2 Temmuz 2017 Pazar

Kamboçya Vizesi ve Siem Reap Gezisi - 1

Herkese Merhaba,

Sabah saat 05:00 gibi kalkıp, yollara düştük. Bangkok'tan, Siem Reap şehir merkezine otobüsler mevcut fakat fiyatı 40 $ civarındaydı. Ben daha uygun ve halkın arasın karışabileceğimiz bir yol bulmuştum. Sabah saat 05:55'de Bangkok'tan kalkan tren ile Aranyaprathet'e gidecek, oradan Tuk Tuk ile sınıra ve sınırdan da otobüs/minivan ile Siem Reap'a ulaşacaktık. Bu yolcuğuluğun maliyeti ise kişi başı 12 -13 $ gibi bir rakama denk geliyordu.

Sabah erkenden trenimize bindik. Beklediğim üzere zamanında kalkmadı ve 20 dk gibi bir gecikmeyle hareket ettik. Tren gerçekten çok bakımsız ve hayatımda bindiğim en eski trenlerden birisiydi. Yolculuk tam da beklediğim gibi halkın içinde geçti. Arada bir trene bizim dışımızda bir kaç gezgin atlayıp, yoldaki duraklarda iniyordu. Bir ara trende o kadar sıkıldık ki, açık olan kapılardan sarkmaya başladık. Tabii bizi gören görevliler hemen uyardılar. Trende klima, kamera v.b hiçbir şey yok. Sadece koltuk ve pencere :D :D Bir de yukarıda dönüp duran bir pervane... Lakin fiyatı 48 Baht ( 5 TL ) olan bir trenden başka bir şey beklemezsiniz sanırım...

Saat 12:30 gibi Aranyaprathet'e ulaştık. Ardından Tuk Tuk ile 100 Baht'a (10 TL ) sınıra gittik. Tayland sınırından çıkış yaptık ve pasaportlarımıza çıkış damgalarımızı vurdular.

KAMBOÇYA VİZESİ  VE SINIRI GEÇİŞ

Ardından Kamboçya sınırını geçtik ve girişimizi, e-vizemizi göstererek hiç beklemeden 10 dk gibi bir sürede gerçekleştirdik. Kamboçya, Türk vatandaşlarından vize istiyor. Vizeyi, isterseniz sınırdan veya internet üzerinden alabiliyorsunuz. Sınırdan vize almak ile ilgili pek iç açıcı hikayeler okumadığım için e-vize aldım. E-vize çok kolay ve sınırda polisle uğraşmaya, 2 saat gibi bir süre kaybetmeye değmez. Bu siteden e-vize alabiliyorsunuz. İlgili site, Kamboçya Devletinin resmi sitesidir. Sizden sadece fotoğraf ve vize ücreti talep ediyorlar. İlgili sitede tüm detaylar mevcut.

Kamboçya Kapısı Zordur Geçilmez, Uzaktır Memleket Kolay Gidilmez!





Kamboçya pasaport kontrolünde küçük bir şok geçirdim diyebilirim. Tayland vize işlemlerinin yapıldığı yerdeki polisler düzenli ve güzel bir sistem kurmuşlar. Mükemmel değil ama yine de sınırda olduğunuzu anlıyorsunuz. Fakat, Kamboçya'ya girerken pasaport kontrolünün yapıldığı yer bildiğiniz baraka... Bizim büfeler daha resmi kalır! Resmini çekebilseydim muhakkak paylaşırdım. Fakat, yasakmış. Benim ülkemin de öyle bir pasaport kontrol yeri olsa, ben de yasaklardım :D :D :D

Neyse bir şekilde Poi Pet sınırından geçtik.  Ardından ücretsiz servis ile otobüs terminaline gittik. Terminal dediğim, küçük ilçelerimizde oluyor ya hani o tarz bir yer. Gittiğimizde en erken otobüs 3 saat sonra kalkıyordu. Biz de 10 $'a minivan ile gitmeye karar verdik. Poi Pet'den şehir merkezine ulaşım 3-3,5 saat filan sürüyormuş. Aslında taksi 60 $ civarı bir şey ama 5 kişiyi Tuk Tuk'a bindirenler, aynı 5 kişiyi taksiye bindirirlerse ceza yiyeceklerini iddia ettiler. Bir nevi bize 2 taksi itelemeye çalıştılar...

Minivan'a bindik, düştük yollara... Fakirlik nedir? diye sorsalar, tanım yapamam ama bir yolculuk ile bunu anlamanızı sağlayabilirim. Poi Pet sınırından, Siem Reap şehrine bir yolculuk yapın anlayacaksınız. Bakkal var ama 5 tane Pringles, 10 tane kola, bir kaç şekerlemeden oluşan tek bir rafı dolduramayacak kadar az ürün satılıyor. Yollar toprak ve tek şeritli. Şoförün sollamaları ise çılgıncaydı...

Hatta bir keresinde, yolculardan birisiyle konuşurken, yolun hemen sağında giden bisikletin arkasında oturan kızın kafasına aynayı çarptı. Ben uyarmasaydım, kızı ve bisikleti süren adamı ezecekti... Hızlı bir şekilde giderken çarptı. en az 80-90 km hız ile gidiyorduk. Durmadı bile! O kıza orada ne oldu? En yakın hastane neredeydi? gibi sorular geri kalan gün boyunca aklımı kurcaladı durdu.

Minivan, bizi şehrin az dışında bıraktı. Tuk Tukçuların olduğu bir yerdi. Biz şehir merkezine bırakılacağımızı düşünürken, buraya bırakmaları sinirlerimizi biraz gerdi. Oradan bir Tuk Tukçu ile anlaştık. Ertesi gün Angkor Wat tapınak bölgesini gezecektik ve Tuk Tuk olmadan tapınaklar arasında yolculuk etmek gerçekten zor. Muhakkak bir Tuk Tuk kiralamanız gerekiyor veya bisiklet ile de ulaşabilirsiniz. Tuk Tukçu ile bizi oteli ücretsiz götürmesi karşılığında, yarın tüm gün özel tuk tukçumuz olması için 25 $'a anlaştık.

Tuk Tuk ile otele ulaştık ve ertesi sabah saat 08:00'da gelmesini söyledim. Otele girdiğimizde, hayatımda o fiyata kaldığım en güzel otel ile karşılaştım. Günlüğü 35 TL gibi bir rakama havuzlu ve muhteşem bir otelde kaldık. Otel için buraya tıklayın. Odalarımıza yerleştik, tüm arkadaşlarım otelin güzelliği karşısında şok geçirdiler. Bu fiyata, bu otel gerçekten mükemmeldi.

Eşyalarımızı bıraktık ve Siem Reap'ın en ünlü caddesi olan Pub Street'e gittik. 5 dk filan yürümeyle ulaşabiliyorsunuz. Pub Street'te dolaştık ve dondurma yedik. Hava o kadar sıcaktı ki, Mart ayında 35 dereceyi gördük... Şehir merkezinde market bulabiliyorsunuz. Siem Reap'a giderken, dolar ile gidin. Çünkü, şehirde her yerde dolar geçiyor. Marketteki fiyat etiketleri bile dolar üzerinden. 100 $ veriyorsunuz, tek kelime etmeden bozuyorlar. Hayret ettim. Adamlar bayağı bayağı dolar kullanıyorlar. Kendi paralarını ise sadece 1 $ üstü için veriyorlar. 1 $ = 4000 Riel, size 50 cent vermek yerine 2000 Riel veriyorlar.

Siem Reap Şehir Merkezi




Akşam yemeğimizi yedik, muhteşem dondurmalarımızı yedik ve otelimize geri döndük. Çok uzun ve maceralı bir gün olmuştu. Siem Reap, muhteşem bir şehir. Ben çok gelişmiş yerleri sevmem ve burası da küçük, aradığınız bir çok şeyi bulabileceğiniz bir yer. Siem Reap çok hoşuma gitti diyebilirim. Onca yolculuğa, daha Angkor Wat tapınaklarını görmeden değdiğini düşünmeye başlamıştım.

Soğuk bir duş aldıktan sonra, müzik tınıları eşliğinde, sadece bana ait olan çift kişilik yatağımda dinlenmeye başladım. :D :D :D  Aslında biz 2 tek kişilik yataklı, 1 oda istemiştik. Fakat otel harika bir hata yapmış. İlgili odayı biz gelmeden başkasına vermişler. Biz ulaştığımızda da, ikimize 2 ayrı çift kişilik oda verdiler. Müşteri memnuniyetinin, bende ki en uç noktasını oluşturdular diyebilirim. Visoth Boutique candır :D :D :D

Ertesi sabah erkenden kalkıp, mistik ve gizemli, macera filmlerinin çekildiği, yüzlerce yıllık bir imparatorluğun kalbine yolculuk edecektik. Bu güzel düşüncelerle gözlerimi kapadım ve uykuya daldım.

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle hoşça, mutlulukla, huzurla ve sağlıcakla kalın.


GEZGİN ŞİŞKO

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kazablanka Gezisi

Herkese Merhaba, En son seyahatimde Fas Krallığına gittim ve muhteşem bir gezi oldu diyebilirim. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanından, Ca...