20 Ağustos 2017 Pazar

Kuala Lumpur Gezisi

Herkese merhaba,

Tayland'da son kez uyandık ve Phuket Havaalanına doğru yola çıktık. Kısa bir uçuşun arından Kuala Lumpur Havaalanına indik. Ayağını kesen arkadaşımızı, Türkiye'ye göndermek için Türk Hava Yollarının bürosunu bulduk. Fakat kapalıydı. Havaalanında, danışmadaki görevliler o kadar yardımcı oldular ki, sayelerinde bilet alma işlemini tamamlayabildik.

Arkadaşımızı ilk uçak ile İstanbul'a gönderecektik. İlk uçak gece saat 23:00'den sonraydı. Check-in işlemlerini hallettik, biniş kartını aldık, ayağının pansumanını yaptırdık ve havaalanında alışveriş yapabilmesi için parasını bozdurduk. Saat 14:30 gibi arkadaşımızı bırakarak, şehir merkezine doğru hızlı trenle yola çıktık. Hızlı tren fiyatları gidiş-dönüş 100 Ringit (80 TL civarı). Biraz pahalı olabilir... Taksi veya başka bir ulaşım aracı kullanmak isterseniz, 1,5 saatte şehir merkezine ulaşıyorsunuz. Hızlı tren ise sadece yarım saat sürüyor. Zaman, paradan daha değerlidir. :D :D

Şehir merkezinde trenden indik. Otelin bulunduğu bölgeye, Monorail ile geçtik. Çantalarımızı bıraktık ve Patronas İkiz Kulelerinin olduğu bölgeye geçtik. Şehrin bende bıraktığı ilk etki, beklediğimden daha fazla gelişmiş olması nedeniyle şaşkınlıktı. Sanırım bu seyahat boyunca, bir çok şehirde aynı duyguyu yaşadım diyebilirim. Yola çıkmadan önce beklentilerimi çok düşük tutmuşum sanırım. :D :D :D

Patronas Twin Tower



Kulelerin altındaki mekanlardan birinde oturduk bir şeyler yedik. Biz yemek yerken, bir fırtına patlak verdi ve 1 saat kadar sürdü. Yemeğimizi yediğimizde, fırtına bitmişti. Kulelerin yanındaki KLCC Parkta biraz yürüdük. Ardından yürüyerek, Kuala Lumpur Kulesinin olduğu bölgeye gittik. Kuleye çıkmadık, her yerin gökdelen olduğu bir yerde kuleye çıkmanın pek bir anlamı olduğunu zannetmiyorum. Kuala Lumpur Kulesinin olduğu bölge gerçekten cıvıl cıvıldı. Çok güzel kafeler ve yemek yerleri vardı. Biraz takıldıktan sonra, otele geri döndük ve uyuduk.

Yorucu ve üzücü bir gündü. Arkadaşımız seyahati yarım kaldığı için üzgündü. Bizler de o üzüldüğü için ve arkadaşımızın erken ayrılmasından dolayı üzgündük. Keşke, böyle şanssız bir olay başına gelmeseydi ve seyahati hep birlikte tamamlayabilseydik. Daha kötü bir şey olmadan durumu atlatmış olması hepimizi teskin etti. En azından yanında bizler vardık ve elimizden geldiğince yardımcı olabildik. Hepimiz için gezi programlarında izlediğimiz bu gibi bir olaya şahit olmamız, tuhaf bir deneyim olmuştu.

Ertesi gün kahvaltımızı ettik ve şehre gelme amacımız olan Batu Mağaralarına gittik. Batu Mağaralarına şehir merkezinden trenle gidiliyor. Gerçekten çok basit ve ulaşım kolay. Batu Mağaraları, dünyadaki en büyük tapınak mağarası ve Hindu tanrılarından Lord Murugan'a adanmış. Mağaranın önünde Lord Murugan'ın dev bir heykeli bulunuyor. Çevrede onlarca maymun var ve sakın yiyecek ile gitmeyin! İnsanların üstüne atlayıp, çantalarını filan karıştırıyorlar. Eğer kovalamaya çalışırsanız, pek istenmeyen şeyler yaşanabilir. En güzeli hiç yiyecek götürmemek.

Batu Caves





Maymun vs Ben ( Birazdan silahlar çekilecek. Vahşi Doğu! ) :D :D :D


Mağaralardan çıktığımızda, şehir merkezinde bulunan Bird Park'a gittik ve çevresinde biraz dolaştık. Burası kuşların serbestçe uçtuğu, dünyanın en büyük kuş parkıymış. Giriş ücreti 65 Ringit'ti. Arkadaşlarla girmemeye karar verdik ve dün gördüğümüz, Kuala Lumpur Kulesinin çevresindeki mekanlardan birine gittik. Hoş bir mekana oturduk, bir şeyler yedik.

Ardından China Town'a geçtik. Zaten kaldığımız yer China Town'daydı fakat, yan tarafta kocaman bir alışveriş pazarı vardı. Oraya girdik ve alışveriş yaptık. Alışveriş bittiğinde otelimize geçtik ve bir şeyler içtik. Seyahatimizin şimdiye kadar olan kısmını kültür, mimari yapıları ziyaret ve biraz eğlence ile süslemiştim. Bundan sonra ki kısmı ise, tamamen eğlenceye ayrılmıştı. Singapur'da deliler gibi eğlenecektik.

Kuala Lumpur hoş ve güzel bir şehir. Gelmeden önce 2 günün yeteceğini düşünmüştüm. Gerçekten de öyle oldu. Hatta, seyahat planınız çok sıkışık ise 1 gün dahi geçirebilirsiniz. Ertesi sabah Singapur'a doğru yola çıkacaktık. Sakız çiğnemenin bile yasak olduğu bu ülkenin, yasaklar ülkesi olduğunu okumuştum. Fakat yasaklar çiğnenmek için vardır. :D :D :D

Singapur maceramız, planladığımdan ve hayal ettiğimden de güzel geçecekti. Her gün bir önceki günden daha eğlenceli olacaktı. Singapur'da nasıl eğlenilir? sorusunun cevabı gelecek yazılarımda olacak. Biiiizz eğlenmeyi de biliriz :P :P Şimdi birisi çıkıp sorar; Eyyy Gezgin Şişko, Siz kimsiniz yaaaaa! :D :D :D

Bir sonra ki yazıda görüşmek dileğiyle hoşça, mutlulukla, huzurla ve sağlıcakla kalın.


GEZGİN ŞİŞKO


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sahra Çölü

Herkese Merhaba, Ertesi gün erkenden kalktık. Kahvaltımızı ettik, yollara düştük. İlk durağımız Berberi köyünün ve bahçelerinin bulunduğu ...