun için bile bu tura katılmaya değerdi. Sessizlik ve huzur her yeri kaplamıştı. Bu güzellik karşısında insanın nutku tutuluyor. Derken, 00:00 sularında tekrar kuzey ışıkları görünmeye başladı. Bu sefer ki, dans ediyor ve yılan gibi gökyüzünde kıvrıla kıvrıla yol alıyordu. Bazen çok parlıyor, bazen yok olup daha güçlü bir şekilde tekrar beliriyordu. 02:00'a kadar ışıklar devam etti, hatta biz arabaya doğru giderken yine devam ediyordu. Bu arada bize kamp yemeği ikram ettiler. Gerçekten muhteşem bir şekilde organize olmuşlardı. İyi ki de bu turla gitmişim dedim.

Kuzey Işıkları Nam-ı Diğer Aurora Borealis





Aslına bakarsanız, ışıkları gördüğüm an ile ilgili sayfalarca yazı yazmak istiyorum ama tam olarak doğru kelimeler nelerdir? Bilemiyorum... Ölmeden önce yapmam gerekenler listesinde ilk 5'te yer alan bir şeyi daha gerçekleştirmiştim. Ne kadar şanslı hissettiğimi tahayyül edemezsiniz. Norveç'in her yanı sürprizlerle doluydu. Sürekli beni şaşırtıyordu. Işıkları görmek tarifi imkansız bir deneyimdi. Çok ama çok şanslı olmak gerekiyordu ve şanslıydım. Saatlerce ışıkları izledim. Işıklar bazen çok kısa bazen ise, 15-20 dk sürebiliyor. Birisi kaybolurken diğeri başlıyor. Hatta, bazen gökyüzünde 3-4 ışık aynı anda dans ediyordu. Dans etmek, tam olarak gerçekleşen şeyin karşılığı diyebilirim. Gökyüzünde bir balerin misali, bir sağa bir sola gidiyor ve ardında iz bırakıyordu.

Dünyamız çok güzel bir yer, burayı çirkinleştiren bizleriz. Her yanımız zarar. Şehirler kurup, doğayı katlediyor. Ordular kurup, birbirimizi öldürüyor. İdeolojiler oluşturup, uğurunda ölüme gidiyoruz. Herkesin öleceği bu yerde, sahiden sebebi nedir? Hiç kimse öleceğini düşünmüyor. Bitmek tükenmek bilmeyen isteklerimiz uğrunda, kaç kişinin öldüğü kimsenin umurunda değil. Açgözlülük, para ve hırs insanları yok ediyor. Kocaman bir gezegende yaşıyoruz, hepimize yetecek kadar yer ve yiyecek var. Tamam hayat bu kadar basit olmayabilir. İnsan denen varlık, düşünebilen ve sosyal açıdan kendini tatmin etme ihtiyacı duyan bir canlı. Eğer sonucu başka birisinin ölümü olacaksa, düşünmeyin veya tatmin olmayıverin! Kimsenin, kimsenin canını almaya hakkı yok. Başka birisinin ölümüyle tatmin olacağınızı anladığınız an, kendinizi öldürün... Mümkünse kimseye zarar vermeden!

Neyse yazı amacından sapmadan toparlayayım. Dünya gerçekten mükemmel bir yer. Onu koruyup kollamamız gerekiyor. Onun bize değil, bizim ona ihtiyacımız var. Bizler üzerinde dolanan parazitleriz. Yararlı parazit miyiz? Zararlı parazit miyiz? Şuana kadar yaşanan olaylar, zararlı olduğumuzu gösteriyor. Bizim kısacık ömürlerimiz, dünyanın yaşı yanında bir hiç... Doğa bir şekilde verilen zararların hesabını sorar. Kısacık ömürlerimizle, biz bunu anladığımızda ''çok geç olmuş'' olmamasını umuyorum.

Böyle muhteşem doğa olaylarını gördükçe, insan Dünya'ya daha da aşık oluyor. Işıkları bırakmak zor da olsa, gece saat 02:00 gibi tekrar yola çıktık. Otelimize ulaştığımızda saat 03:45 civarındaydı. Yatağa uzandım ve gözlerimi kapadım. Kuzey ışıkları yine dans ediyordu. Artık ne zaman gözlerimi kapatsam, o muhteşem dansı tekrar görüyorum. Hayatınızı boşa harcamayın, kendinize ve çevrenize değer verin. Her şeye rağmen, bu güzel Dünya yaşamaya değer...


Bir daha ki yazıda görüşmek dileğiyle hoşça, mutlulukla, huzurla ve sağlıcakla kalın.


GEZGİN ŞİŞKO


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kazablanka Gezisi

Herkese Merhaba, En son seyahatimde Fas Krallığına gittim ve muhteşem bir gezi oldu diyebilirim. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanından, Ca...