20 Mayıs 2017 Cumartesi

Bangkok Gezisi - 2

Herkese tekrar merhaba,

Sabah kalktığımızda otelde kahvaltı olduğunu gördük. Kahvaltı dediysek; kızarmış ekmek, tereyağı, reçel ve mısır gevreğinden bahsediyorum. Öyle Türk kahvaltısı hayalleri kurmayın... Her neyse kahvaltımızı ettik. Karnımızı iyice doyurduk :D :D

Ardından yepyeni bir tuk tuk macerası ile Wat Pho'ya doğru yola koyulduk. Wat Pho, Yatan Buda Tapınağının bulunduğu ve Thai masajının doğduğu yer. İçinde bir çok tapınak var. Bangkok'ta ki en popüler yerlerden birisi. İçerisi tıklım tıklım insan kaynıyor. Ben açıkçası biraz sıkıldım. O kadar kalabalık canımı sıkıyor. Wat Pho'ya giderken yanınıza uzun kollu bir şeyler veya şal filan almanızı öneririm. Dini bir yer olduğu için omuzlarınız açık ve şortla girmenize müsaade etmiyorlar.

Wat Pho





Wat Pho'nun ardından kraliyet sarayına gittik ama içeriye giremedik. Kıyamet gibi bir sıra vardı. Biz de feribot ile Wat Arun'a geçtik. Wat Arun, şehrin simgesi diyebiliriz. Lakin fotoğrafını çekmedim. Çünkü, restorasyon çalışmalarından ötürü; Wat Arun, Wat Arun'luktan çıkmıştı. :D :D :D Google'a, Bangkok yazdığınızda karşınıza burasının fotoğrafları çıkıyor. Ayrıca; size burada tarihsel bilgi vermeyeceğim. Aha dayıya sorun; Dayı . Dayı size bol bol tarihsel bilgi verecektir.


Kraliyet Sarayına Giden Yol ve Wat Arun'un Yanındaki Tapınak




Bugün ki gezimizi, komple tarihi yerlere ayırmıştım ve hepsi birbirine yakın yerlerdi. Aralarında çok bir mesafe yok ve yürüme mesafesinde. Biz gittiğimiz dönemde krallarının ölümü nedeniyle sokaklarda bedava yiyecekler dağıtıyorlardı. Bizim mevlut gibi bir şey. Mevlut kısmından pek anlamam ama bedava kısmı hoşuma gitti. İçecekler ve yiyecekler çadırlarda ücretsiz olarak dağıtılıyordu. Halk komple siyah giyinmişti. 35 derece güneşin altında siyah giyip dolaşmak, gerçekten takdire şayan bir davranış. Krallarını ne çok seviyorlarmış, dedirtiyor insana!

Eğlenmeye doyamayan arkadaşlarımın bir kısmı Khaosan Road'a gittiler. Ben ise, benimle gelmeyi tercih eden kişilerle tren istasyonuna gittim. Malum, 1 gün sonra Kamboçya'ya geçecektik ve en ucuz yol, tren + otobüs olarak gözüküyordu. Ben tabii ki de en ucuz yolu seçecektim. Hem halkla iç içe oluyorsunuz, hem de bir daha nerede böyle bir deneyim yaşayabilirsiniz bilinmez.

Bangkok'tan, Siem Reap'a uçak bileti fiyatları bir hayli pahalıydı. Otobüs bileti ise, tek yön gidiş 40 $ gibi bir şeydi. Biz ise, kişi başı 35-40 TL  gibi bir rakama Siem Reap'a gittik. Planım şu şekildeydi; Bangkok - Aranyaprethat arasını trenle, Aranyaprethat - Poi Pet sınırına ulaşımı tuk tukla sağlayarak, ardından sınırdan yürüyerek geçilecek ve otobüs/minivan/taksi seçeneklerinden birisiyle Siem Reap merkeze ulaşılacaktı.Tren biletini almak için istasyona gittiğimde, biletlerin seyahat günü alınabileceğini öğrendim ve tren saatlerini kontrol ettim. Tren saatleri için buyrun Tablo'da da görüleceği üzere, sabah saat 05:55 ve öğleden sonra 13:05'de 2 tren mevcut.  Biz sabah olanını tercih ettik. Çünkü, akşam saatlerinde hiç bilmediğin bir yere ulaşmak pek güvenli gelmemişti. Ayrıca, tren'de 3. sınıf harici bilet satmıyorlar. 1. sınıflar filan yerli halka satılıyormuş.

İstasyondan çıktık ve otelimize doğru yürüyecekken, yorgunluktan öldüğümüz aklımıza geldi. Hemen bir 7-Eleven'a kendimizi attık. Onigiri aldım yine kendime. Her ülkede onigiriler farklıydı. En çok beğendiklerim Tayland'daydı diyebilirim. Ayrıca, ülkede hatırı sayılır derecede 7-Eleven var. Japonya'dan sonra en çok 7-Eleven olan ülke Tayland'mış. Japonya'dakiler kadar çeşit yok ama olanların tadı güzeldi. Yiyeceklerimiz ile otele geçtik. Ertesi gün yüzen çarşıya gidecektik ve yüzen çarşı şehirden uzak olduğu için tur almak gerekiyor. Otelle görüştüğümüzde 500 Baht'a, Domnuen Saduak isimli yüzen çarşıya tur aldık. Sabah bizi otelimizden alacaklar ve öğleden sonra tur bitince geri bırakacaklardı.

Uzun ve yorucu bir günün ardından, odamıza çıktım. Bir şeyler atıştırdım ve uyudum. Yarın yine uzun ve sürprizlerle dolu bir gün olacaktı. Acayip heyecanlıydım :)

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle hoşça, mutlulukla, huzurla ve sağlıcakla kalın.


GEZGİN ŞİŞKO

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sahra Çölü

Herkese Merhaba, Ertesi gün erkenden kalktık. Kahvaltımızı ettik, yollara düştük. İlk durağımız Berberi köyünün ve bahçelerinin bulunduğu ...