28 Ocak 2017 Cumartesi

İsfahan Gezisi

Herkese Merhaba,

İran'a gitme fikri uzun bir süredir aklımdaydı. Ucuz uçak bileti bulmam ile bu yolculukta başlamış oldu. İran'da 2 şehir gezmeyi planlamıştım. İsfahan ve Yazd gerçekten mükemmel görünüyorlardı. Tahran'a gitmek istemedim. Çünkü, başkent soğukluğundan uzak bir gezi olmasını hayal etmiştim. Öyle de oldu!

İstanbul'dan havalanan uçağımız, saat 4 sularında İsfahan Havaalanına ulaştı. Pasaport kontrolü sanırım hiç bu kadar kolay olmamıştı. Pasaport polisleri orada bulunan 2 masaya oturdular. Bu masalar adeta birer danışma masası gibiydi. Ne bir kamera sistemi, ne polisle aranda bir cam hiçbir şey yoktu. Bu beni biraz şaşırttı açıkçası. Neyse ki şaşırmalarım bununla sınırlı kalmayacaktı!

İsfahan'da konaklama işini couchsurfing üzerinden halletmiştim. Tarafıma ulaşan bir çok kişiden, Mashad isimli ve ailesiyle yaşayan kız iyi birine benziyordu Whatsapp üzerinden sürekli konuşuyorduk. Her soruma sabırla cevap verdi. Lokal bir ailenin yanında kalmakta ayrı bir deneyim olacak diye düşünerek, kişi başı 15$ gibi bir ücrete 2 katlı evlerinin üst katını kiralamıştım. Evlerine o saatte gitmenin doğru olmayacağını düşünerek, saat 6-7 civarında yola çıkmaya karar verdik. Havaalanının hemen karşısında küçük bir bekleme salonu vardı. Bu bekleme salonunda saat 7'ye kadar dinlendik. Arkadaşlarım uyudular, ben her zaman ki gibi uyuyamadım :D :D

Onlar uyurken taksi ayarladım ve saat 06:30 gibi arkadaşlarımı uyandırıp, taksiye bindik. Taksici çat pat Türkçe biliyordu. Biraz muhabbet ettik. Mashad'ın evine geldiğimizde, 15$'a anlaşmamıza rağmen; ''Türkseniz 10$!'' diyerek indirim yaptı. Bu İran'da karşılaştığımız ilk güzel hareketti ve son da olmayacaktı.

Eve girdik ve 2 saat uyumaya karar verdik. Saat 10 gibi kalktığımızda, Mashad'ın annesi bize kahvaltı hazırladı. Kahvaltıları, bizim kahvaltıya biraz benziyor. Peynir, zeytin, domates filan vardı. İlk defa yurtdışında bizim kahvaltıya bu kadar benzer bir şeyler yemiş oldum. Kahvaltının ardından evden çıktık ve Si O Seh Pol Köprüsüne gittik. Köprü, 400 yıllık bir köprü. Eskiden altından sular akıyormuş lakin artık o sulardan eser yok. Köprü de şehrin ortasında öylece duruyor.

Si O Seh Pol Köprüsü


Köprünün üzerinden geçerek, Chehel Sotoun Sarayına gittik. 40 Sütun Sarayı gerçekten etkileyici bir yapıydı. İçinde bulunan ve tarih derslerinden hepimizin hatırlayacağı Çaldıran Savaşının, tasvir edildiği minyatür çok hoştu. Olduğu gibi korumayı başarmışlar.

Chehel Sotoun Sarayı




Chehel Sotoun Sarayının ardından, dünyanın en büyük 2. meydanı olan Nakş-ı Cihan Meydanına doğru yola koyulduk. Meydan, Çin'de bulunan Tiananmen Meydanı yapılıncaya kadar yüzyıllar boyunca dünyanın en büyük meydanı olarak kalmış. İsfahan'ın kalbinin burada attığını söylemek mümkün. Meydanın çevresinde bir şey yiyip içmemek ve alışveriş yapmamak en doğru şey olacaktır. Nasıl ki Sultanahmet ve çevresinde alacağınız ürünler diğer semtlere nazaran daha pahalı olacaksa, burada da aynı şey geçerli. Ülkeye çok fazla turist gitmediği için, bazı esnaflar turiste farklı fiyat veriyorlar... Lakin, o güzel çini işlemeli bibloları almamak için kendinizi nasıl tutacaksınız bilemiyorum. Çini, genel olarak benim hoşuma gitmez. Fakat, o işlemelerin güzelliğini ve estetik görüntüsünü gerçekten çok beğendim. Harikaydı diyebilirim.

Bakınız



Nakş-ı Cihan Meydanının içerisinde, Bab-ı Ali Sarayı ( Ali Qapu Palace ), Şeyh Lütfullah Cami ( Skeikh Lotfollah Mosque ) ve Şah Cami ( Masjed-e Shah ) bulunuyor. Bu yapılar arasında en çok beğendiğim ve beni etkileyen yapı Şah Cami'ydi. Şah Cami, içi muhteşem ve çok etkileyici. Güzelliği ve heybeti karşısında etkilenmemek mümkün değil. Cami çok iyi korunmuş, restore edilmiş ve 1 tane bile çinisinin çalınması söz konusu değil. Keşke bizim ülkemizdeki, değerli camiler de bu şekilde korunup restore edilebilseydi. Ülkedeki restorasyon facialarından herkesin haberi var zaten! Bu konuda, İran bizden fersah fersah ileride...

Nakş-ı Cihan Meydanı


Bab-ı Ali Sarayı


Şeyh Lütfullah Cami


Şah Cami








Meydandan çıkıp, rotamızı Mescid-i Cuma Cami'ne çevirdik. Cami 1000 yıldan uzun bir süredir ayakta. Selçuklu Devleti de dahil bir çok devlet tarihin tozlu sayfalarına gömülürken, bu yapıda kendilerine ait bir şeyler bırakmışlar. Şehri ele geçiren her yeni devlet, bir ekleme yapmış ve yapı günümüzdeki halini almış. Bu yapıda da çiniler özenli bir şekilde korunmuş ve restore edilmişti.

Mescid-i Cuma Cami






Şehir merkezine döndüğümüzde karnımız zil çalıyordu. Fakat, dolar bozdurmamız gerekiyordu. Dolar bozdurma maceramız biraz enteresandı. Döviz büroları Bab-ı Ali Sarayının hemen ilerisindeki çıkışta bolca bulunuyor. Lakin ben bunu bilmiyordum... Bayağı bir aradığımı belirtmeliyim :D :D :D Türkiye'de 1 dolar karşılığı 33000 Riyal'ken, İran'da 1 dolar 38000 Riyal ediyordu. Aradaki fiyat farkından faydalanarak kar bile edilebiliyordu. :D :D :D Akşam saatlerinde karnım o kadar acıkmıştı ki, kendimi bulduğum ilk dükkana attım. kişi başı 3 şiş kebap yedik ve 10'ar TL gibi bir ücret ödedik. Gerçekten çok ucuzdu. Ayrıca gün boyu, limonlu fıstık ile tuzlu badem yedik. Fakat, tadı bizimkilerden çok farklıydı. Tuzlu bademin dışında farklı bir baharat daha vardı. Gerçekten İran'da yediğim en güzel şey bu bademdi. Daha sonra bu bademi almak için bir çok dükkana girdiysem de bulamadım. Sadece Mescid-i Cuma Cami'nin etrafındaki küçük bir dükkanda bulabilmiştim. Bilseydim başka bir yerde bulamayacağımı, daha çok alırdım. :(

Ardından yavaş yavaş yürüyerek eve doğru gittik. Ertesi gün Yazd'a hareket edecektik ve erkenden yola çıkmamız gerekiyordu. İran hiç beklediğim gibi bir yer çıkmamıştı. Sokakları çok temiz, tarihi eserlere çok saygılılar, insanları güler yüzlü ve yardımseverler. Hatta, meydanda Türkçe konuşarak yürürken yanımıza gelip selam veren o kadar çok kişi oldu ki, tahmin edemezsiniz. Bize televizyonlarda gösterilen İran ile gittiğim İran arasında dünyalar kadar fark var. Bu arada yanımızdaki bir arkadaşım kadındı. Başörtüsü konusunda ise, biraz esneklik var diyebilirim. Takmak zorundasınız ama başınıza şal gibi bir şey örttüğünüzde bu kuralı yerine getirmiş sayılıyorsunuz. Gitmeden önce, acaba kadınlarla konuşma konusunda da sıkıntı yaşanır mı? Beraber yürüyebilir miyiz? Bir sıkıntı çıkar mı? şeklindeki endişelerimin ne kadar yersiz olduğunu da görmüş oldum. İran'lı kadınlar sokakta sigara içemiyor. Fakat, turist olarak bizim arkadaşımız içtiğinde kimse dönüp bakmadı bile. İran genel olarak, güvenli ve huzurlu bir ülke diyebilirim. Hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değil. İnsanların güler yüzlü oluşu ve Türkiye'den geldiğinizi duyduklarında, bir kaç ortak kelime söylemeleri bile insanı mutlu ediyor. Bizden çok da farklı değiller açıkçası.

Güzel insanların ülkesi İran'a gitmemek için hiçbir nedeniniz yok. Emin olun ki; beklediğinizden daha fazlasıyla karşılaşacaksınız. İlk seyahatinizi bu güzel ülkeye yapabilirsiniz, hem de vize bile istemiyorlar. Şimdi açın skyscanner'ı, hemen en yakın tarihli bir İran gezisi planlayın...

Başka bir yazıda görüşmek dileğiyle hoşça, mutlulukla, huzurla ve sağlıcakla kalın.


GEZGİN ŞİŞKO

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sahra Çölü

Herkese Merhaba, Ertesi gün erkenden kalktık. Kahvaltımızı ettik, yollara düştük. İlk durağımız Berberi köyünün ve bahçelerinin bulunduğu ...