10 Aralık 2017 Pazar

Sahra Çölü

Herkese Merhaba,

Ertesi gün erkenden kalktık. Kahvaltımızı ettik, yollara düştük. İlk durağımız Berberi köyünün ve bahçelerinin bulunduğu dağların arasında bir yerdi. Benim çok ilgimi çektiğini söyleyemeyeceğim. Zaten Türkiye'den giden herhangi bir insanın köymüş, bağmış, bahçeymiş gibi konuların garibine gideceğini sanmıyorum. Onun için bu bölümde şaşırma olayını diğer Avrupalı arkadaşlarımıza bıraktım.

Bahçeleri gezerken yerel halktan birisi ile tanıştım adı Abdusselam'mış. Adam tam bir Türkiye aşığı çıktı ve bir daha o taraflara gidersem tur satın almamamı, onun evinde kalabileceğime ailesi ile tanışabileceğimi filan söyledi. Gerçekten Türkleri çok seviyorlar ve yardımseverler. Bahçeleri gezmenin ardından tekrar yollara düştük. Todra Gorge diye dağların arasında bir yere uğradık. Öğle yemeği yedik. Öğle yemeği için 100 Dirhem ödedik. Çok lezzetli ve güzeldi. Köfte Tajin yedim. Bizim ekşili köftenin susuz olanını düşünün, tajin isimli kabın içinde yapılıyor. Yemeğin ardından 3-4 saatlik bir yolculuk daha yaptık. Akşam üzeri Fas'ın çöle açılan kapısı Merzouga'ya vardık.

Berberi Köyü ve Bahçeler



Todra Gorrge




Gece kampta kalacağımız için çantalarımızdan sadece 1 gecelik malzeme almamızı söylediler. Diğer tüm eşyalarımızı çantalarımızla birlikte araçta bıraktık ve develerin olduğu yere doğru yürümeye başladık. Daha önce deve görmüş ama binmemiştim. Yanlarını yaklaştığımızda develer bildiğiniz böğürmeye başladı :D :D :D Ööögggggggghhh öggghhhh diye bağıran kocaman hayvanları düşünün... Üstüne binmek ister misiniz? Hayır! İnsanlar haliyle binmek istemediler. Lakin sonunda herkes develere bindi ve kumul tepelerine doğru yola çıktık. Güneş batmaya başlarken biz de develerin üzerinde, gün batımına doğru yolculuk ediyorduk. Işık gerçekten harikaydı. Ortam fotoğraf çekmeye çok müsaitti. Profesyonel makinem yok, zaten onu taşımakla da uğraşamam... Çektiğim tüm fotoğrafları da cep telefonumla çekiyorum :D :D 1 saat devenin üzerinde seyahat ettikten sonra devemden indim. Fotoğraf çekmek için yürümeye başladım. Bu arada daha önce karşılaştığım Türk çift de bizim kervandaydı. Çok güzel fotoğraflar videolar çektim. Eğer siz de gidecek olursanız deveden inin, ayakkabılarınızı çıkarın ve yürüyün derim. Pişman olmayacaksınız ;)

Sahra Çölüne Giriş 101





Develerle yaklaşık olarak 1,5 saat filan yol gidiyorsunuz. Güneş battıktan kısa bir süre sonra kamp alanına varmıştık. Bizim kaldığımız yerde kıl çadırlar vardı ve ışıklandırma 10-15 lamba ile sağlanıyordu. Özel çadırınız yok herkes bulduğu yere yatıyor. Su alabileceğiniz veya içebileceğiniz bir yer yok. Ben de çok zeki olduğum için suyu burada muhakkak bulurum diye düşünmüştüm! Yokmuş öyle bir dünya!

Daha önce tanıştığımız ama çok sıcak bir tanışma yaşamadığımız Türk arkadaşlarla bu sefer selamlaşmanın ötesine gittik. İngiltere'de yaşıyorlar isimleri Fatih ve Fatma'ydı. Akşam yemeğini beraber yedik, bana sularından verdiler :D :D Yemeğin ardından kampın az ilerisinde kumul tepelerinden birisine oturduk ve gece yarısına kadar muhabbet ettik. Bu arada kampta tuvalet yok. Çukur kazıyorsunuz gereğini yaptıktan sonra çukurun üstünü örtüyorsunuz. Orada tuvalet sorduğum bir Berberi'nin deyimiyle; '' Dünya kocaman bir tuvalet '' miş...

Kampın çevresinde de kamplar var fakat bildiğiniz hiçliğin ortasındasınız. Çöle doğru gitseniz, inanın sizi kimse bulamaz. Gökyüzünü daha önce de Norveç'te kuzey ışıklarını izlemeye gittiğimde yıldızlarla dolu görmüştüm. Çölde ise hem çok daha fazla yıldız görebiliyor, hem de Samanyolu Galaksi'sini çıplak gözle görebiliyorsunuz. Milyonlarca yıldızı ve koca bir galaksiyi görmek insanı çok etkiliyor. Özellikle çıplak gözle galaksi görebileceğimi hiç ummuyordum. Sadece yıldızların çok olacağını düşünüyordum ama yine de yıldızların çokluğu beklediğimden 50 kat filan fazlaydı diyebilirim. Bu deneyimi muhakkak yaşamanız gerekiyor. Dünya'nın en büyük çölünde bulunuyor olmanın vermiş olduğu his tarif edilemez derecede etkileyici bir tecrübeydi. Etrafınızda her ne kadar insanlar olsa da hiçlik duygusunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Çok güzel bir deneyimdi.

Gece 00:00'a doğru ışıklar kapanıyor ve ortalık zifiri karanlık oluyor. Bu durumda çadırlarımıza gittik ve yattık. Dışarıda biraz da olsa ışık vardı. Fakat çadırın içinde gözünüz açık veya kapalı hiç fark etmiyor. Bulduğum bir yatağa yattım ve gözlerim açık mıydı? kapalı mıydı? hiç bilmeden bir uykuya daldım.

Gece saat 04:00 civarında uyandım. Herkes uyuyordu ve ortalıkta sessizlik vardı ama bizim bildiğimiz anlamda bir sessizlik değil. Kifayetsiz bir sessizlik. Hiçlikten gelen bir sessizlik. Dışarı çıktım, gökyüzünde hiç yıldız kalmamıştı. Biz uyurken yıldızları toplamışlar. Gökyüzünün ortasına tüm heybeti ile dolunayı koymuşlar. Ortalık, ayın masalsı bir güzellikteki ışığıyla aydınlanıyordu. Sizi hiç kendi nefes alıp verişinizin sesi ve ayağınızı yere bastığınızda çıkan ses rahatsız etti mi? Bu ölüm sessizliğinde rahatsız ediyormuş. Biraz yürüdüm, kampın dışına doğru bir tepeye çıktım, 15 - 20 dk oturdum. Rüzgar esiyor, kumlar uçuşuyor, sen hiçbir şey düşünemiyorken; ay ışığının aydınlattığı, dünyanın boynunu süsleyen inciler misali uzanıp giden kumul tepelerine bakakalıyorsun. Bazen nefesini tutuyorsun ses çıkmasın diye... Ne kadar tutabilirsen artık! Bir süre sonra ürkütücü, garip ve rahatsızlık verici bir his kapladı içimi. Ben yalnızlığı severim ama yalnızlığın da boyutları varmış. Ben bu boyutunu aklımdan bile geçiremez mişim...

Oturduğum yerden kalktım, birisini uyandırmamaya çalışırcasına ağır adımlarla çadırıma doğru gittim. Önümdeki bez parçasını kenara itip, alıştığım sessizliğe geri döndüm. Yer yatağıma uzandım, gözlerim bu sefer kapalıydı sanırım... İçimdeki garip hisle birlikte tekrar uykuya dalmışım, uyanınca anladım...

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle hoşça, mutlulukla, huzurla ve sağlıcakla kalın.


GEZGİN ŞİŞKO

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Mısır Vizesi Nasıl Alınır?

Herkese merhaba, Kısa bir süre önce Mısır seyahatimi tamamladım ve ülkeye döndüm. İlk olarak vize süreci ve evrakı hakkında bilgi vermek i...