10 Eylül 2017 Pazar

Singapur Gezisi - 3

Herkese merhaba,

Singapur'da ki bu son günümüzde, eğlenceden ziyade biraz da şehri gezmek gerektiğine karar vermiştim. Bu gece uçağımız kalkacak ve İstanbul'a doğru yola çıkacaktık.

Sabah kahvaltımızı ettik ve metro ile şehrin kurucusu olan Sir Thomas Stamford Raffles'in anıtına gittik. Bu güzel şehir için kendisine bir teşekkür etmeden şehri terk edemezdim... Ardından şehrin simgesi olan Merlion'a gittik ve Singapur fotoğraflarında gördüğümüz ünlü Marina Bay Sands Hotel'ini gördük. Arkadaşlarımızın bir kısmı Sentosa adasına giderek güneşlenmek istediler, ben ve bir arkadaşım China Town'a geçtik.

Sir Raflles Anıtı ve Merlion




China Town şehirde ucuza hediyelik eşya bulabileceğiniz ve fiyatların en uygun olduğu yerlerden birisi diyebilirim. İsminden de anlaşılacağı üzere, bu bölgede Çinliler yaşıyor ve mimari yapısı biraz farklı. Yemek yerleri fiyat olarak daha uygun ve her ne kadar Çin mahallesi olsa da dünya mutfağından  bir şeyler bulmak mümkün. Singapur'a giderseniz burayı es geçmeyin.

China Town'da biraz dolaştıktan sonra, Little India'ya gittik yani Küçük Hindistan. Metronun çıkışında başlayan Hint esintileri, sokağa çıkmamız ile birlikte Hint rüzgarına dönüştü. Burası da şehrin Hintlilerin yaşadığı bölümü olması sebebiyle Little India olarak isimlendirilmiş. Hindistan'a gitme şerefine daha nail olmadım fakat şehrin diğer yerlerinden o kadar farklı ki, Hindistan'ı anlatan belgeseller ve yazılardan okuduğum kadarıyla burası Hindistanlaştırılmış bir bölge diyebilirim. Şehrin diğer kısımlarından çok farklı, beklenmedik bambaşka bir dünya. Öğle yemeğimizi buradaki restoranlardan birinde yedik. Tabii ki de et yoktu :) :) Hatta yemeklerin fotoğraflarını da aşağıda görebilirsiniz. Heykellerin bulunduğu muhteşem bir dükkana girdik. El işçiliğinin bu denli güzel işlendiği bunca figürü bir arada görmemiştim. Üzerlerindeki fiyatlar haliyle pahalıydı. Birgün çok zengin olursam, geri dönüp muhakkak bayıldığım figürlerden bir kaçını alacağım ve dostlarıma hediye edeceğim.

Little India











Little India'nın ardından şehrin lüks bölgesi olan Orchard yoluna gittik. Evet evet, bir gün içerisinde bu kadar farklı kültüre ait oluşum, kültür şoku benzeri bir etki yaratıp beni şoka sokacak mı diye test ediyordum... Ama sonuç hüsran, hiçbir şey olmadı. Orchard yolunda dünyaca ünlü markaların mağazaları ve pahalı restoranlar bulmanız mümkün. ''Arkadaş ben rahatıma düşkünüm, hiç uğraşamam küçük Hindistan'mış, yok orta ölçekli Çin'miş, yandan çarklı İtalya'ymış.'' diyorsanız buyurun buraya. Diğer bir deyişle burası şehrin Nişantaşı'sı, Avrupai yüzü ve görülmesinde fayda var. Çok da şık bir yer ama benim mideme bir süre sonra, bu kadar düzenden ötürü ağrılar giriyor... Belki de ağrılar yediğim Hint yemeklerinden ötürü olabilir. :D :D Bilemiyorum. :D :D :D

Orchard Road



Orchard Road'dan ayrıldık ve hostelimize doğru yola çıktık. Arkadaşlarımızla hostel'de buluştuk. Ortak alana bıraktığımız çantalarımızı aldık ve havaalanına doğru yollara düştük. Uçağımız 1 saat kadar rötar yedi. Uzun bir yolculuğun ardından memlekete döndük.

Şimdi bu muhteşem seyahatten geriye anılar kaldı. Geriye dönüp baktığımda yüzümü gülümseten ve hatırladığımda mutlu olmamı sağlayan onlarca anım oldu. Seyahat etmek; yalnızken ayrı güzel, dostlarınla bir başka güzel oluyor. Her seferinde yalnız gitmeyi planladığım seyahatlerime muhakkak arkadaşlarım da katılıyor. İnsan arkadaşını gerçekten seyahat ederken tanıyor ve en azından kendim için söyleyebilirim ki; ne kadar doğru kararlar verdiğimi görmek beni mutlu ediyor. Sevdiğim dostlarımla seyahat etmek, onlarla anılar biriktirebilmek ve geçmişe beraber dönüp baktığımızda aynı duyguları paylaşabilmek dostluğu güçlendiren önemli ögeler diyebilirim. Seyahat etmek, insana bir çok şey kattığı gibi aynı zamanda bir mihenk taşıdır.

Seyahat etmekten korkmayın, Dünya sandığınızdan çok daha güzel bir yer. Haberler insanlara her zaman daha kötüyü gösterir ki, sistemin çarkları dönmeye devam etsin. Seyahat etmek sadece bir yerden başka bir yere gitmek değildir. Gittiğiniz ülkedeki insanları tanımak, kültürü biraz olsun anlamak ve milyarlarca insanın hem ne kadar farklı hem de ne kadar birbirinin aynı olduğunun farkına varmaktır. Güvenli alanlarınızdan çıkın. Belki de güvenli alan olarak gördüğümüz bu yerler, kendi düşüncelerimizle yarattığımız hapishanelerimizdir. Kendimizi hapsettiğimiz bu karanlıklara, bir uçak bileti alarak ışık yakabiliriz. Bir kere uçmayı öğrendiğinde, uçmaya cesaret etmediğin her gün için pişmanlık yaşamamak adına seyahat edin!

Bir sonra ki durağım Mağrip'in güzel ülkesi Fas. Bakalım ne maceralara mazhar olacağım. :) :)

Hoşça, mutlulukla, huzurla ve sağlıcakla kalın.


GEZGİN ŞİŞKO


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kazablanka Gezisi

Herkese Merhaba, En son seyahatimde Fas Krallığına gittim ve muhteşem bir gezi oldu diyebilirim. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanından, Ca...