22 Ekim 2017 Pazar

Marakeş Gezisi -1

Herkese Merhaba,

Bu yazımda Marakeş şehrini ne kadar çok beğendiğimi, tehlikeli olup olmadığını, tek başınıza ve aile ile gezenler için nasıl bir şehir olduğunu, gezilecek yerleri ve Fas toplumu hakkında genel görüşlerimi paylaşacağım.

Öncelikle Marakeş'i ben çok beğendim. Eğer keşmekeş hoşunuza gitmiyor ise bu şehir pek içinizi açmayabilir ama tabular yıkılmak içindir ve her seyahat insana bir şeyler katar. Tabularınızı yıkmak ve yarınlara başka birisi olarak uyanmak için çaba göstermeniz sizin yararınıza olacaktır.

İlk olarak belirtmek istediğim bir şey var ki; Marakeş güvenilir bir şehir. Ben hiçbir sıkıntı yaşamadım. Yolda size bir şeyler satmaya çalışanlar oluyor, adres göstermek ve biraz para almak için yanınıza yaklaşanlar oluyor, dilenciler de geliyor. Fakat bunların hiçbirisi sorun değil. Cevap vermeyin yürüyün gidin, peşinizi bırakıyorlar. Bu tipler bir çok ülkede ve turistik bölgelerde bulunuyorlar. Bizim ülkemizde bile mevcuttur! Güvenlik açısından aklınızda herhangi bir şüphe ve soru işareti kalmasın. Harika ve fantastik bir macera yaşayacağınıza sizi temin ederim. Ailenizle ve tek başınıza güven içerisinde gezebileceğiniz bir şehir burası. En başta insanların tipleri çok güvenilir gelmiyor ama inanın hiçbir sıkıntı yok. İçiniz rahat olsun, en az İstanbul'da olduğunuz kadar güvendesiniz. ;)

Sabah erkenden kalktım ve güzel bir kahvaltı ettim. Fas kahvaltı kültürü, bir çok ülkede olduğu gibi yine ülkemizin kahvaltısının yanında çok sönük kalıyor. Kahvaltıda; sade gözleme, krep benzeri bir şey, bal, marmelat, tereyağı ve ekmek vardı. Kahvaltı dahil geceliği için 10 Euro ödediğim bir riad düşünüldüğünde, kahvaltı mükemmeldi bile diyebilirim. Kahvaltının ardından Jemaa El Fna'ya doğru yürüdüm. Zaten konakladığım yer ile meydan, yürüyerek 5 dk bile değildi. Sabah saatleri olması nedeniyle meydan sakindi ve temizleniyordu. Bu meydan yüzyıllardır aynı kalmış ve yapısında herhangi bir değişiklik olmamış. Akşam saatlerinde tekrar uğramak üzere, yürüyerek Kutubiye Cami'ne gittim. Cami meydandan görülebiliyor. Cami 13. yy'dan kalma ve hoş bir yapı diyebilirim.

Sabah Saatlerinde Jemaa El Fna ve Kutubiye Cami




Cami'nin ardından Saadian Tombs'u yani Saadian Mezarlarını ziyarete gittim. Burası estetik açıdan dikkat çekici detaylara sahip, Saadian Hanedanına ait bir mezarlık. Giriş ücreti olarak 10 Dirhem ödüyorsunuz. 10 Dirhem = 1 Euro'ya denk geliyor ve tarihi bir mekan için alınan, gördüğüm en düşük ücretlerden birisi diyebilirim.

Saadian Mezarları





Mezarlık ziyaretinin arından El Badi Sarayına yürüdüm. Burası 16, yy'dan kalma ve Osmanlı mimarisinde yapılmış bir saray. Maalesef ki fazlaca tahrip edilmiş ve günümüze duvarlardan başka bir şey kaldığı söylenemez. Lakin yine de bahçelerini ziyaret etmek, güzel bir tecrübe oluyor. Giriş ücreti olarak yine 10 Dirhem ödedim ve tarihi yapılara giriş ücretlerinin bu kadar düşük olduğunu görünce fiyat politikaları çok hoşuma gitti. Bu yönüyle ülke benden bir puan daha kaptı diyebilirim. Fas kralı 6. Muhammed'e ve yetkililere buradan selamlarımı ve hürmetlerimi iletiyorum. :D :D

El Badi Sarayı




El Badi Sarayının ardından yine yürüyerek Bahia Sarayına geçtim. İslam mimarinin estetik açıdan, şimdiye kadar hayatımda gördüğüm en güzel yapısı burasıydı. Giriş ücreti yine 10 Dirhem... İçerideki o işlemeler, oymalar, tavan süslemeleri ve bahçe mükemmeldi. Saray çok kalabalıktı lakin, bu kalabalıktan şikayet edemeyeceğim. Gerçekten herkesin burayı görmesi gerekiyor. Bu estetiği ve inceliği görmek, beni çok huzurlu ve mutlu etti. Ağzım açık bir şekilde sarayı gezdiğimi belirtmeliyim. Saray'dan çıkarken rehber bir amca ile tanıştık. Türk olduğumu duyunca, bütün Faslılar gibi ilgi gösterdi ve oturup tatlı bir sohbet ettik. Faslılar çok cana yakın ve güzel insanlar diyebilirim. Ülkeye gitmeden önce, ben de bir çok blog okumuştum ve yazılarda halk hakkında pek güzel şeyler görmemiştim. Fas'a gidince hiç de öyle şeylerle karşılaştığımı söyleyemeyeceğim. Her ülkenin turistik bölgelerinde görebileceğiniz uyanıklıklar mevcut. Çok abartılacak bir durum yok. Zaten Fas insanları, bizim insanlarımıza benziyor. Yolda yürürken ve sohbet ettiğinizde çok büyük bir fark olmadığını siz de göreceksiniz.

Bahia Sarayı







Bahia Sarayından çıktım ve yine yürüyerek Jemaa El Fna'ya doğru giderken bir pastanede mola verdim. Churros ( İspanyolların bir çeşit tatlısı ) benzeri tatlılarından atıştırdım. Tadı güzeldi ve bizim damak tadımıza da uyuyor. Bu arada gördüğüm en uygun ücretli hediyelikler El Badi Sarayının etrafındaki dükkanlardaydı. O çevreden alışveriş yapabilirsiniz.

Meydana döndüğümde, sabah ki sakinlikten eser kalmadığını gördüm ve 700-800 yıldır değişmediği söylenen dokusuna şahit olma fırsatını yakaladım. Etraf tam bir karnaval havasındaydı. Yılan oynatıcılar, kınacılar, falcılar, maymun oynatanlar, dans edenler, masal anlatanlar, türlü türlü oyunlar, meyve suyu satıcıları ve yemek satıcıları ile doluydu. Bu kadar cümbüşün yanında, bir de at arabaları, otomobiller, eşek arabaları, motorlar ve bisikletli insanların aralardan geçmeleri ile olay iyice çığırından çıkmış gibi gözüküyordu. Bu kıyamet ortamı gibi gözüken meydan, o kadar eğlenceli ve otantik ki anlatmak ile bunu hayal edebilmeniz pek mümkün değil. Orada olmanız ve cümbüş halini deneyimlemeniz gerekiyor. Zaten bizden vize istemeyen bir ülke olması sebebiyle, pasaportunuzu aldığınız gibi basın gidin... Sırf bu deneyimi yaşamak için bile Fas'a gidilebilir. Meydanın etrafında bulunan kafelerden birisine oturdum ve meşhur nane çaylarından içtim. İlk kez içmem sebebiyle, ''şekersiz olsun'' demek aklıma gelmedi... Siz unutmayın lütfen! Yoksa bu kadar şeker yüklediğiniz bedeniniz, küçük bir koma haline girebilir :D :D :D Ben tatlı şeylerden pek hoşlanmadığım için, nane çayı aşırı şekerli geldi ama şekersizinin tadı güzeldi.

Jemaa El Fna




İlerleyen saatlerde kaldığım riad'a geri döndüm ve ertesi gün için Sahra Çölüne 3 gün 2 gecelik bir tur aldım. Tur alırken özellikle kumul tepelerini görmek istediğimi ve 1 gece çölde konaklamak istediğimi belirttim. Okuduğum bir çok blog'da, arkadaşların çölün % 90'ını oluşturan kurak arazide kaldıklarını görmüştüm. Bizim hayal ettiğimiz anlamda bir çöl görmek istiyorsanız; kaldığım riad'a giderek, sadece tur da satın alabilirsiniz. Ben tur ücreti olarak 80 Euro ödedim. Tur detaylarını bir sonra ki yazımda paylaşacağım.

Akşam aynı odada kaldığım John isimli birisiyle tanıştım. John 68 yaşında ve hayatı boyunca İngilizce öğretmenliği yaparak, dünyayı gezmiş bir gezgin ve hala da gezmeye devam ediyor. Akşam yemeğine beraber çıktık ve Fas'ın geleneksel yemeklerinden olan kuskus'u tatma fırsatı buldum. Aslında bizim bildiğimiz anlamda, makarna olan kuskus değil. Kuskus, ince bulgur ile yapılmış bir çeşit pilava verilen ad. Sebzeli, etli, tavuklu ve deniz mahsullü çeşitleri mevcut. Damak tadımıza da uyuyor diyebilirim. Yani Fas'da aç kalmazsınız :) :)

Yemek boyunca John'un hayat hikayesini dinlemek, beni çok mutlu etti. Hayatı boyunca hiç sürekli bir evi olmamış ve seyahat halindeymiş. Yolu ülkemize 3 kez düşmüş. Burada da bir çok dil okulunda çalışmış. Babasının diplomat olması sebebiyle kendisi Kenya'da, ortanca kardeşi Sri Lanka'da, en küçük kardeşleri ise Nepal'de doğmuşlar. Okullarını yine farklı ülkelerde bitirmişler. 2 kardeşi yerleşik hayata geçmiş ama kendisi bir türlü geçmek istememiş ve evlenmemiş. Kendi deyişiyle; '' Ben yollarda doğdum ve sanırım yine yollarda öleceğim...''. Hayat hikayesi beni derinden etkiledi. Artık asla unutmayacağım bir arkadaşım olarak hatıralarımda yaşayacak. Kim bilir; belki bir gün başka bir ülkede, yine yollarımız kesişir.

Bu güzel gecenin ardından yatağıma döndüm ve uykuya daldım. Ertesi gün çok heyecanlı bir maceraya çıkacaktım ve hayallerimden birisi olan Sahra Çölünü ziyaret etmek üzere yollara düşecektim. Bu yolculukta da onlarca arkadaş edinecek ve doğa harikası yerler görecektim.

Bir sonra ki yazıda görüşmek dileğiyle hoşça, mutlulukla, huzurla ve sağlıcakla kalın...


GEZGİN ŞİŞKO

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Jodhpur Gezisi -1

Tekrar merhaba, Jaipur'da ki Hostel'imizde en son kahvaltımızı ettik ve trene binmek üzere istasyona doğru yola çıktık. Tuk tuk i...