6 Ocak 2018 Cumartesi

Marakeş Gezisi - 2 ve Narkotik Maceram

Herkese Merhaba,

Öncelikle hepinize bol seyahatli ve tüm dileklerinizin gerçekleştiği muhteşem bir yıl diliyorum :) :)

Sabah erkenden kalktım ve kahvaltı ettim. Kahvaltının ardından yine yollara düştüm. Bugün Marakeş'te ki son günümdü. İlk durağım olan Medersa Ben Youssef'a gittim. Ben Yusuf Medresesi, Saadian Hanedanı döneminden kalma bir yapı ve çok hoş bir yer. Marakeş'te görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. O dönemlerde eğitim hayatı nasıldı? Öğrencilerin kaldığı odalardan, dersliklere kadar her türlü detayı görüyorsunuz. Ayrıca medresenin içinde duvarlardaki işçilik görülmeye değer. Daracık ve şekilsiz sokakların arasındaki büyükçe bir kapıdan girerek, böyle muhteşem bir yapıya ulaşmak insanı etkiliyor. Giriş ücreti olarak 20 Dirhem ödedim. Giriş ücretleri Fas'ta gerçekten ucuz ve her ülkede de böyle olması temennisi ile...

Medersa Ben Youssef





Medreseden çıktım ve yürüyerek Majorelle Bahçelerine gittim. Burası vakti zamanında bir Fransız ressam tarafından ev olarak kurulmuş ve bahçesindeki onlarca bitkiyi dünyayı gezerken toplayıp
 buraya ekmiş. Sonuç ise muhteşem. Bahçe çok büyük değil lakin dışarıdaki o kurak araziden küçük bir bambu ormanına girince insan etkilenmiyor değil... Giriş ücreti en pahalı yer burasıydı. 70 Dirhem giriş ücreti ödüyorsunuz. Mümkünse sabah erken saatlerde gitmenizi tavsiye ederim. Ben gittiğimde öğle saatlerini geçiyordu ve içerisi çok kalabalıktı. Daha erken bir saatte giderseniz, daha sessiz ve az kalabalık bir ortamla karşılaşabilirsiniz. Her köşe başında fotoğraf çekilen insanları görmek, bir süre sonra sinirlerinizi bozuyor :D :D :D Bahçe küçük ve içeriye alınan insan sayısında da bir kısıtlama yok maalesef ki. Yine de bahçe muhteşem ve büyüleyici bir güzelliğe sahipti.

Majorelle Gardens







Bahçeden çıktıktan sonra Jemaa El Fna'ya yürüdüm. Akşam üzeri olması sebebiyle, son günüm de olduğu için meydanda biraz takıldım. Bir süre sonra da riad'a geri döndüm. Yolda Türk arkadaşlarımla karşılaştım. Ertesi gün Kazablanka'ya beraber gideceğimiz hakkında teyitleştik. Riad'a gelen yeni arkadaşlarla tanıştım, biraz muhabbet ettik. Ardından çantamı topladım ve sabah yola çıkmak üzere hazır hale getirdim. Bu arada ertesi gün beraber yolculuk edeceğim arkadaşlar ile whatsapp'dan konuştuk. Otelleri şehrin dışındaydı ve otele gitmemi söylediler. Ben de tek başıma trenle geri dönmeye karar verdim. Çünkü otele gitmek için ödeyeceğim taksi parası zaten tren ücreti ile aynıydı ve trenle yolculuk etmeyi çok seviyordum :D :D

Ertesi gün trenim saat 10:20'de hareket edecekti. Daha doğrusu bu trene bilet almayı düşünmüştüm. Çünkü uçak saatim 18:15'teydi. İnternette 3,5 saatte Kazablanka şehrinde olacağımız yazıyordu. Fakat geliş treninden aldığım ders nedeniyle bir kaç saat geç kalabileceğimizi hesap etmiştim. Sabah erkenden kalktım kahvaltı ettim. Mehdi ile Mathilda'ya veda ettim. İkisini de İstanbul'a davet ettim. Mehdi beni taksiye kadar götürdü ve taksici ile konuştu. Jemaa El Fna'dan tren garına 20 Dirhem'e gittim. Tren garından dönüş için biletimi 95 Dirhem'e aldım.

Trene bindiğimde Naila isimli bir arkadaş ile tanıştım. Kendisi Pakistanlıymış ve Manchester'da yaşıyormuş. Kazablanka'ya günü birlik bir seyahat planlamış. Akşam treni ile Marakeş'e geri dönecekmiş. Trende bayağı bir muhabbet ettik. Tren tahmin ettiğim üzere, şehirde olması gerektiği saatte şehirde değildi ve önümüzde 1-1,5 saatlik daha yol gözüküyordu. Havaalanının orayı geçtiğimizden itibaren her istasyonda karşı peronda havaalanı treni olup olmadığını gözlemeye başladım. Kazablanka'da bulunan Casa Voyageurs tren istasyonuna 30 dk kala Casa Oasis isimli durakta havaalanı treninin durduğunu gördüm ve trenden hemen indim. Koşarak bilet aldım ve gelecek treni beklemeye başladım. Böylece 1 saate yakın zaman kazanmış oldum. Tren 15-20 dk içinde geldi ve havaalanına geçtim. Saat 16:00 civarında havaalanındaydım.

Önce check-in yaptım ve pasaport kontrolüne geçtim. Pasaport kontrolüne girdiğinizde, ülkeye girerken doldurduğunuz formun aynısını tekrar doldurmanızı talep ediyorlar. Ben pek umursamayıp konaklama kısmını boş bırakınca pasaport polisi nerede kaldığımı sordu ve o alanı doldurttu. :D :D :D Sonunda pasaport kontrolünden geçtim ve uçağımın kapısına ulaştım.

Uçağa bindim ve uçakta yeni insanlarla tanıştım. İstanbul semalarına ulaştık ve uçağın tekerleri pistle buluştu. Sonunda memlekete dönmüştüm. Bir yolculuk daha burada sona ermişti sanıyordum lakin başka bir hikayenin başlangıcıymış bu...

NARKOTİK MACERASI 

Uçaktan indim ve hızlı bir şekilde pasaporttan geçmek için aceleyle pasaport kontrolüne gittim ki; 1 uçak dolusu adam önüme geçmesin. Lakin pasaport kontrolünün girişinde elinde telefonla birisi beni çevirdi. Pasaportumu istediler. Pasaportu verdim ve siz biraz bekleyin dediler. Tabi ben şok oldum. Elinde bir telefon vardı, telefonda da kendi pasaport fotoğrafımı görüyordum... Neler döndüğünü anlayamadım. Neden beni durdurduklarını sordum, rutin bir kontrol dediler ve geçiştirdiler.

Ardından peşinden gitmemi söylediler. Hızlı geçişten beni geçirdiler ve havalimanının hiç görmediğim bölümlerine doğru yürümeye başladım. İleride bir odaya girdik. Odanın kapısında Narkotik Şube yazıyordu. Hayatında sigara dahi içmemiş, alkol kullanmayan bir adamı narkotiğe çekmek gerçekten büyük bir başarıydı :D :D :D

İçeriye girdim. Rutin bir kontrol olduğunu, çantamı arayacaklarını, çok fazla seyahat ettiğimi bu nedenle şüpheli gözüktüğümü söylediler. Eldivenleri takıp çantamı aradılar. Allahtan yanıma çok fazla bir eşya almamıştım. Fazla yormadım sevgili polislerimizi. Tabi çantam aranırken bana da sorular sorulmaya devam ediyordu. İkna olmamış olacaklar ki tatil fotoğraflarımı göstermemi istediler. Fotoğrafları açtım ve bakmaya başladılar. Yukarıdaki yazıda da görüleceği üzere bir süre sonra otların olduğu bir fotoğraf serisine geldi :D :D :D Hemen bir şey bulmuş edasıyla; ''burası neresi'' gibi sorular sordular. Tek tek açıkladım ve sigara bile içmeyen birisini bu odaya çektikleri için kendilerini tebrik ettiğimi ilettim. Tebriği kabul edip beni saldılar.

Artık narkotiğe de girmedim demiyorum. Çok güzel bir tecrübe oldu ve tabii bunun şuan farkına varıyorum. O akşam kendimi aptal gibi hissediyordum. En büyük soru işaretim neden beni durduklarına ilişkindi. Ertesi gün interneti biraz kurcaladığımda, Fas'tan gelen uçaklarda yolcu listelerinde önceden bir kontrol sağlandığı ve riskli gözüken yolcuların sorguya alındığı ilişkin haberler gördüm. Gerçekten de rutin bir kontrolmüş.

Böylece bir maceranın daha sonuna gelmiş oluyordum. Muhteşem anılar biriktirdiğim, yıllar sonra yalnız seyahat etmenin güzelliğini tekrar tecrübe ettiğim, harika bir serüven olmuştu. Seyahat etmek arkadaşlarınla ayrı güzel, yalnızken ayrı bir güzel oluyor. Her seyahat yeni bir tecrübe ve insana bir şeyler katıyor.

Bir sonra ki maceram Azerbaycan olacak. Vize işlemleri, Bakü seyahati ve can Azerbaycan hakkında yazacağım. Tabi bu arada Hindistan maceram için hazırlıklar da devam ediyor. İnstagram'dan seyahat fotoğraflarımı paylaşıyorum, soru sormak isterseniz benimle iletişime geçmekten çekinmeyin.

İnstagram adresim: merterkln


Bir sonra ki yazıda görüşmek üzere hoşça, mutlulukla, huzurla ve sağlıcakla kalın.


GEZGİN ŞİŞKO

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Mumbai Gezisi - 2

Merhaba Dostlar, Mumbai gezisinin 2. gününde planım varoşlar ve çamaşırhanelerin bulunduğu bölgeye gitmekti. Neden böyle bir ihtiyaç duydu...